Makdisi cevap verdi: Dış yardım almak 'caiz' mi?

Makdisi cevap verdi: Dış yardım almak 'caiz' mi?

Küresel cihadın ideolojik kanadının tanınan isimlerinden Ürdünlü din adamı Ebu Muhammed El Makdisi, tartışmalı konuda fikrini beyan etti.
Mepa Haber Merkezi
'Küresel cihat' düşüncesini temsil eden önemli fikir adamlarından biri olan ve gerek cihat yanlıları arasında, gerekse yerel ve uluslararası arenada sık sık sözleri ve görüşleriyle tartışılan Ebu Muhammed El Makdisi, dış devletlerden yardım alması hususunda görüşlerini beyan etti.
 
Makdisi’ye, kendisinin bu konuda yoğun eleştirilere maruz kaldığı hatırlatılarak Müslüman olmayan yahut İslami kurallara göre yönetilmeyen 'tağut' devletlerden yardım alınmasının 'tekfir edilmeye' sebep olup olmayacağı soruldu.

Ürdünlü din adamına resmi sitesi aracılığıyla şu soru yöneltildi:

Soru: Şeyh öyle gözüküyor ki, dışarıdan yardım alma konusuna odaklanmışsınız. Hatta size buğuz ettiler ve kötü göstermek için uğraştılar. Peki, tağuti sistemlerden yardım almanın tekfire sebep olduğunu veya tekfirin bir alameti olduğunu düşünüyor musunuz?

Makdisi ise cevabında şunları kaydetti:

"Sadece dış yardım almak tekifre sebep değildir"

“Tağutların ve onların sistemlerinden sadece yardım almak tekfirin sebeplerinden bir sebep değildir” sözüyle cevabına başlayan Makdisi şöyle devam etti: “Ve yakinen biliniyorsa da bununla tekfir etmek caiz değildir. Kesin olmayan bir şey üzerinde zanda bulunup tekfir etmelerinin yanı sıra; bazıları yardım alanın yardım edenin sistemine yakınlık duyduğu zannıyla hareket ettiler ve bunu tekfir sebebi saydılar. Zan yapmakla ve muhtemel olan tahminlerle tekfir etmek caiz değildir. Özellikle rejim ve gruplar arasında ki çıkar çatışması beraberinde bazen yardım almalarına sebep olabilir. Destek alanların, minnet, ihtiyaç, korku ve rağbet altında kalması destekçilerle dostluk kurmalarını gerektirmez.”

"Yardım karşılıksız değil, dış güçler iki yüzlü" 

Dış devletlerin ve “tağutların” hiçbir yardımı karşılıksız olarak vermeyeceğinin altını çizen Ebu Muhammed El Makdisi, cihat yanlısı grupların böylesi devletlerin yardımların mümkün olduğunca kaçınması gerektiğini belirtti. Makdisi, dış destek veren ülkelerin aslında düzenledikleri konferanslar ve “teröre karşı” yürüttükleri faaliyetlerle “mücahitlere komplo kurduğunu” iddia etti. Ürdünlü din adamı farklı dünya görüşlerine ve farklı amaçlara sahip olan devletlerin cihatçılara verdiği desteğin “samimi ve iyi niyetle olmayacağı” görüşünü şu kelimelerle ifade etti: “Yardımda bulunan tağutlar diğerleri gibi mücahitlere komplolar kurmak için ‘terörle mücadele’ konferanslarına katılırlar. Konferanslarının en önemli talimatları ve ittifaklarının en belirgin maddelerine ‘’terörü destekleyen kaynakları kurutmak’’ adını vermektedirler. Hatta onlar aldıkları bu kararları hapisteki mücahitlerin ailelerine baskı yapmak ve şehitlerin dul kadınlarına ve çocuklarına yardımları kesmek için tatbik ederler. Onlara yardım edenleri ve ihtiyaçlarını karşılayanları hapse atarlar. Bunlar bilinen şeylerdir. Bu olaylardan uzak olanlardan başka kimse bunları inkâr edemez. Peki, hal böyleyken, Allah’ın kanunlarını kayıtsız şartsız hükmettirmek için uğraşan bir mücahide mallarını fazlaca vermek hangi akla uyar? Terörle mücadele konferanslarına davet edilen devletlerin aldıkları kararlar veya imzaladıkları anlaşmalar buna izin verir mi? Bilindiği gibi rejimler hayır topluluğu değildir. Onun için yardımı kabul eden gruplar ya destek aldığı sistem tarafından idare edilir ya da onların istekleri ve çıkarları doğrultusunda siyasetlerine etki eder. Ve yapılan bütün baskılara boyun eğerler. Her sistemin gerçekleştirmek için mallarını harcadıkları çıkarları vardır. Bir kuruşu dahi ancak çıkarları olduğu zaman harcarlar.”

"Dış yardım almayan gruplar 'Allah'ın bereketiyle' daha güçlü"

Meselenin İslam hukuku alanındaki boyutuna da değinen Makdisi, dış yardım alan bir kişinin yahut grubun durumuna ilişkin görüşünü şöyle belirtti: “Bununla beraber sadece yardım aldığı şüphesiyle tekfir edilmez. Bilakis yardım alanın fiili durumuna göre, eğer yardım alan kişi, yardım eden tağutları dost edinir ve Müslümanlara karşı onlara destek verirse, gönderilen yardım veya başka bir şey olsun yardımlarından dolayı onları dost edinip, hareket ettikleri gibi hareket eder ve demokrat veya laik bir devletin ikamesi için onlarla anlaşma yaparsa bu tekfirin sebeplerinden bir sebeptir.” Makdisi şüphelerle hareket edilerek ve delillere dayanılmadan böylesi bir kanıya varılmaması gerektiğini söyledi. Ürdünlü din adamı savaş sahasındaki cihatçı gruplardan dış destek almayan bir kesiminin bulunduğunu ifade ederken, bu gruplarla ilgili şunları söyledi: “Şam sahasındaki en güçlü gruplar dışarıdan yardım almamaktadırlar. Bundan dolayı Allah cihatlarını mübarek kıldı. Bazılarının ise, yardım alan çoğu gruptan daha güçlü silahları oldu.”
 
“Cihat yolunda olan kişilerin” siyasi açıdan da İslam hukuku açısından da böyle bir destekten kaçınmasının daha doğru ve yararlı olduğuna değinen Makdisi, cihatçı grupların “Allah dışında hiç kimseye boyun eğmemeleri gerektiğini” dile getirdi.

"Usame bin Ladin almış olsaydı bile bu şeri bir delil olamazdı"

Yaşamını yitirmesinin üzerinden 5 yıldan uzun süre geçmesine rağmen hala daha küresel cihat denilince akla gelen isim olan Usame bin Ladin’in ve Afgan Talibanı’nın hakkında “dış yardım aldıkları” iddiasının bulunduğu kendisine hatırlatılınca Makdisi şu şekilde cevap verdi: “Bu iddia doğru olsa da bunu mübah kılan veya caiz gören şeri bir delil yoktur. Sahabe ve tabiinin (sahabeden sonra gelen nesil) fiilleri helal ve haram kılmak için az da olsa şeri bir delil olarak belirleyici değildir.”
 
Sadece dış yardım aldığı için bir kimsenin tekfir edilemeyeceğini dile getiren Makdisi, “tağutlarla” dost olmak konusunda cihatçı grupları uyardı. Özet olarak, dış güçlerden çokça yardım almanın “cihadı ve mücahitleri güçsüzleştireceğini, bağımlı hale getireceğini ve küresel cihat hareketine ciddi zarar vereceğini” belirten Makdisi böyle bir hareket kimden gelirse gelsin meşru görülemeyeceğini söyleyerek sözlerine son verdi.

Kaynak: Mepa News