1. YAZARLAR

  2. Muhammed Atta

  3. Rusya Suriye'de ne yapmak istiyor?
Muhammed Atta

Muhammed Atta

Aktivist, ilim adamı.Yazarın Tüm Yazıları >

Rusya Suriye'de ne yapmak istiyor?

A+A-

Rusya Suriye'deki son hamlesiyle ne yapmak istiyor?

İşgal yöntemlerini Suriye’de daha bir geliştiren Rusya, Ğuta, Kalemun, Der’a ve Humus’u uzlaşma yoluyla ele geçirdikten sonra, İdlib için de aynı yöntemi birkaç koldan denedi ve karşısında askeri operasyonun dışında bir seçeneği bulunmadığı sonucuna vardı.

Sözde “gerginliğin azaltılması” anlaşmalarıyla zaman kazanarak bölgeye saldırmak için bir seneden daha fazla bir süredir hazırlık yapan Rusya, Ramazan ayının arifesinde operasyonunu başlatma kararı aldı. Saldırı noktası olarak belirlediği bölgeyi çok geniş bir açıyla yoğun bombardımana tutan Rusya ve Esed rejimi, bölgede bulunan 130 köyün boşaltılmasına neden oldu. 300 bin üzerinde sivil evlerini terk etti ve çok zor şartlar altında sınır bölgelerine yakın yerlerde çadırlarda ve ağaçlar altında kalmaya mecbur bırakıldı.

Ramazan ayının müslümanlar için “fetih ayı” olarak görüldüğünü ve cihad etmek için maneviyatlarının daha yüksek olduğunu bilmesine rağmen Rusya’nın böyle bir operasyona girişmesinin başlıca nedeni, son dönemlerde artan nitelikli yıpratıcı operasyonlarla ciddi kayıplar vermiş olmasıdır. Başlatılan operasyon öncesinde son bir ay içerisinde yaklaşık 160 Esed rejimi askeri öldürülmüş, İHA ve grad roketleriyle Hmeymim hava üssünde bulunan bazı uçaklar görev dışı bırakılmıştır.

"Rusya saldırı için en zayıf noktayı seçti"

Muhaliflerin savunma hatlarının tahkimatını artırmaları nedeniyle, başarılı bir başlangıç yapabilmek için Rusya en zayıf nokta olan Madik Kalesi bölgesini saldırı mihveri olarak seçmiştir. Rejim kontrolünde bulunan tarihi kale, hakim noktada bulunduğundan kasabanın giriş çıkışlarını tutabilmektedir. Daha önce bölgede ciddi bir tahkimat çalışması yapılmamış olması da saldırının başarılı olma olasılığını artırmıştır.

Rusya ve rejim güçleri çok yoğun bombardıman eşliğinde bölgeye saldırı başlattı ve zikredilen avantajlardan yararlanarak ilk hat sayılabilecek Kefrenbude ve Madik Kalesi bölgelerini muhaliflerden ele geçirdi.

Muhaliflerin bölgeden çekilmelerinin başlıca nedeni ise, dezavantajlı bir mihveri tüm güçleriyle savunarak kan kaybetme yerine, savaşı daha avantajlı oldukları bir bölgeye çekmek ve saldırının ilk yoğunluğunu bu bölgelerde emmekti. Daha sonra düzenlenen saldırılarda bunun doğru uygulama olduğu ortaya çıkmıştır.

Stratejik bir öneme sahip olmayan Madik Kalesi bölgesinde ilerleme kaydedilmesine mukabil düşmesiyle birçok bölgenin görüş ve ateş menziline gireceği son derece stratejik öneme sahip Kıbeyne tepesi mihverine aynı şiddette yoğun saldırılar düzenlenmesine rağmen hiçbir ilerleme kaydedilemeden ve birçok kayıplar vererek geri çekinilmesi, bölgeden çekilmenin taktiksel olduğunu göstermektedir.

"Muhalif gruplar koordineli operasyonlara başladı"

Şu anda saldırıların şiddetli dalgası durdurulmuş, gruplar arasında koordineli ortak operasyonlar yürütülmeye başlanmıştır. Rusya, başlattığı bu saldırı ile, ellerindeki son bölge olan İdlib’i savunmayı beka meselesi olarak gören  muhalif grupların bir birlerine kenetlenmelerine ve hem savunma hem de saldırı amaçlı bir ortak operasyon odası kurmalarına vesile olmuştur. Kurulan operasyon odasının isminin “Şam’ın Fethi” olarak belirlenmesi ise, hedefin yalnızca savunmayla sınırla olmadığına işaret etmektedir.

"İran saldırılara dahil olamadı"

ABD’nin yaptırımlarının yoğunlaşması ve Rusya ile aralarındaki sorunlardan ötürü şimdiye dek operasyonlara müdahil olmayan ve yakın zamanda da olması beklenmeyen İran’sız Rusya ve Esed rejiminin, bombardımanlarını aynı yoğunlukta sürdüremeyeceğinden ve kara güçlerinin yetersiz kalacağından büyük zayiatlar vererek aldıkları bölgelerden geri çekilme zorunda kalacakları düşünülmekte.

Başlattığı bu hamle ile muhaliflere de karşıt hamle başlatma gerekçesi sunan Rusya önümüzdeki süreçte bunun faturasını çok ağır bir şekilde ödemek zorunda kalabilir.

Yaptığı yoğun saldırılarla elle tutulur bir netice elde edemediğinde, hatta elindeki kazanımlarını kaybetmekle karşı karşıya kaldığında ise Rusya’nın daha da hırçınlaşarak (önceki tepkisizliklerden de cesaretlenerek) kimyasal silah kullanması ve sınır bölgelere yakın daha önce bombalanmayan yerleşim yerlerini ve çadır kentlerini hedef alması beklenen muhtemel tutumları arasında olacaktır.

Rusya denetiminde başlatılan saldırıda göze çarpan hususlardan bir diğeri de, muhalifler ve bölge halkı katında garantör ülke olarak kabul edilen Türkiye’nin fiili olarak, hatta ciddi anlamda sözlü olarak bile bir tepki göstermemiş olmasıdır.

Esed rejimi güçlerinin TSK gözlem noktalarını ve devriyelerini birkaç kez hedef almasına rağmen, gene de ortaya elle tutulur bir tepki konulmamıştır. Türkiye’nin bu pasif tutumu siyasi uzlaşılara ve garantörlüklere güvenin ciddi oranda azalması ve bölgeyi savunan muhalif gruplara itimadın artmasına neden olmuştur.

Analizde yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 827 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.