1. YAZARLAR

  2. Kaan Çeben

  3. Ukrayna savaşı Rusya'yı Suriye'de yavaşlatabilir mi?

Ukrayna savaşı Rusya'yı Suriye'de yavaşlatabilir mi?

A+A-

Ukrayna’da devam eden çatışmaların geleceği konusunda İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve ABD Başkanı Joe Biden ikilisi aynı düşünceyi paylaşıyorlar: “Savaşı uzatabildikleri kadar uzatmak”

Uzadıkça uzayan bir Ukrayna probleminin Putin’i zora sokacağı açık bir realite. Nitekim Batı dünyası da bu zorlanmanın derecesini arttırabilmek için elinden geleni ardına koymuyor. Batılılar böylece bir yandan Başkan Putin’in dayanma gücünü test ederken, diğer yandan da bölge ülkelerinin bu vakıa yaşanırken ki tavırlarını gözlemliyor.

Hal böyleyken Batı’nın nefretinin son kurbanı Pakistan oluverdi. İmran Han yönetimindeki Pakistanlılar, başkanlarının Moskova’ya yaptığı “masum” ziyaretin bedelini bir darbe girişimi ile ödediler.

Dünyada hatlar çizilir, saflar keskinleştirilirken, Amerikalılar hamlelerini her zamanki gibi akıllıca yapmaya devam ediyorlar. ABD liderliğindeki Batının hamlelerinde her zaman gördüğümüz iki unsur yine dikkatleri çekiyor. Bunlardan birincisi her hamlenin belirli bir akıl üzerine bina edilmiş olmasıdır. Bu, Amerikalıları Ruslardan temyiz eden en önemli faktördür. Bu adamların atacakları her adım, yıllar önceki attıkları başka bir adımın ileri programı olarak göze çarpıyor. Fakat Ruslar bu konuda daha sığ hedeflere ve daha dar bir kapsama alanına sahipler. 

Buna rağmen bu kadim çatışmada Rusları Doğu blokunun popüler yüzü olarak gösteren unsur, onların doğu blokunun en batıdaki cephesi olmalarından kaynaklanıyor. Zira Putin ne kadar petrol ve gaz satarsa satsın, ABD hakimiyeti karşısında ekonomik bir başarı elde etme olasılığı maalesef yok. Enerji kalemleri dışında katma değerli yüksek teknolojik ürünlerle dünya pazarlarını zapt etmek gibi bir şansları da yok. Sarih olmak gerekirse ne Rus politika yapıcıların ne de Rus aydınların böyle bir donanım  ve kapasitelerinin olduğunu da söyleyemeyiz.

"ABD'nin hedefi sadece Rusya değil"

Öyleyse ABD blokunun hedefinde sadece Rusya’nın olduğunu söylemek, bizler için konuyu dar bir perspektife hapsetmek anlamına gelir. ABD için hedef, merkezi Çin olan, ileri karakollarında ise Rusya ve İran’ın olduğu büyük bir Asya blokudur. Bu blok içerisinde ABD ve Batı dünyasını hem ekonomik, hem sanayi, hem dijital teknoloji, hem askeri vs. sayısız rekabet alanında tehdit edebilecek tek güç Çin’dir. Arkasında Çin desteği olmayan bir Rusya’nın Amerika’ya ve müttefiklerine karşı dayanması olası değildir. 

Amerika’yı Ruslara karşı üstün kılan ikinci faktör ise çok kuvvetli ve köklü ittifaklar kurabilmesidir. Ve tabi ki müttefikleri içerisinde oluşabilecek çatlak sesleri anında susturabilme gücüne de sahip olmasıdır. Bu özelliği sayesinde Amerikalılar, işgal ettikleri bir çok ülkeye, kendileri ile beraber tüm NATO grubunu da fiziki olarak sokabilmişlerdir.

Amerikalıların en mühim ve zorunlu müttefiki olan Avrupa Birliği, zengin pazarıyla üretim yapan tüm ülkelerin hayallerini süsler.. Nitekim katma değerli sanayi ve teknoloji üreticileri için en zengin pazar Avrupa’dır. Avrupa pazarına hitaben üretilmiş katma değerli sanayi ve teknoloji ürünleri, uzun yıllardır Çin’in kalkınmasında en büyük rolü oynadı. Zira yüksek katma değerli ürünler üretip bunu Avrupa pazarına (bu ürünlerin tek pazarı Avrupa ve ABD’dir) üst fiyatlardan satamadığı sürece, bir ülkenin ekonomisini kayda değer manada kalkındırması pek de mümkün olmayacaktır.

Bunu en güzel örneği aslında biziz. Yani Türkiye…  Bahsettiğimiz gibi yüksek teknolojili ve değerini bizim belirlediğimiz katma değerli ve orijinal ürünler üretemediğimiz için, bugün ne kadar ihracat yaparsak yapalım bunun dişe dokunur bir faydasını göremiyoruz. Yaptıklarımız, dünya devletine ucuz iş gücü olmaktan öte gitmiyor.

İşte bu sebepten ötürü Amerika’nın son yıllardaki en büyük başarısı, Avrupa pazarını Çin’e kapatmış olmasıdır. Böylece AB’den Doğu Asya’ya akmakta olan sıcak paranın önü kesilmiştir. Ukrayna meselesi bu işin ikinci ayağıdır. Buradaki asıl maksat, Çin-Rus blokuna akıtılan sıcak paranın önünü tamamen kesmektir. Bunu başarmak için de, Avrupa’nın Rusya dışındaki gaz ve petrol tedarikçilerine ihtiyacı olduğu gerçeğini kabullenmek gerekiyor. Başkan Biden da bunu kabullenmiş olacak ki, seçildiğinden bu yana Arap müttefikleri ile birlikte Avrupalıların alternatif gaz ve petrol ihtiyacına çareler arıyor.

Biden’ın hesabına göre, Orta doğu enerji kaynakları, Avrupa pazarı ile buluşmalı. Böylece hem sıcak paranın Ruslara akıtılması önlenmeli, hem de enerji saltanatının başına ABD ve İsrail ittifakı oturmalı. 

Bu durumun Rusların elini ciddi şekilde zayıflatacağı aşikar. 2 aylık gelişmeleri takip ettiğimizde, Ukrayna savaşının Rusya’nın Suriye’deki etkinliğini bir nebze de olsa zayıflattığını da gözlemleyebiliyoruz.

Amerika’nın bu girişimlerine karşı, Doğu blokunun özellikle alternatif SWIFT sistemleri oluşturmak gibi projeleri ise gerçekten uzak görünüyor.

Suriye’deki Rus varlığının geleceğini, Ukrayna savaşı ile başlayan sürecin ne ile neticeleneceği belirleyecek. Doğu blokuna sıcak para akışının önüne geçecek yeni projeler hayata geçerse, Moskova’nın kapılarının batılı rock müzik gruplarına tekrar açılması kuvvetle muhtemel.


Kaan Çeben tarafından kaleme alınan bu değerlendirmedeki ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 1590 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
1 Yorum