Yemenliler Neden Hala El Kaide’ye Katılıyor?

Yemenliler Neden Hala El Kaide’ye Katılıyor?

Suudi Arabistan ve İran'ın düellosuna sahne olan Yemen'de gittikçe güçlenen alternatif bir yapı var.
Mepa Haber Merkezi

Abdulmecid el Hasni hapiste dört yıl geçirdikten sonra 18 Ekim 2012’de evinde geri döndü. Sana sokaklarında Yemen İstihbaratı (Ulusal Güvenlik Bürosu) tarafından tutuklanan Abdulmecid sadece 16 yaşındaydı.

20 yaşındaki bu genç adam, eve dönüp ailesiyle bir hafta geçirdikten sonra doğrudan El Kaide’nin yolunu tuttu. Abdulmecid, 22 Ocak 2013’te başkent Sana’nın doğusundaki El-Jawf’a düzenlenen bir drone (İnsansız Hava Aracı) saldırısında öldürüldü. Ağabeyi Bandar da henüz bir gün önce, Marib bölgesinde aracının drone saldırısının hedefi olması sonucu aynı kaderi yaşamıştı.

Bandar ve Abdulmecid, ailelerinin tek kaybı değil. Sadece altı ay içerisinde Hasni ailesinden üç kişi, Abdülmecid, 24 yaşındaki Abdullah ve 31 yaşındaki Bandar benzer şekilde öldürüldü.

Her şey büyük ağabey Bandar’ın 2005 yılında terör bağlantısı suçlamasıyla Yemen İstihbaratı (NSB) tarafından tutuklanmasıyla başladı. Yemen’deki ABD hedeflerine saldırı düzenlemeyi planlayan bir terör hücresinin üyesi olmakla suçlanıyordu.

Yemen İstihbaratına bağlı Ulusal Güvenlik Bürosu (NSB), ABD ve Yemen arasında imzalanan güvenlik anlaşması sonucu henüz yeni kurulmuştu. Yemen’in eski başkanı Ali Abdullah Salih çok geçmeden yeğeni Ammar’ı Güvenlik Bürosu’nun başına atadı. Büro, yeni kurulmuş olmasına rağmen kısa sürede ülkenin köklü istihbarat kuruluşu içerisinde oldukça etkin rol oynamaya başladı.

Bandar, hapiste üç yıl geçirdikten sonra mahkemede aleyhine açılan davada tüm suçlamalardan beraat ederek aklandı. Ailesine göre Bandar, Yemen İstihbaratının korku ve sindirme politikası nedeniyle üç yıl boyunca suçsuz olmasına rağmen cezaevinde tutulmuştu. Bu süre boyunca Güvenlik Bürosu ailenin evine gece baskınları düzenleyerek ev halkını tehdit ediyordu. En çok da Bandar’ın küçük kardeşleri Abdullah ve Abdul mecid’i…

Eski mahkûmlara yönelik baskı ve sindirme politikası, Yemen İstihbaratının sistematik olarak uyguladığı en temel politikaydı. Kuruluşundan itibaren Güvenlik Bürosunun memurları, eski mahkûmların kişisel hayatlarını taciz ettiler. Eski mahkûmlardan bazıları iş bulmaları halinde patronlarının tehdit edildiğini, ailelerini de sorguya almakta korkutulduklarını belirtti. Hasni ailesinin de diğerlerinden bir farkı yoktu.

Yemenli bir işadamının özel asistanı olarak çalışan Abdulmecid 2009 yılının Ağustos ayında patronuyla birlikte Ulusal Güvenlik Bürosu tarafından kaçırıldı. O dönemde 16 yaşında olan Abdulmecid, yaz tatilinde harçlığını çıkarmak için çalışıyordu. Patronu daha sonra serbest bırakıldı ancak Abdulmecid cezaevinde kalmaya devam etti.

Abdulmecid’in annesi, “Cezaevine onu ziyarete gittiğimde yalnız olmadığımı anladım” diyor. “Cezaevinin kapısında, on dört, on beş yaşındaki çocuklarını ziyarete gelmiş birçok anne görebilirdiniz” diye ekliyor.

Daha cezaevi duvarlarının arkasındayken çoğu El Kaide üyesi olarak tanıtılan o gençler, bugün Arap Yarımadası El Kaidesi’nde ön saflarda yer alıyor.

Abdulmecid’ten birkaç ay sonra da Yemen İstihbaratı bu kez gözleri bağlanmış halde Bandar’ı kaçırdı. 16 yaşındaki Abdulmecid’e hiçbir suçlama yöneltilmedi çünkü Abdulmecid, aynı yıl El Kaide’ye katılan kardeşi Abdullah ile takas edilmek üzere rehin alınmıştı.

Bandar defalarca Abdulmecid’in serbest bırakılması için Yemen İstihbaratına başvurdu. Abdulmecid’in, Abdullah’ın kararlarında hiçbir etkisi olamayacağını onlara anlatmaya çalıştı ancak bunun hiçbir faydası olmadı.

Arap Baharı ve El Kaide

Protestoların Sana sokaklarına yayıldığı 2011 yılında birçok Yemenli gibi Bandar da otoriter ve zalim olduğuna inandığı hükümeti devirmek için protestolara katılmaya karar verdi.

Mısır, Suriye ve Libya’da olduğu gibi Yemen’de de cihâdi hareketler devrimlerde yer alıyorlardı. Protestoları, yozlaşmış kukla rejimleri devirmek için bir şans olarak görüyorlardı. Onlardan çoğu, bu rejimlerin güvenlik ve istihbarat kuruluşlarının yaptıklarını kendi yaşadıklarıyla tecrübe etmişlerdi.

Cihat yanlıları rejimlerin devrilmesi talebini kısmen destekliyorlardı ancak daha sonraki barışçıl metotları kullanma konusunda hem fikir değillerdi. Adaleti hâkim kılmak için şiddet kullanmak bugün Arap dünyasındaki birçok genç tarafından meşru görülüyor. Çoğu, 50 ve 60’larda kurulan ulus devletlerin kendilerine hiçbir şey kazandırmadığını düşünürken bu devletlere karşı bir bağlılık da hissetmiyorlar. Haksızlık ve zulümle geçen yıllar, ilk olarak 2011’de kitlesel gösterilere, sonra da sivil savaşlara dönüşen sürece zemin hazırladı.

Esed’in, muhalefet hareketini radikalleştirmeye çalışarak Suriye’de yaptığına benzer uygulamaları Yemen istihbaratı da aynen kullandı. Yemen İstihbaratı yüzlerce mahkûmu serbest bırakmasına rağmen eski mahkûmları takip etmeyi ve ailelerini taciz etmeye her geçen gün artırarak devam etti.

Bandar’ın kız kardeşi, Güvenlik Bürosu’nun 2011 yılında ağabeyine “artık güvenliğini daha fazla garanti edemeyeceklerini, tek seçeneğinin Yemen’in güneyindeki Abyan’da bulunan eski cezaevi arkadaşlarına katılmak olduğunu” söylediklerini belirtiyor. 2012 yılının Nisan ayında ise El Kaide, Abyan’da kontrolü ele geçirdiğini duyurdu. Bandar yalnız değildi; aynı yıl hükümet güçleri Abyan’ı yeniden aldığında yakalanan eski mahkûmların çoğu aynı hikâyeyi anlattı. Abyan’a gitmeleri emredilmişti.

Ailesine göre Bandar El Kaide’ye hiç katılmadı ve 2012’nin ortalarından itibaren ailesine geri dönme talebiyle Yemen İstihbaratıyla iletişime geçti. Bandar’ın girişimlerine rağmen Yemen İstihbaratı isteğini kabul etmedi.

Devrim Sonrası

Hasni ailesi 2012 Temmuz’unda oğulları Abdullah’ın, Abyan’da El Kaide ve Yemen Ordusu arasındaki çatışmalarda öldürüldüğü haberini aldı. Abdullah, Hasni ailesinin parçası olmak istemediği bir savaşta yitirdiği ilk aile ferdiydi.

2012 Ekim’inde Abdulmecid sonunda cezaevinden çıktı ancak ailesine göre hapiste geçirdiği dört yıl oğullarını değiştirmişti. İntikam hırsıyla yanıp tutuşuyordu. Abdulmecid’in ablası, “ Çok değişmişti. Her zaman sinirliydi ve cezaevinde gördüğü işkenceleri unutamıyordu.” diyor. Hâlbuki cezaevi arkadaşlarından birinin ifadesine göre Abdulmecid dindar birisi bile değildi.

Abdulmecid cezaevinden tanıdığı aynı kişilere katılmadan önce ailesiyle bir hafta geçirdi. Evden ayrıldıktan birkaç ay sonra aile, kötü haberi aldı.

21 Ocak 2013’te Bandar, Marib’e düzenlenen bir drone saldırısında öldürüldü. Ölmeden birkaç gün önce ailesine, Sana’ya dönmek için Yemen İstihbaratını ikna etmeye çalıştığını söylemişti. Sadece bir gün sonra kardeşi Abdulmecid’in de akıbeti aynı oldu.

Hasni ailesi, Yemenli sıradan bir aile. Onlara baktığında aşırı dindar bir aile izlenimi göremezsin ancak yaşadıkları hayat şartları El Kaide’yi hayatlarının bir parçası haline getirdi.

Ulusal Güvenlik Bürosunun (NSB) hala El Kaide içerisinde aktif onlarca ajanı var. 2013 yılında Güvenlik Bürosu ve Ulusal Diyalog arasındaki bir toplantıda Büro temsilcisi Muhammed el Hadir gururla şöyle konuşuyordu: “ Biz, El Kaide’ye sızmayı başaran tek istihbarat kuruluşuyuz.”  Büro’nun ‘sızmak’tan anladığı, Hasni ailesinin yaşadığı gibi, onlarca genci El Kaide’ye katılmaya itmekten ibaret.

Eylül 2014’te Husiler başkent Sana’yı ele geçirdiği zaman, Ulusal Güvenlik Bürosu binası şehirde işgal edilmeyen hükümete bağlı tek yapıydı. Ülke iç savaş durumunda olmasına rağmen Büro rahatça çalışmaya devam etti.

Arap Yarımadası El Kaidesi ise ülkedeki çatışma ortamından yararlanarak birçok bölgeyi kontrol altına almayı başardı. Ulusal Güvenlik Bürosu’nun “ kontrol altına almak için canavarı büyütme” politikası ise çöktü. El Kaide artık büyük ölçüde kontrol dışına çıkmış görünüyor.

El Kaide, üst düzey liderlerini kaybetmiş olmasına rağmen bir fikir olarak varlığını sürdürüyor. Gençler, hiçbir zaman olmadığı kadar yüksek oranda adaleti hâkim kılmak için zalimlere karşı şiddet kullanmanın tek seçenek olduğuna inanıyor.

Baraa Shiban, Yemenli bir insan hakları aktivisti.

Middle East Eye tarafından yayınlanan bu makale Mepa News için tercüme edilmiştir.