1. YAZARLAR

  2. Muhammed Atta

  3. İdlib'de direnişçi gruplar arasında neler yaşanıyor?
Muhammed Atta

Muhammed Atta

Aktivist, ilim adamı.Yazarın Tüm Yazıları >

İdlib'de direnişçi gruplar arasında neler yaşanıyor?

A+A-

Gelişen olaylarına yetişmekte zorlandığımız Şam sahası yeni bir badireden geçiyor. Hama kırsalı savaşları sırasında arka hatları boş bulan Zenki Hareketi’nin Hey’et Tahriru'ş-Şam'a yönelik bazı askeri hamlelerde bulunması ilk etapta bölgesel bazı anlaşmazlıklar olarak algılandı ve sulh yoluyla anlaşmazlıkların en hızlı şekilde bitirilmesine çabalandı. Ancak Hey’et yöneticilerine ve şer’ilerine yönelik yürütülen suikast girişimlerinin artması ve bazı suikast eylemlerinin ardında Zenki Hareketi’nin izinin bulunması, Hareket hakkında ciddi kuşkular doğurdu. Eylem sırasında yakalanan bazı kimselerin itirafları Zenki Hareketi liderlerini ciddi telaşa sürüklemiş olacak ki, kendilerine yakın olan bazı grupları da arkalarına alarak Hey’et’e yönelik büyük bir saldırı başlattılar. Saldırıya destek veren başlıca yapılar, Ahraru’ş-Şam ve Sukuru’ş-Şam grupları oldu. Daha önce Hey’et ile bu gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar, fırsat sayılabilecek böyle bir hamleye katılmalarının başlıca nedeni kabul edilebilir.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak bir de Fırat Kalkanı bölgesi-İdlib arasında bulunan Afrin yolunun açılması koşulların köklü bir değişime uğraması ile sonuçlanabileceğinden, bazı yapılar ayakta kalabilmek için Türkiye destekli Fırat Kalkanı yapısı içerisine girme ihtiyacı duydular. Henüz Afrin operasyonun ilk dönemlerinde elle tutulur bir ilerlemenin olmadığı bir zamanda “Kadimun Ya İdlib” (Geliyoruz ey İdlib) naraları atan ÖSO grupları, daha ilk hamlelerinde asıl hedeflerinden birisinin İdlib olduğunu açığa vuruyorlardı. Aynı şekilde bazı Türk yetkililerin açıklamalarında İdlib’den söz etmeleri de, Fırat Kalkanı eşliğinde İdlib bölgesine düzenlenmesi muhtemel bir operasyonun sinyallerini verilmekteydi.

Yaşanan önemli gelişmelerden bir diğeri ise, Zenki Hareketi liderlerinin, PYD ile Afrin’de ve diğer bölgelerde askeri olarak ortak hareket eden "Suvvaru Suriye" yapısıyla olan ilişkisinin görüntülü itiraflarla ortaya çıkmasıydı. İtiraflarda, daha önce PYD/PKK saflarında Rakka’da IŞİD’e karşı savaşan “Suvvaru Suriye” örgütü üyelerinin para karşılığında HTŞ ile savaşmak için İdlib bölgesine girdikleri belirtilmekte. Yine sosyal medyaya sızdırılan bir ses kaydında, Zenki Hareketi siyasi liderlerinden Hüsam el-Atraş’ın, Hasan ed-Duğaym’in Suvvaru Suriye’den olan yakınlarını istemesi üzerine, 'biraz daha sabretmesini talep edip onların da kendilerinden olduğunu söylemesi' var olan ilişkinin daha derin boyutlarda olduğunu ortaya çıkardı.

Taraflar arasında yaşanan çatışmalarda, Nusayri rejimini sevindirecek şekilde, hem her iki taraftan hem de halktan kayıplar var. Bununla birlikte dikkat çeken husus ise, “Cebehetu Tahriru Suriye” (CTS) adlı yeni oluşumun çatışmalar sırasında göstermiş olduğu ilkesiz savaş biçimiydi: Saldırı esnasında birçok bölgede, öncelikle ağır silahlar kullanıldı ve ardından Müslüman halkın ailelerinin ve çocuklarının durumu gözetilmeden şiddetli saldırılara geçildi. Bu durum HTŞ’nin birçok bölgeden ciddi bir mukavemet gösteremeden geri çekilmesine neden oldu. Zira Müslüman sivillerin kayıplarının gözetilmediği bir savaşta, kaybeden herkes olacaktır. Bu gerileme üzerine kibre kapılıp daha aşırı söylemler geliştiren CTS tarafları, HTŞ’nin bulunduğu bölgelerde bulunan halkları açıktan bombardımanla tehdit etmeye başladılar. Zenki komutanlarından birisi daha da aşırıya giderek, 'HTŞ liderlerinden bazılarının eşlerine çirkinliklerde bulunacağını' söyledi. Zafer coşkusuyla kontrolden çıkan grup üyeleri, HTŞ mensuplarına ve muhacirlere ait olan evleri yağmaladılar. Bazı yerlerde durum, HTŞ yakınlarına saldırılara kadar vardı. Yağmalanan bazı evlerde, arta kalan eşyalar evle birlikte ateşe verildi. Maalesef bu türden uygulamalar bizlere Nusayri rejiminin ve Rafızilerin tutumlarını hatırlatmakta.

Yaşanan yoğun çatışmalar üzerine her iki tarafın bölgelerinin daha da belirginleşmeye başlamasıyla savaşın seyri de belirli bir şekle girdi. Sivillerin zarar görme olasılığının azaldığı yeni koşullarda HTŞ unsurlarının saflarını yeniden düzenleyip karşı hamleler başlatmasıyla, CTS üyeleri ciddi bir mukavemet gösteremeden bölgelerini hızla terk etmeye başladı. Bu kadar kısa bir süre içerisinde çeşitli zulümlere imza atan CTS’ye karşı halk protestolar düzenledi ve farklı kanallarla HTŞ’den yardım taleplerinde bulundular.

Yeni kurulan CTS yapısının ilk savaşını devrimci bir gruba karşı vermesi, yapının amacının ne olduğuna işaret etmesinin yanında, halk tarafından böyle bir tutumun oldukça yadırganmasına neden oldu. Ayrıca yapının çatısını oluşturan Zenki Hareketi’nin, daha öncesinde HTŞ ile birleşip Ahrararu’ş-Şam’a karşı mücadele etmesi ve aralarında çok sert çekişmelerin yaşanmasından sonra, bu kez Fırat Kalkanı gruplarıyla birlikte HTŞ’ye karşı bir savaş başlatması, bu grubun pragmatist yapısının bir tezahürü olarak gözükmekte.

Tüm bu olayların yaşandığı bir sırada Fırat Kalkanı bölgesinde İslami Konsey üyelerinden Hasan ed-Duğaym’ın açık bir şekilde, 'Nusayri ve Durziler’inde yönetime gelebileceğini ve yönetim olarak demokratik bir yapıyı istediklerini belirtmesi', İslami devrimci gruplar tarafından ciddi tepkilerle karşılandı.

Suriye Âlimler Birliği’nin HTŞ hakkında yaptığı hakaret dolu açıklamalar ve delilsiz ithamlar ise, hem HTŞ üyeleri hem de halk arasında aksi tepkiyle karşılanmakta. HTŞ'nin devrimin en başından beri en ön saflarda görmeye alışık oldukları ve son olarak Hama kırsalı savaşlarında en büyük bedeli ödeyen yapı olması hasebiyle, saha dışından gelen bu türden açıklamalar, bu açıklamaları yapanların devrimin ilkelerine ne kadar bağlı oldukları hususunda kuşkular uyandırmakta.

Kaynak: Telegram

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 3797 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.