Matthew Hoare | New Arab | Tercüme: Mepa News
Cumartesi gecesi, 2 hafta içinde ABD'nin İran'ı bombalamadığı üst üste ikinci gece oldu.
Pentagon, 13 Temmuz'da saldırıları yeniden başlatmasından bu yana, Devrim Muhafızları'nı Hürmüz Boğazı'ndan uzaklaştırma çabası kapsamında saldırılarını büyük ölçüde İran'ın güney kıyı şeridiyle sınırlamıştı.
Cuma günü erken saatlerde Trump, İran'a karşı savaşı "büyük çaplı bir saldırı" ile genişletme tehdidinde bulunmuştu. Ancak birkaç saat sonra bunun tersini yaptı ve çatışmalara ara verilmesi talimatını verdi.
İşte yaşananlar:
Umman diplomasiye bir şans daha veriyor
ABD merkezli haber sitesi Axios'un cumartesi günkü haberine göre Trump, Ummanlı yetkililer Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki statüsünü müzakere etmek üzere Tahran'dayken saldırıları durdurma kararı aldı.
İki taraf, İran'ın Mart ayında su yolunun kontrolünü ele geçirmesinden bu yana birçok kez görüştü, ancak savaş sonrasında boğazın nasıl yönetileceği konusunda henüz bir mutabakata varamadı.
İran, boğazdan geçen gemilerden ücret almaya devam edeceğinde ısrar etti ve Umman'la ortak bir yönetim sistemi önerdi.
Umman ise ücret uygulanmasını reddetti ve bildirildiğine göre İran ve Umman karasularından geçecek 2 koridor kurulmasını önerdi. Umman, güney koridorundan seyrüsefer özgürlüğüne saygı gösterecek, İran ise kuzey güzergahından geçişi reddetme yetkisine sahip olacaktı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi pazar günü, hafta sonu ilerleme sağlandığını ve "iki taraf arasında teknik ve siyasi istişarelerin sürdüğünü" söyledi.
Hürmüz Boğazı, ABD ve İran'ın geçen ayki mutabakat zaptında bir anlayışa varmış görünmesine rağmen, savaşın son dönemde yeniden başlamasının merkezinde yer aldı.
Mutabakat zaptı, İran'ın bu dar geçit üzerindeki etkisini zımnen kabul etmiş, İran'ı yalnızca 60 gün boyunca ücretlerden feragat etmeye bağlamış ve Umman'la birlikte boğazdaki "gelecekteki idareyi ve denizcilik hizmetlerini" tanımlamak üzere çalışmasına izin vermişti.
Buna rağmen ABD, Tahran'dan boğazı savaş öncesi statükosuna döndürmesini talep etmeye devam etti ve son 2 haftadır İran'ın güney kıyılarını, kontrolünü zayıflatma girişimiyle yoğun şekilde bombalıyor.
ABD stokları konusunda endişeli
Yetkililer ABD medyasına, hava savunmalarına ilişkin endişelerin yönetimin tam ölçekli bir bombardıman kampanyasına dönmeden önce iki kez düşünmesine yol açtığını söyledi.
The New York Times'a göre yönetim, şiddetlenen çatışmaların ordunun bölgede halihazırda azalmış olan füze önleyici ve diğer savunma mühimmat stoklarını daha da tüketeceğine inanıyor.
ABD ve Körfez müttefikleri, savaşın başlamasından bu yana İran'ın balistik füzelerine ve İHA'larına karşı savunma yapmak için binlerce önleyici kullandı.
Nisan ateşkesinin ardından analistler, Patriot ve THAAD hava savunma sistemlerine yönelik önleyici stoklarının tükenmesine ilişkin endişeler dile getirdi ve ordunun stoklarını tamamen yenilemesinin en az 3 yıl alacağını tahmin etti.
Savaşın 2 hafta önce yeniden başlamasından bu yana İran, bölgedeki birçok ABD üssünü başarıyla vurdu ve Körfez'deki kritik altyapıyı hedef aldı.
Trump'ın savaşı daha da tırmandırması halinde İran'ın muhtemelen daha ağır saldırılarla karşılık vereceği ve bunun ABD ile Körfez hava savunmaları üzerindeki baskıyı artıracağı belirtiliyor.
Kızıldeniz'de riskler artıyor
Kızıldeniz'i istikrarsızlaştırmak, İran'ın şimdiye kadar kullanmaktan kaçındığı bir baskı aracıydı.
Bu durum bu hafta, Yemen'deki Husi müttefiklerinin Suudi Arabistan'a ve petrol ticaretine yönelik tehditlerini artırmasıyla değişti.
Son günlerde grup, Suudi limanlarına abluka ilan etti, Kızıldeniz'de Suudi bağlantılı gemileri hedef aldı ve Aramco petrol rafinerilerine büyük bir füze saldırısı düzenledi. Riyad ve yerel müttefikleri de Yemen'in kuzeyindeki Husi mevzilerine hava saldırıları düzenledi.
Yemen'de çatışmanın yeniden başlaması ihtimali ortadayken, İran'daki herhangi bir gerilimin Körfez'le sınırlı kalması muhtemel değil. Tam ölçekli operasyonlara dönüş, yalnızca Hürmüz Boğazı'nda değil, Kızıldeniz'de de daha fazla aksama riskini beraberinde getirecek.
Böyle bir gelişme küresel enerji krizini daha da ağırlaştıracak. Bu da Trump'ın Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde kaçınmak isteyeceği bir senaryo.