ABD'de yapılan bir kamuoyu araştırması, Amerikalıların yaklaşık yarısının 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından yürütülen askeri işgaller ile ülke içinde oluşturulan güvenlik ve gözetleme altyapısının "buna değdiğini" düşündüğünü ortaya koydu.
YouGov tarafından çarşamba günü yayınlanan araştırmanın sonuçlarına göre, ankete katılanların yaklaşık aynı orandaki bir bölümü, 11 Eylül saldırılarından bu yana ABD'de en kötü muamele gören dini grubun Müslümanlar olduğunu belirtti.
Araştırma, 11 Eylül saldırılarının 25. yıl dönümü öncesinde gerçekleştirildi.
11 Eylül 2001'de kaçırılan dört yolcu uçağından ikisi New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerine çarpmıştı.
Üçüncü uçak başkent Washington'daki Pentagon binasına girerken, dördüncü uçak ise Pennsylvania eyaletindeki bir araziye düşmüştü.
Araştırmada katılımcılara, "Yurt dışında askeri operasyonlarla terör tehdidine karşı mücadele edilmesinin ve ABD içinde artırılan güvenlik ve gözetleme uygulamalarının bedeline değip değmediği" soruldu.
Katılımcıların yüzde 48'i bu soruya "evet" yanıtını verirken, yüzde 27'si kararsız olduğunu belirtti. Yüzde 25'lik kesim ise söz konusu politikaların bedeline değmediğini ifade etti.
Siyasi eğilimlere göre bakıldığında Cumhuriyetçilerin Demokratlara kıyasla bu politikalara çok daha fazla destek verdiği görüldü.
Cumhuriyetçi katılımcıların yüzde 71'i 11 Eylül sonrasında uygulanan askeri ve güvenlik politikalarının bedeline değdiğini belirtirken, bu oran Demokratlar arasında yaklaşık yarısı seviyesinde kaldı.
11 Eylül sonrası güvenlik politikaları
11 Eylül saldırılarının hemen ardından dönemin ABD Başkanı George W. Bush, İç Güvenlik Bakanlığını kurdu.
Bu süreçte, havaalanlarındaki güvenlik uygulamalarından sorumlu Ulaştırma Güvenlik İdaresi de oluşturuldu.
ABD'de hava yolculuğu yapan yolcuların ayakkabılarını çıkarmasını, dizüstü bilgisayarlarını çantalarından ayırmasını ve sıvılarını ayrı şekilde kontrol ettirmesini öngören uygulamalar bu güvenlik sisteminin kapsamına girdi.
Bush ayrıca ABD Kongresi tarafından kabul edilen Patriot Yasası'nı imzaladı.
Yasa, ABD vatandaşlarının telefon görüşmelerinin ve hareketlerinin izlenmesine yönelik geniş kapsamlı yetkiler sağladı.
Kongrenin 2001 yılında kabul ettiği Askeri Güç Kullanma Yetkisi ise günümüzde de yürürlükte bulunuyor.
Söz konusu yetki, ABD'nin Afganistan, Somali, Suriye ve Pakistan dahil olmak üzere birçok egemen ülkeye yönelik askeri operasyonlarında kullanıldı.
YouGov, araştırmayı 20-23 Ağustos tarihleri arasında internet üzerinden gerçekleştirdi.
Araştırmaya 18 yaşın üzerindeki bin 98 ABD vatandaşı katılırken, anketin hata payının artı veya eksi 4,1 puan olduğu belirtildi.
Müslümanlara yönelik muamele
Araştırmaya katılanların yarıya yakını, ABD'nin bugün 11 Eylül saldırılarından önceki döneme kıyasla daha güvenli olduğunu düşündüğünü belirtti.
Cumhuriyetçi katılımcılar arasında bu oran yüzde 60'a ulaştı.
Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 20'si ABD'nin bugün geçmişe kıyasla daha az güvenli olduğunu ifade etti.
"Suçu Kanıtlanana Kadar Müslüman" adlı kitabın yazarı Maha Hilal, kamuoyundaki bu algının propaganda faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Hilal, 11 Eylül sonrası dönemde Amerikalıların yaşam tarzlarını büyük ölçüde sürdürebilmelerinin, ülkelerinin daha güvenli olduğu yönündeki düşüncenin oluşmasını kolaylaştırdığını belirtti.
Ankette katılımcılara, "ABD'deki Müslümanlara diğer dinlerin mensuplarına kıyasla daha iyi, aynı şekilde veya daha kötü mü davranıldığı" da soruldu.
Katılımcıların yüzde 52'si Müslümanların diğer dini gruplara kıyasla daha kötü muamele gördüğünü ifade etti.
Demokrat katılımcılar arasında bu oran yüzde 71 olurken, Cumhuriyetçiler arasında yüzde 28'de kaldı.
Bağımsız seçmenlerin görüşlerinin ise iki grup arasında yer aldığı belirtildi.
Söz konusu sonuçların, ABD'deki siyasi çevrelerde Müslümanlara yönelik söylemler konusunda ortaya çıkan mevcut görüş ayrılıklarını yansıttığı ifade edildi.
Cumhuriyetçi çevrelerde son dönemde Müslüman karşıtı söylemlerin arttığı, Müslüman toplumun önde gelen isimleri ve uzmanların ise mevcut atmosferin 11 Eylül saldırılarının hemen ardından yaşanan dönemden daha kötü olduğunu belirttiği kaydedildi.
Araştırmada ayrıca katılımcılara, ABD'de en fazla şiddet saldırısını hangi tür faillerin gerçekleştirdiği soruldu.
Katılımcıların yüzde 25'i sağcı aşırılık yanlılarını işaret ederken, yüzde 19'u "İslami aşırılık yanlıları" yanıtını verdi.
Yüzde 17'lik kesim herhangi bir grup veya ideolojiyle bağlantısı bulunmayan "yalnız kurtları", yüzde 13'lük kesim ise solcu aşırılık yanlılarını sorumlu tuttu.
"Teröre karşı savaş" tartışmaları
Maha Hilal, 11 Eylül sonrasında başlatılan "teröre karşı savaş" söyleminin temel unsurlarından birinin bu politikaların uzun yıllar boyunca başarılı olduğu yönündeki anlatının sürekli tekrar edilmesi olduğunu belirtti.
Hilal, bu savaşın çok sayıda terör eylemini engellediği yönündeki söylemlerin tekrarlandığını ifade etti.
İslam karşıtlığının "teröre karşı savaşın" ayrılmaz bir parçası olduğu düşüncesinin sol ve liberal çevrelerde dahi anlatılmasının zor olduğunu belirten Hilal, Müslümanların hedef alınmasının genellikle savaşın kasıtsız bir sonucu olarak değerlendirildiğini söyledi.
CBS News'e ırkçılık suçlaması
Öte yandan CBS News, bu hafta Müslüman ABD Senatosu adayı Abdul el Sayed hakkındaki haberleri nedeniyle kurum içinde tepkiyle karşı karşıya kaldı.
Mevcut ve eski çalışanlar, kanalı yetersiz gazetecilik yapmak ve "açık ırkçılık" sergilemekle suçladı.
Tartışma, CBS News'in Michigan eyaletinden Demokrat Parti'nin ABD Senatosu adayı olan el Sayed'in eski sosyal medya paylaşımlarını 11 Eylül saldırılarının 25. yıl dönümü öncesinde gündeme getiren bir haber yayınlamasının ardından başladı.
El Sayed'in kasım ayında yapılacak seçimlerde ABD Senatosuna seçilmesi halinde Senatoya giren ilk Müslüman olması bekleniyor.
El Sayed, daha önce Covid-19 nedeniyle artan ölüm sayısını 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybeden yaklaşık 3 bin kişiyle karşılaştırdığı ve Washington yönetimine saldırıların ardından olduğu gibi yoksulluk ve salgın hastalıkla mücadele için harekete geçme çağrısı yaptığı paylaşımlarını daha sonra silmişti.
El Sayed, söz konusu paylaşımında, "Hayatları almak yerine hayat kurtarabiliriz" ifadelerini kullanmıştı.
ABD'de Covid-19 ile bağlantılı nedenlerden dolayı 1 milyondan fazla kişi öldü.
El Sayed'in bir başka paylaşımında ise hem 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybedenler hem de saldırıların ardından başlayan savaşlarda yaşamını yitirenler için taziye mesajı yayınladığı belirtildi.
11 Eylül sonrası savaşlarda milyonlarca kişi hayatını kaybetti
Brown Üniversitesi Watson Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren Costs of War projesinin 2023 yılında yayınladığı bir araştırma, 11 Eylül saldırılarından bu yana Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya'da yaşanan savaşların sonuçları nedeniyle yaklaşık 4,5 milyon kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre 4,5 milyon ölümün en az 3,6 ila 3,7 milyonu dolaylı nedenlerden kaynaklandı.
Raporda dolaylı ölümlere yol açan nedenler arasında ekonomik çöküş ve gıda güvensizliği, kamu hizmetleri ile sağlık altyapısının tahrip edilmesi, çevresel kirlilik, devam eden travma ve şiddet ile diğer etkiler yer aldı.
ABD, 11 Eylül saldırılarını Afganistan'da İslam Emirliği yönetiminin altında bulunan El Kaide lideri Usame bin Ladin tarafından planlanması üzerine Afganistan'ı işgal etmiş ve İslam Emirliği yönetimini devirmişti.
Ancak Taliban, 20 yıllık savaş döneminin ardından ABD'nin 2021 yılında ülkeden çekilmesinden sonra Afganistan'da yeniden yönetimi ele geçirdi.
11 Eylül sonrasında yaşanan çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı, siyasi tartışmalar ve kesin olmayan hesaplama yöntemlerinin farklı çıkarların çatıştığı tartışmalarla birleşmesi nedeniyle uzun süredir tartışma konusu olmayı sürdürüyor.
Nobel Ödüllü Physicians for Social Responsibility kuruluşu, 2015 yılında yayınladığı bir tahminde yalnızca Irak, Afganistan ve Pakistan'daki savaşlarda doğrudan ve dolaylı nedenlerle 1 milyondan fazla kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
Costs of War raporu, Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye, Libya, Somali ve Yemen'deki savaşların maliyet ve sonuçlarını incelerken, dolaylı ölümlerin zaman içerisinde arttığını ortaya koydu.
ABD'nin 2021 yılında askeri güçlerini Afganistan'dan çekerek savaşı resmen sona erdirmesine rağmen, Afganların savaşla bağlantılı nedenlerden dolayı her zamankinden daha yüksek oranlarda acı çekmeye ve hayatını kaybetmeye devam ettiği belirtildi.
Raporda, "Dolaylı ölümler yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Bunların büyük bir bölümü, savaş yaşanmasaydı önlenebilirdi" değerlendirmesine yer verildi.
Kaynak: Mepa News, Middle East Eye