ABD’de Müslümanlara yönelik saldırılar 15 ayın en yüksek seviyesinde

ABD’de Müslümanlara yönelik saldırıların Trump yönetimi döneminde son 15 ayın en yüksek seviyesine ulaştığı bildirildi.

ABD’de Müslüman bireyler ve kurumlara yönelik saldırıların son 15 ayın en yüksek seviyesine ulaştığı bildirildi.

ABD merkezli Müslüman Kamu İşleri Konseyi (MPAC) tarafından yayımlanan rapora göre, yılın ilk üç ayında Müslümanları hedef alan saldırı ve tehditlerde ciddi bir artış yaşandı.

Kuruluş, bu dönemde Müslümanlara yönelik hedefli olayların geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 11 kat arttığını belirtti.

MPAC’in “Operation Epic Fury’nin Tuzakları: İran’a Karşı İlan Edilmemiş Savaşın Amerika’nın Yurtiçi ve Yurtdışındaki Çıkarlarına Zararları” başlıklı politika raporuna göre yalnızca Mart ayında en az dokuz saldırı gerçekleşti.

Bu saldırılar arasında camilere yönelik vandalizm, bomba tehdidi ve Müslüman kadınlara yönelik cinsel saldırı vakalarının bulunduğu ifade edildi.

MPAC bünyesindeki Güvenlik, Teknoloji ve Politika Merkezi’nin kurucu direktörü Khuram Zaman, Middle East Eye’a yaptığı açıklamada artışın İran’la başlayan savaşla bağlantılı olabileceğini söyledi.

Zaman, “Mart ayında gördüğümüz artışın temel faktörü, Şubat ayının sonunda İran savaşının başlaması gibi görünüyor. Bu, 2025’in önceki dönemleriyle şu an gördüğümüz tablo arasındaki en belirgin ayrım.” dedi.

Zaman ayrıca sosyal medyada Müslümanları hedef alan söylemlerin giderek daha yaygın hale geldiğini belirtti.

“Bir camiyi yakmaktan veya camiye el yapımı patlayıcı yerleştirmekten bahsedilmesi normalde sosyal medyada görmeye alışık olduğumuz şeyler değil. Ancak İran savaşı başladıktan sonra bu tür ifadelerin kullanılması daha kabul edilebilir hale geldi.” ifadelerini kullandı.

Örgütlü Nefret Araştırmaları Merkezi (CSOH) de geçen ay yayımladığı raporda, 1 Ocak ile 5 Mart tarihleri arasında Müslümanlara yönelik insanlıktan çıkarıcı söylemler ve şiddet çağrıları içeren çok sayıda paylaşım tespit edildiğini açıkladı.

Raporda, özellikle Elon Musk’a ait sosyal medya platformu X’te İran’a karşı savaşın başlamasının ardından Müslüman karşıtı paylaşımlarda “keskin bir artış” yaşandığı belirtildi.

İncelenen içeriklerin kişisel nefret söylemlerinden, Müslümanlara yönelik sert politikalar talep eden çağrılara kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığı ifade edildi.

Bunlar arasında “Müslümanların ülkeye girişini yasaklayan bir yasa” çıkarılması veya tüm Müslümanların sınır dışı edilmesi çağrılarının da bulunduğu kaydedildi.

MPAC raporunda ayrıca bazı Cumhuriyetçi siyasetçilerin açıklamalarının da bu söylemlerin normalleşmesine katkı sağladığı ifade edildi.

Florida eyaletinden Cumhuriyetçi Kongre üyesi Randy Fine’ın New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin sınır dışı edilmesi çağrısında bulunduğu ve “Bizi köpeklerle Müslümanlar arasında seçim yapmaya zorlarsanız bu zor bir seçim olmaz.” şeklindeki sözleri eleştiri konusu oldu.

Fine’ın sözleri Demokrat siyasetçiler tarafından tepkiyle karşılanırken, kendi partisinden veya ABD Başkanı Donald Trump’tan herhangi bir eleştiri almadığı belirtildi.

Tennessee eyaletinden Cumhuriyetçi Kongre üyesi Andy Ogles da “Müslümanların Amerikan toplumuna ait olmadığına” inandığını açıkça dile getirdi.

Her iki siyasetçi de Cumhuriyetçi Parti içinde kurulan ve “Şeriatsız Amerika” (Sharia-Free America) adı verilen yeni bir kongre grubunun üyeleri arasında yer alıyor.

MPAC yetkilisi Zaman, söz konusu grubun 60’tan fazla Cumhuriyetçi kongre üyesine ulaştığını belirterek bunun bazı kongre gruplarından daha büyük olduğunu söyledi.

Zaman, bazı üyelerin Müslümanların vatandaşlıktan çıkarılması ve sınır dışı edilmesi çağrılarında bulunduğunu ve bunun “etnik temizlik” anlamına geldiğini ifade etti.

Raporda, ABD’de İslam karşıtı söylemlerin özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra artış gösterdiği ancak son dönemde bu söylemlerin daha geniş kesimler tarafından kabul görmeye başladığına dikkat çekildi.

MPAC, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri operasyonlarının arttığı dönemlerde Müslüman karşıtı söylemlerin de yükseldiğini belirterek bu durumun medya söylemi ve siyasi retorikle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Raporda, Amerikan Müslümanlarının haklarını kısıtlamanın ulusal güvenliği güçlendirdiğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığı, aksine bunun toplumsal güveni ve iş birliğini zayıflatabileceği uyarısında bulunuldu.

MPAC ayrıca İran’a karşı yürütülen savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Raporda, İran’la savaşın sürmesi halinde ABD’de 11 Eylül sonrası döneme benzer güvenlik uygulamalarının yeniden devreye girebileceği ve Müslüman toplulukların daha yoğun gözetim altına alınabileceği belirtildi.

Bu tür uygulamaların geçmişte sivil özgürlüklerin zayıflamasına yol açtığına dikkat çekilen raporda, genişleyen izleme listeleri ve dini kurumların gözetimi gibi uygulamaların sivil toplumu zayıflatabileceği ifade edildi.

MPAC ayrıca İslam karşıtı söylemlerin yalnızca Müslümanları değil, Müslüman sanılabilecek Sikh, Hindu, Ermeni ve Arap Hristiyan Amerikalılar gibi diğer toplulukları da etkilediğini belirtti.

Kurum, Trump yönetimi ve kamu kurumlarına nefret söylemlerini açık şekilde kınama, saldırı faillerini cezalandırma ve etkilenen topluluklarla daha güçlü iletişim kurma çağrısında bulundu.

MPAC yetkilisi Zaman ise sosyal medya şirketleri nefret söylemi ve şiddet çağrılarını ciddi şekilde engellemedikçe Müslüman Amerikalıların güvende olmayacağını söyledi.

Zaman, “İş Müslümanlara, camilerimize ve topluluklarımıza geldiğinde aynı aciliyet duygusunu görmüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Mepa News, Middle East Eye

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Hak İhlalleri Haberleri