Alex MacDonald | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News
ABD, Saddam Hüseyin'i deviren işgalin üzerinden 23 yıl geçtikten sonra Irak'taki güçlerini çektiğini açıkladı.
Bu gelişme, Irak hükümeti tarafından ülkedeki uzun yıllara yayılan Amerikan varlığının ardından "ulusal egemenliğe" nihai dönüş olarak memnuniyetle karşılandı.
Irak Başbakanı Ali Zeydi yaptığı açıklamada, "1 Ekim, Irak devletinin seyrinde yeni bir gün olacak; ülke her türlü yabancı askeri varlıktan arınmış olacak ve toprakları üzerindeki ulusal egemenlik tamamlanacak" dedi.
Ancak bu açıklama tam olarak doğru değil. Türkiye ülkede halen askeri varlık bulunduruyor. Ancak Türkiye de Irak'ın kuzeyindeki Başika-Zilkan askeri üssünü yakında hükümete devretme sözü verdi.
Son tarihi 30 Eylül olan ABD'nin Irak'taki varlığının sona ermesi, başlangıçta Saddam'ın devrilmesinden bu yana ülkedeki en güçlü aktörler arasında yer alan hükümet dışı silahlı grupların silahsızlandırılmasıyla da bağlantılıydı.
Ancak Zeydi geçen hafta, bazıları mali ve ideolojik olarak İran'la bağlantılı olan bu grupların silahsızlanması ve/veya doğrudan devlet kontrolü altına girmesi için yeni son tarihin 30 Haziran 2027 olarak belirlendiğini söyledi.
Fakat bu grupların en güçlüleri olan Ketaib Hizbullah, Hareket en-Nuceba ve Ketaib Seyyid eş-Şuheda bunu yapmaya istekli olmadıklarını şimdiden açıkladı.
European Council on Foreign Relations'ın Orta Doğu ve Kuzey Afrika programında misafir araştırmacı olan Hamzeh Hadad şunları söyledi:
"Bazı silahlı grupların silahsızlanıp devlete entegre olması için gerçekçi bir ihtimal var. Bazıları bunu yapmaya istekli olduklarını kamuoyuna zaten açıkladı ve bunun nedeni de liderlerinin kendileri için siyasi bir gelecek görmesi.
Diğer silahlı grupların ise farklı bir varlık sebebi var, bu da bölge genelinde İran'ın siyasi vizyonu doğrultusunda savaşmak. Dolayısıyla silahsızlanmak veya entegre olmak için bir neden görmüyorlar ve Irak devleti açısından onlarla başa çıkmak çok daha zor olacak."
Derin bağlar
Irak'ta çok sayıda silahlı paramiliter grup bulunuyor. Bunların çoğu, Şii dini lider Ali Sistani'nin "ülkeyi IŞİD'e karşı savunmak" için seferberlik çağrısı yapmasının ardından 2014'te kuruldu.
Aynı yıl hükümet, 2011'de ülkeden çekilmiş olan ABD güçlerini de yine IŞİD'le mücadele etmek üzere geri dönmeye davet etti.
Ancak en güçlü silahlı gruplar daha eski. Resmen Haşdi Şabi'nin parçası olarak devletin otoritesi altında bulunsalar da fiilen bağımsız hareket ediyorlar ve büyük ölçüde İran'a bağlılar.
Saddam'ın devrilmesinden bu yana bu gruplar, siyasi yapı, ordu ve organize suçla derin bağlar kurarak Irak toplumunun geniş kesimleri üzerinde kontrol tesis etti.
ABD öncülüğündeki işgal ve IŞİD'e karşı savaş sırasında bu gruplar binlerce Iraklının öldürülmesi, kaçırılması ve işkence görmesinden sorumlu tutuldu, ayrıca 2019'da patlak veren demokrasi yanlısı Tişrin hareketinin bastırılmasına da katkıda bulundular.
Son yıllarda bu gruplardan bazıları, Gazze'de süren soykırım nedeniyle İsrail ve ABD hedeflerine saldırmak üzere "Irak İslami Direnişi" çatısı altında da bir araya geldi.
Genel olarak, Zeydi'nin bu yöndeki tekrarlanan vaatlerine rağmen Irak devletinin bu grupları dizginleme kapasitesi ya da isteği tartışmalı.
Irak Yüksek İnsan Hakları Komisyonunun eski üyesi Ali el Bayati, "Açıkçası bu konuda iyimser değilim. Irak'taki durum çok karmaşık" dedi.
Bayati, geçmişte olduğu gibi ABD'nin gelecekte Irak'a yeniden dönmesinin de her zaman mümkün olduğunu söyledi.
Irak'taki hak ihlallerini ortaya koyan çalışmaları nedeniyle tehdit ve taciz edildikten sonra şu anda İsviçre'de yaşayan Bayati, MEE'ye silahlı grupların gücünün kısmen ABD'nin 2003 sonrasında Irak'ta etkili kurumlar oluşturmadaki başarısızlığından kaynaklandığını söyledi:
"Evet, ABD öncülüğündeki uluslararası misyon Saddam'ı devirdi ve demokratik bir anayasa oluşturulmasına yardımcı oldu ancak gerçek demokratik kurumlar kurmayı başaramadı. IŞİD'le savaştılar, Irak topraklarında genişlemesini önlediler ve suçlarını durdurdular. Ancak önemli soru şu: IŞİD neden Irak'ın üçte birini kontrol edebildi ve milisler neden kurulmak zorunda kaldı? Cevap basit: Devasa bütçelere rağmen profesyonel güvenlik ve askeriye kurumları oluşturmayı başaramadılar."
Silahlı gruplar ve destekçileri ABD'nin çekilmesini sevinçle karşıladı.
Sosyal medyada Iraklılara çarşamba günü Haşdi Şabi Medya Müdürlüğü önünde toplanarak ABD'nin Irak'tan çekilmesini kutlama çağrısı yapıldı. Etkinliğin "ilk yıllık festival" olacağı belirtildi.
Açıklamada, "Şehitlerin kanının bereketi, Irak İslami Direnişi'ndeki mücahitlerin sabrı ve sahadaki kararlılıkları sayesinde gerçekleşen bu vesileyi anmak üzere sizleri katılmaya davet ediyoruz" denildi.
Ancak komşu İran'da İsrail-ABD savaşı sürerken ABD, Irak hükümetine İran bağlantılı güçleri dizginlemesi için baskısını artırıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio geçen hafta, devletin silahlı grupları kontrol altına almaması halinde Irak'ın "Balkanlaşma" riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Washington ayrıca İran'la ilişkilerin sürdürülmesi veya derinleştirilmesine karşı giderek daha açık biçimde uyarılarda bulunuyor.
Emel Derneği adlı hak örgütünden aktivist Hişam el-Mozani, Middle East Eye'a silahlı grupları tasfiye etme girişiminin ülkeyi yeniden "iç savaşa" sürükleme riski taşıdığını söyleyerek "Ordu ve güvenlik güçleri açısından milislerle çatışmalar yaşanabilir ve bu çok, çok tehlikeli bir şey olur. Ekonomiyi etkiler, Irak'ın tamamında güvenliği etkiler" ifadelerini kullandı.
Mozani, sürecin gerçekten başlaması halinde bile grupların silahsızlandırılması ve entegrasyonunun yaklaşık beş yıl süreceğini düşündüğünü söyledi.
"Bu milislerin bazıları 40 yıldan daha eski, 1980'deki İran-Irak savaşından bu yana varlar. Dolayısıyla çok uzun süredir buradalar. Siyasi partilerin içindeler, parlamentoda varlar ve bazıları bakanlıklarda bulunuyor" dedi.
Nihayetinde bu konuda İran'ın da karar vermesi gerekeceğini ekledi.