Türk savunma sanayiinde %100 yerli ifadesi ne kadar doğru?

Türk savunma sanayiinde %100 yerli ifadesi ne kadar doğru?

''Uygulanan ambargonun bazı faydalarını inkar edemeyiz. Fakat bu vaziyet 'iyi ki bize ambargo koyuyorlar' cümlesine de sebep olmamalı''
Mepa Haber Merkezi

Bünyamin Ekmen | Kelâmbaz

2002 yılında 1 milyar dolar olan savunma sanayi ciromuz 2017’de 7 milyar dolara kadar çıktı. Yerli ve milli helikopter, güdümlü füze, harp gemileri derken bir çok proje hayata geçti. Altay tankı gibi bazı projeler de halen seri imalata geçmeyi bekliyor. Bu projeler, milletimizin gurur ve motivasyon kaynağıdır. Yüz yıldan fazladır piyade tüfeğini bile ithal eden bir ülke için bu gelinen nokta şüphesiz gurur verici.

İnsanımız arasında pek çok kimsenin, üretilen bu silahlara güvenerek “Biz olduk, bu iş bitti” gibi düşüncelerin havasına girdiğini görüyoruz. Ancak dünyanın bizden ibaret olmadığını, başka milletlerin de çalışmaya, üretmeye devam ettiklerini hiçbir zaman unutmamak gerekiyor. Morallerin dibe battığı zamanlarda, moral vermenin, gurur ve motivasyonun zirve yaptığı zamanlarda ise tehditlere, problemlere odaklanmalıyız. Bu vesileyle bir makina mühendisi ve imalatçı gözüyle savunma sanayimizdeki zayıflıklara ve problemlere dair gözlemlerimi paylaşacağım.

%100 Yerli mi?

Savunma sanayi, siyasi propaganda için çok elverişli bir mecra. Nitekim Hitler Almanyası’nın, Sovyetler’in propaganda afişlerinde milli silahlarının ön plana çıkarıldığını görürsünüz. “%100 Yerli” ifadesi de biraz propaganda biraz da siyasi menfaat icabı son dönemlerin gözde sloganı. Bir de tık canavarı haber sitelerinin “Dünyada sadece Türkiye’de var, %100 yerli” gibi haber başlıkları işin içine girince, konuya hakim olmayan vatandaş, projelerin gerçekten böyle olduğunu sanıyor.(Ben de “Savunma Sanayimizin Anlatılmayan Yüzü” yerine “Savunma Sanayimizin Sıkıntıları” gibi basit bir başlık kullansaydım, belki de şu an bu yazıyı okumuyordunuz.)

Sovyet Propaganda Afişi

 

Halbuki yetkililer tarafından açıklanan %50-60 yerlilik rakamları bile tartışmalı. Şöyle ki, bir firma tank çekicisi ihalesini alıyor. Çekicinin hidrolik sistemini komple bir mühendislik firmasına taşere ediyor. Bu firma da gerekli projeyi çizip, projedeki ürünleri de çekiciyi üreten firmaya tedarik ediyor. Hidrolik sistemi projelendirip, tedarik eden firma, parçaları yerli veya yabancı kimden alırsa alsın, artık çekicinin hidrolik bölümü yerli olarak kabul ediliyor. Sistem projelendirmek, devreye almak da şüphesiz önemli bir safha ama bu o sistemi tabii ki %100 yerli yapmaz.

Ambargo

Son dönemlerde çeşitli ülkelerden savunma sanayi ürünlerine yönelik ambargo haberleri okuyoruz. Bu haberlerin ardından siyasilerimiz ve özellikle klavye mühendislerimiz, “Ne olacak canım, biz üretiriz, ambargonun devri geçti” diye cümleler kuruyorlar. Fakat piyasanın içinden baktığınızda kazın ayağı pek de öyle değil.

Japon-Alman Ortaklığında Üretilen Yüksek Kaliteli CNC Torna

En temelden başlayalım. İmalatta kullanılan en yaygın şekil verme metodu talaşlı imalattır. Talaşlı imalatta kullanılan Japon ve Alman menşeili makina üreticileri, sattıkları CNC torna, işleme merkezi vb. tezgahlarda, silah veya başka bir savunma sanayi ürünü imalatına izin vermiyorlar. Makinalarını satarken bu şartları sözleşmelerinde hususen belirtmektedirler.

Yine İran başta olmak üzere yasaklı listedeki ülkelere bu makinaların ikinci el olarak satışı bile kesinlikle yasaktır. Bu yasaklar kağıt üzerinde de kalmıyor. Ülkemizde İHA üretimi yapan meşhur bir firmanın, kullandığı CNC makinalarındaki sözleşme şartlarından dolayı başının ağrıdığını yakinen biliyorum.

Av tüfeği imalatı yapan firmalar dahi genelde Tayvan makinaları kullanıyor. Bunların da işleme hassasiyetleri daha düşük(Sözleşmeye sadece av tüfeği üreteceğim şerhi düşerek Japon makinası almış olanlar da olabilir). Hal böyle iken, bu en temel CNC makinaların dahi ülkemizde ciddi bir üreticisi bulunmadığı gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Hele daha hassas olan dişli tezgahları, taşlama tezgahları vb. makinaların ise hiç üreticisi yoktur.

Kuzey Kore CNC Programı

Bugünlerde ulaştığı nükleer kapasite ve kıtalarası füze teknolojisi ile başta komşuları Japonya ve Güney Kore olmak üzere Amerika’yı da tehdit eden Kuzey Kore, 90’lı yıllarda CNC tezgahlar konusunda program başlatmıştır. Konunun uzmanları, Kuzey Kore’nin çeşitli ülkelerden edindiği makinalardan tersine mühendislik metoduyla geliştirdiği makinaların, nükleer tesisin özellikle önemli olan yüksek devirli santrifüj imalatı gibi bölümlerinin imalatında kullanıldığını ifade ediyorlar. Kuzey Korede hal böyleyken diğer yandan bizim MKE, yıllar önce universal torna tezgahları üretirken, kendini geliştiremedi ve CNC devrine geçemeden torna imalatını bıraktı.

Kuzey Kore Lideri  Bir İmalathaneyi Denetliyor
Kuzey Kore CNC Programı Propaganda Çalışmaları

 

Hassas ve kritik parçaların imalatında en önemli hususlardan birisi de ölçümdür. Daha çok kalite yönetim için kullanılsa da ölçmeye dair meşhur bir söz vardır; ölçemediğin şeyi iyileştiremezsin. Savunma sanayiinde kullanılan bir çok malzeme çok yüksek hassasiyette üretilmektedir. Bu malzemeleri imal eden makinalar kadar onları ölçen alet ve ekipmanları da çok özeldir.

Bu tür ölçme makinaları genelde Almanya, Japonya, İsviçre tarafından üretilmektedir. Bu tür makinaların üreticisi de ülkemizde yok gibidir. Yurt dışından alacağınız bu makinaların sözleşmelerinde de “silah imalatında kullanılamaz” ibaresi bulunduğunu söylememe gerek yok sanırım. Savunma sanayi dışındaki sektörlerde de bir çok üst düzey teknolojiye sahip makine, üretici firmalar tarafından keyfi sebeplerle Türkiye’ye satılmamaktadır.

Yan Sanayi

Sanayi bir bütündür. Tek başına savunma sanayinin gelişmesi düşünülemez. Almanya, İtalya, ABD gibi ülkelerde neredeyse bütün sanayi dallarında uzmanlaşmış firmalar mevcut. Yerli uçak yapmaktan bahsediyorsanız en basitinden alüminyum teknolojisinde çok iyi olmanız gerekir.

Bugün en temel ve basit sızdırmazlık elemanı olan conta bile mevzu uçak, roket olunca çok ciddi teknik altyapı gerektiriyor. Eğer bütün sektörlerde, dünya klasmanında imalatçılarınız yoksa mecburen dışa bağımlı oluyorsunuz. Savunma sanayine hizmet verenler müstesna olmak üzere KOBI’lerin büyük bölümünün arge kabiliyeti, olması gerekenin çok uzağında kalıyor.

Kıbrıs barış harekatı sonrası bize uygulanan ambargonun bazı faydalarını inkar edemeyiz. ASELSAN bu ambargo sonrasında kuruldu. Fakat bu vaziyet “iyi ki bize ambargo koyuyorlar” cümlesine de sebep olmamalı. Çünkü halen daha çok temel alanlarda dahi dışarıya bağımlıyız.