Mohammed Al-Badawi | New Arab | Tercüme: Mepa News
ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş üçüncü haftasına girerken, kara saldırılarında ve hat gerisi operasyonlarda sıkça kullanılan yaklaşık 5 bin ABD Deniz Piyadesi ve özel kuvvetin önümüzdeki günlerde bölgeye gelmesinin beklendiği bildiriliyor.
Pazartesi sabahı erken saatlerde, 16 Mart'ta, Başkan Donald Trump'a Air Force One uçağında bu askerleri neden bölgeye gönderdiği soruldu. Yanıt vermeyi reddeden Trump, soruyu soran gazeteciyi "sinir bozucu" olarak niteledi.
ABD ordusu, seçili özel kuvvet unsurları da dahil olmak üzere yaklaşık 2500 Deniz Piyadesi ve diğer deniz personelini zaten sevk etmişti. Bazı özel kuvvet eğitimleri, birlikleri yeniden konuşlandırmak için iptal edildi. Buna, havaalanı ve kritik altyapı kontrolü ile acil tahliye operasyonları için eğitilmiş 82. Tümen de dahil.
ABD filosunun en yeni ve en yetenekli gemilerinden biri olan amfibi hücum gemisi USS Tripoli de kıyı saldırıları ve özel operasyonlar için konuşlandırılıyor.
Bölgede daha önce ABD'li diplomat olarak görev yapmış ve ABD-Arap İlişkileri Konseyi'nde bölgesel çalışmalar direktörü olan William Lawrence, The New Arab'a, Deniz Piyadeleri ve özel kuvvetlerin konuşlandırılmasının en muhtemel senaryolarından birinin zenginleştirilmiş uranyumu güvence altına almak amacıyla İran'a girme girişimi olduğunu söyledi.
Lawrence, "Amaç yalnızca nükleer programı yok etmek değil, aynı zamanda zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek olacaktır" görüşünü dile getirdi ve diğer senaryoların da Suriye ve Venezuela'da ABD'nin attığı adımlara benzer şekilde petrol kaynaklarını ele geçirme girişimlerini içerebileceğini ekledi.
Lawrence, "Trump'ın ne deneyeceğine dair birçok olası senaryo var" dedi:
"Venezuela'da denediği gibi, başarılı olmamasına rağmen başarılı olduğuna inandığı şekilde, özel kuvvetlerle rejimi devirmeye kalkışabilir. Trump'ın bundan sonra bu güçlerle tam olarak ne yapacağını bildiğini sanmıyorum. Bazı öneriler ve planlar uygulanabilir, ama sonunda pervasızca neye karar vereceğini göreceğiz."
Lawrence, Trump'ın, ABD ekonomisinden veya seçimler dahil iç siyasetten yeterli baskı gelene kadar savaşı sürdüreceğini öngördü.
Eski diplomat, "Trump istediği sürece devam edecek. Ne zaman isterse zafer ilan edecek ve bu 'içinden geldiğinde' savaşı bitirecek. Bana göre onu durdurabilecek temel faktörler ABD ekonomisi ve iç siyaset, ara seçimler dahil. Ön seçimler sırasında yeterli iç baskı ve kötü ekonomik ya da siyasi haberle karşılaşırsa, gerçeğe bakmaksızın savaşı hızla bitirmeye çalışacak ve zafer ilan edecek" dedi.
İsrail ne istiyor?
Lawrence ayrıca, Trump'a danışmanlar ve savaşın mimarları tarafından, İran liderliğinin tasfiye edilebileceği, kaynakların kontrol altına alınabileceği ve saldırılar sürerse Venezuela benzeri bir durum oluşturulabileceği sebebiyle zafere yakın olunduğunun söylendiğini savundu.
Lawrence, "Bu argümanlar herkesten çok İsrail'den ve onun dostlarından geliyor" dedi ve İsrail'in tercihinin İran'ı bölmek ve onu uzun vadeli bir tehdit olmaktan çıkarmak olduğunu ekledi. "Bu stratejinin, Avrupa dahil komşu ülkeler için çok olumsuz sonuçları var. Avrupa Suriye krizini hatırlıyor ve Trump'a bu savaşın şimdi bitmesini istediklerini söylüyor, ama o dinlemiyor." dedi.
Lawrence, çatışmayı "pek çok açıdan Netanyahu'nun savaşı, kariyeri boyunca bu savaşı savundu ve şimdi nihayet fırsatını buldu" diye nitelendirdi ve İsrail başbakanının muhtemelen bunun çok daha uzun sürmesini istediğini ekledi.
Lawrence, "Netanyahu bu savaşı yapabildiği sürece sürdürecek" dedi:
"Ancak Gazze savaşında olduğu gibi Amerikalılar her zaman İsrail'i, Netanyahu'nun istediğinden daha hızlı bir şekilde savaşı bitirerek kurtarmaya çalışacak. Netanyahu başarılı olursa savaş, İran'ın devleti ve toplumu yıkılıncaya, ordusu ve kurumları -petrol tesisleri dahil- ortadan kaldırılıncaya kadar sürebilir. Ekonomi ve devlet yıkılırsa hayatta kalmak için milyonlarca İranlının kaçtığı, Suriye'ye benzer bir mülteci kriziyle karşı karşıya kalabiliriz."
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği
Trump'ın petrol ithalatçısı ülkelerin Hürmüz Boğazı'nı koruması çağrısına ilişkin Lawrence, "Trump, Amerikalıların pervasız ve otoriter siyasi duyuruları tweetlerle kabul etmesini ya da en azından buna hazırlanmasını sağladı. Şimdi de tweetlerle pervasız diplomasi yapıyor, ülkelere ne istediğini söylüyor, uyum bekliyor, ya da onları eleştiriyor. Fransa'nın 10 gemi taahhüt edip bunu yerine getirmemesi ilginçti ve İngiliz Başbakanı Keir Starmer'a yönelik eleştiriler de dikkat çekiciydi" dedi.
Lawrence, Trump'ın Çin, Fransa ve İngiltere'nin boğazı güvenceye alarak petrol tankerlerinin geçmesini sağlayabileceği fikrini "fantezi" olarak niteledi.
Lawrence, "Çin bu savaşta İran'ı destekliyor, ABD-İsrail saldırılarına karşı direnmek de buna dahil. İran'ın saldırıya dayanmasına ve Hürmüz'den petrol geçişini engellemeye yardım etmek için silah, insani yardım, istihbarat ve başka destekler sağlıyor, Trump, Çin'e meydan okuyup onların petrolünün geçmesine izin vermeleri gerektiğini, aksi halde kıtlık yaşayacaklarını söyleyerek akıllı olduğunu düşünebilir, ama Çin ona itaat etmeyecek. İstedikleri gibi davranacaklar ve boğaz konusunda ABD, Fransa ve İngiltere ile kesinlikle iş birliği yapmayacaklar" diye ekledi.
Washington'un Hürmüz Boğazı'nı kontrol etme ve Tahran'ın petrol tankerlerini tehdit etmesini engelleme kapasitesine dair eski diplomat, "Söylemesi kolay, yapması zor, çünkü İran kıyısı hemen orada. Yüzlerce küçük İran teknesi, etkili drone'lar ve kısa menzilli füzeler, ABD gemilerini hedef almaya devam etmek için gerilla tarzı bir harekatta kullanılabilir" dedi.
Lawrence, "Bu yüzden Trump bugün bir füze ya da drone saldırısı olabileceğini, ama çoğu geminin geçeceğini söyledi. Sigorta sektörünü ve şirketlerin denizcilerini nasıl koruduğunu bilen herkes, Rusya-Ukrayna savaşının ilk döneminde gördüğümüz gibi, Trump'ın sözlerinin eylemlerden çok daha kolay olduğunu bilecektir" dedi.
Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.