ABD ile İran arasındaki çatışmalar nasıl devam edecek?

"İran, yeni bir savaşın bedelini bölge dışında askeri saldırılar düzenlemeden de uluslararası alana yayabileceğine inanıyor gibi görünüyor."

Zahra Ladha, Zeinab Nikookar | New Arab | Tercüme: Mepa News

Katar, 3 Kasım'daki ABD ara seçimlerinin ardından ABD ile İran arasında gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla son günlerde İranlı yetkililerle görüşmeler yaptı.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, kısa süre önce, gelecek hafta İran'a yeni saldırılar düzenlemeye hazır olduğunu söyledi. Bu saldırılar, kilit hedeflere yönelik sınırlı saldırılardan "işi bitirmek" için yürütülecek uzun süreli bir harekata kadar uzanabilir.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü Tahran'ın diplomasiye bağlılığını yinelemekle birlikte, İran'ın önceki tırmanma dönemlerinden ders çıkardığı ve "eskisinden çok daha güçlü" olduğu uyarısında bulundu.

Daha önemlisi, İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney, 31 Ekim'de yeniden yöneltilecek "her türlü tehdide derhal, etkili ve coğrafi sınır tanımayan bir yanıt verilmesi gerektiğini" söyledi.

İran, ABD'nin kendisine yönelik yeni askeri saldırılarına nasıl karşılık verebilir ve bu bölge ve ötesi için ne anlama geliyor?

Bedel ödetmek

Tahran, ABD'nin kendisine karşı başlatacağı yeni ve uzun süreli bir askeri harekata neredeyse kesin olarak Körfez ve Ürdün'deki Amerikan çıkarlarına misilleme saldırıları düzenleyerek ve bölgedeki petrol ihracatını daha fazla sekteye uğratarak karşılık verecektir.

İran bu stratejiyi, Haziran 2025'te İsrail ile yaşanan 12 günlük savaşta ve Şubat 2026'da ABD-İsrail koalisyonuyla başlayan çatışmada kullandı.

Her iki çatışmada da Washington ve Tel Aviv, İran'ın hava savunmasını aşma ve ülke yönetimini, üst düzey askeri komutanlarını ve yetkililerini hedef alma kabiliyetlerini gösterdi.

Dolayısıyla Tahran'ın yeni saldırıları caydırma gücü, büyük ölçüde rakiplerini tehdit etme ve onlara ağır bedeller ödetme kapasitesine bağlı.

Bu nedenle gerilimin yeniden tırmanması halinde Tahran'ın önceki dönemlerde kullandığına benzer taktiklere başvurması muhtemel. İran, bölge genelindeki Amerikan çıkarlarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının ötesinde, Hürmüz Boğazı'ndan geçen deniz trafiğini daha fazla aksatmaya çalışacaktır.

Son haftalarda hem İran hem de ABD, bu stratejik su yolu üzerinde yetki sahibi olduğunu ileri sürdü.

Washington, bölge başkentleriyle koordineli bir mekik sistemi kullanarak Boğaz ve çevresindeki su yollarından yapılan enerji sevkiyatını artırırken, devam eden İran saldırıları deniz trafiğinin dalgalanmasına yol açtı.

İranlı yetkililer, petrol ihracatının toparlanmasına izin verdikten sonra yeniden sekteye uğratmanın, küresel enerji piyasaları üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu belirtti.

Ekim ortasında Reuters'a konuşan, adı açıklanmayan üst düzey bir İranlı yetkili, bu yaklaşımı bir "satranç oyunu" olarak niteledi. Washington petrol fiyatlarını düşürebileceğine inandığında Tahran'ın "onları bu hedeften uzaklaştıracağı" uyarısında bulundu.

Aynı yetkili, bölgeden petrol ihraç eden gemilerin "hiçbir yerde, Hürmüz Boğazı'nın dışında bile güvende olmayacağı" uyarısını yaptı.

Bu, Tahran'ın küresel enerji piyasaları üzerinde sürekli baskı kurarken aksamanın düzeyini ayarlama imkanını da korumaya çalıştığını gösteriyor. Deniz trafiğinin aralıklarla toparlanmasına izin vermek, İran'ın daha fazla tırmanma seçeneklerini tüketmeden petrol fiyatlarını etkileme kapasitesini göstermesini sağlayabilir.

Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın ötesine yönelik saldırı tehdidi, sürekli saldırılar olmasa bile taşımacılık ve sigorta maliyetlerini artırarak çatışmanın ekonomik sonuçlarını doğrudan çatışma alanının dışına taşıyabilir.

İran, Yemen'deki Husilerin desteğiyle Kızıldeniz'deki deniz trafiğini de daha fazla aksatmaya çalışabilir. Grup, 20 Temmuz'da Suudi Arabistan'a karşı deniz ambargosu ilan etti. Bunun ABD'nin yeni misillemelerine yol açmayacağı değerlendirmesine varırsa Tahran'a destek amacıyla ambargoyu başka ülkelere de genişletebilir.

Bu tür saldırıların ölçeği ve deniz taşımacılığında yaşanacak aksamanın boyutu, büyük ölçüde ABD'nin yeni saldırılarının ölçeğine ve hedeflerine bağlı olacak. Beyaz Saray son günlerde, Natanz Nükleer Tesisi yakınlarındaki Kazma Dağı da dahil olmak üzere çatışmada geriye yalnızca "birkaç hedef" kaldığını belirtti.

Ancak az sayıdaki hedefe yönelik sınırlı saldırılar bile, her iki tarafı çözüm umudunun çok az olduğu, tekrarlanan tırmanma döngülerine yeniden sürükleyebilir.

Buna karşılık, dini lider Ali Hamaney ile onlarca askeri ve siyasi liderin suikastla öldürüldüğü savaşın ilk günlerini andıran uzun süreli askeri saldırılar, İran'ın bölge genelinde uzun süre devam edecek misilleme saldırılarına neredeyse kesin olarak yol açacaktır.

Bölgesel tırmanmanın sınırları

Lübnan Hizbullahı ve Irak'taki bir dizi milis grubu dahil İran bağlantılı bölgesel gruplar, bu yılın başlarında ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü askeri harekatta merkezi bir rol oynadı.

Yine de bu grupların ara seçimlerden sonra yeni bir çatışmaya girip girmeyeceği henüz belli değil.

Hizbullah'a yakın kaynaklar geçen hafta Al Arabiya'ya, İran'ın gruptan "yaklaşan herhangi bir savaşa katılmasını istemediğini" söyledi.

Bu, Tahran'ın, haziranda İran-ABD Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasıyla sona eren son tırmanma döneminde kapatılması zor olan çatışma cephelerini yeniden açmak istemediğine işaret edebilir.

Hizbullah'ı başlangıçta çatışmaya dahil etmek, İran'ın karşı karşıya gelme süreci ilerledikçe gerilimi daha fazla tırmandırma imkanını da sınırlayacaktır. Son olarak Tahran, son yıllarda İsrail ile tekrarlanan tırmanma dönemlerinin ardından grubun askeri kapasitesini korumayı muhtemelen değerli görüyor.

İran bağlantılı bazı Iraklı milislerin, İran ile ABD arasında yeni bir tırmanmaya dahil olması mümkün. Bu grupların birçoğu, savaşın martta en yoğun olduğu dönemde Irak'taki Amerikan çıkarlarına saldırılar düzenledi.

Ancak diğer grupların Irak'taki siyasi ve kurumsal çıkarları ile Washington'ın geçen hafta yeniden başlayacak çatışmalara katılan milisleri vuracağı yönündeki uyarısı, bu grupların harekete geçmesini muhtemelen zorlaştıracaktır.

Yine de İran'a karşı, bu yılın başlarında başlatılan Epic Fury Operasyonu'na benzer geniş çaplı bir ABD-İsrail harekatı, Tahran'ın bu gruplardan çatışmaya katılmalarını istemesine yol açabilir.

ABD-İsrail harekatı İran için varoluşsal bir tehdit oluşturursa grupların birçoğu muhtemelen bu çağrıya uyacaktır. Hizbullah'a yakın kaynaklar, İsrail'in "mevcut çizgileri aşması" halinde grubun çatışmaya katılmaya hala hazır olduğunu bölge medyasına zaten söyledi.

Savaşı genişletmek

İran, ABD'nin saldırılarını yeniden başlatması halinde hedef yelpazesini genişletme tehdidinde de bulundu. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, ekimde Tahran'ın yediye varan sayıda Körfez ülkesindeki petrol tesislerini, denizaltı kablolarını, veri merkezlerini ve yapay zeka altyapısını hedef alabileceği uyarısında bulundu.

Bunun, Körfez İşbirliği Konseyi'nin (KİK) altı üye ülkesi ile Körfez'e kıyısı olan Irak'ı kapsaması muhtemel.

Dini lider Mücteba Hamaney'in danışmanı Muhammed Muhbir, 1 Kasım'da X'te yayımladığı paylaşımda İran'ın caydırıcılık doktrinini "bölgesel çerçevenin ötesinde" yeniden tanımladığını ve "bir tehdidin kaynağının, ölçeğinin ve konumunun artık caydırıcılık hesaplarına herhangi bir sınır getirmediğini" belirtti.

Bu açıklama, Hamaney'in 31 Ekim'de İran'ın yeni saldırılara karşılık verirken artık coğrafi sınırlamalara bağlı kalmayacağı yönündeki uyarısının ardından geldi.

Birlikte değerlendirildiğinde bu açıklamalar, Tahran'ın yeni bir çatışmanın coğrafi kapsamını Körfez ve Ürdün'ün ötesine genişletmeye hazır olduğunu gösteriyor.

İran, daha uzak hedefleri vurma kapasitesini zaten gösterdi. Martta Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia askeri üssüne doğru balistik füzeler fırlattığı bildirilmişti.

Ancak bu, mutlaka Avrupa'yı hedef alma niyetine işaret etmiyor. İran füzeleri teorik olarak kıtanın bazı bölgelerine ulaşabilse de daha uzun menzillerde etkinlikleri sınırlı kalıyor. Doğrudan saldırılar ise başka Avrupa ülkelerini de çatışmaya çekme riski taşıyor.

Yine de İran, yeni bir savaşın bedelini bölge dışında askeri saldırılar düzenlemeden de uluslararası alana yayabileceğine inanıyor gibi görünüyor.

İran Dışişleri Bakanlığına yakın uluslararası hukukçu Rıza Nasri, Tahran'ın bölgedeki kritik altyapıyı ve limanları hedef alma niyetini değerlendirirken kısa süre önce, "on milyonlarca kişinin susuz veya elektriksiz kalacağını ve Arap ülkelerinden Avrupa'ya doğru büyük bir mülteci dalgasının hareket edeceğini" söyledi.

İran, daha geniş uluslararası ekonomi üzerinde sonuçlar doğurmak da dahil olmak üzere ABD ve ortaklarına bedel ödeterek caydırıcılık oluşturma yaklaşımına bağlılığını sürdürüyor.

Tahran'ın bakış açısından, 2025'te İsrail ile ikili bir savaş yürütmek caydırıcılık oluşturma konusunda pek bir sonuç vermedi. Buna karşılık daha sonra uluslararası topluma ekonomik bedeller ödetme kararı, Washington'ın haziranda müzakere masasına gelmesinde muhtemelen rol oynadı.

Şimdi üçüncü bir savaş ihtimaliyle karşı karşıya olan İranlı yetkililer, çatışmayı daha fazla uluslararasılaştırma niyetlerini dile getirdi. Bunun olası sonuçları, petrol ihracatındaki aksamalardan kitlesel yerinden edilmelere kadar uzanabilir.

Ancak bu tür bir aksama tehdidi, Körfez ülkelerinin diplomasiye bağlılığını güçlendirebilse de tehdidin hayata geçirilmesi bölgedeki tutumları Tahran'a karşı daha da sertleştirebilir ve ABD'nin yeni askeri harekatına desteği artırabilir. Bu da İran'ın caydırıcılığı yeniden tesis etme çabalarını zayıflatabilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri