Afgan savaş ağası Raşid Dostum İstanbul'da toplantı düzenledi

Taliban'ın 2021'de yeniden iktidara gelmesinin ardından Türkiye'ye sığınan Afgan savaş ağası Raşid Dostum, İstanbul'da düzenlenen bir toplantıya katıldı.

Özbek asıllı Afgan savaş ağası Raşid Dostum, İstanbul'da bir grup dernek temsilcisiyle bir araya geldi.

Görüşmede Afganistan'da "köklü değişim" ve "ulusal birlik" konularını gündeme getiren Dostum, geçmişte savaş suçları ve insan hakları ihlalleriyle anılan bir isim.

Taliban'ın Ağustos 2021'de yeniden iktidara gelmesinin ardından Afganistan'dan kaçan Dostum, Türkiye'de bulunmayı sürdüren eski Afgan siyasi ve askeri liderlerinden biri.

Afganistan'ın kuzeyindeki Özbek topluluğunun önde gelen isimlerinden olan Dostum, onlarca yıl boyunca ülkenin siyasi ve askeri dengelerinde etkili oldu. Ancak adı, özellikle 2001'de yüzlerce kişinin öldürüldüğü Deşti Leyli katliamı ve diğer insan hakları ihlalleri iddialarıyla gündeme geldi.

Savaş ağası Dostum, İstanbul'da katıldığı etkinlikte

Deşti Leyli katliamı: Binlerce esirin akıbeti belirsiz

Dostum hakkındaki en ciddi iddialardan biri, Afganistan'ın kuzeyindeki Deşti Leyli bölgesinde 2001 yılında yaşanan ve yüzlerce, bazı tahminlere göre yaklaşık 2 bin kişinin hayatını kaybettiği olaylarla ilgili.

ABD'nin Afganistan işgalinin ardından, Kasım 2001'de Kunduz'da teslim olan Taliban savaşçıları, Dostum'un komutasındaki Kuzey İttifakı güçlerinin kontrolüne geçti.

Esirlerin bir bölümünün konteynerlere doldurularak Şibirgan'daki cezaevine nakledildiği, yolculuk sırasında havasızlık ve susuzluk nedeniyle çok sayıda kişinin öldüğü, bazılarının ise konteynerlere ateş açılması sonucu hayatını kaybettiği ifade edilmektedir.

İnsan hakları kuruluşu Physicians for Human Rights (PHR), 2002'de bölgede yürüttüğü adli incelemelerde toplu mezar olduğu düşünülen alanda insan kalıntıları buldu. Kuruluş, incelenen kalıntılardaki bulguların boğulmayla uyumlu olduğunu bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığının dönemin Afganistan'a ilişkin insan hakları raporunda da esirlerin nakli sırasında yüzlerce kişinin öldüğüne ilişkin farklı kaynaklardan gelen iddialara ve bölgede boğulma ile yargısız infaz bulgularına yer verildi.

Ölü sayısına ilişkin tahminler farklılık gösteriyor. Bazı kaynaklar yüzlerce kişinin öldüğünü bildirirken, dönemin ABD Dışişleri Bakanlığına atıf yapan değerlendirmelerde sayının 2 bine yakın olabileceği belirtildi. Bu nedenle Deşti Leyli'de hayatını kaybedenlerin kesin sayısı ve her bir ölümün koşulları tam olarak belirlenebilmiş değil.

Mezar alanının bozulduğu bildirildi, kapsamlı soruşturma sonuçlanmadı

Olayın ardından insan hakları kuruluşları, toplu mezar alanının korunması ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu. Ancak soruşturma girişimleri yıllarca ilerleme kaydedemedi.

Birleşmiş Milletler'in 2009 tarihli raporunda, Deşti Leyli'deki toplu mezar alanını ziyaret eden BM özel raportörü, alanda daha önce mezar bulunduğuna işaret eden kalıntılar gördüğünü ve bölgenin bozulmuş göründüğünü kaydetti.

Raporda, cesetlerin bir bölümünün alandan çıkarılmış olabileceğine ilişkin bilgilerden söz edilerek, hem ölümlerin nasıl gerçekleştiğinin hem de kanıtların ortadan kaldırılması girişimlerinin araştırılması gerektiği vurgulandı.

ProPublica'nın soruşturma dosyalarına dayanan haberlerinde de 2008'de bölgede yapılan incelemelerde daha önce insan kalıntılarının bulunduğu bazı çukurların boş olduğu bildirildi. İnsan hakları savunucuları, mezar alanının bozulmasının olayın aydınlatılmasını güçleştirdiğini ve sorumluların hesap vermesini engellediğini savundu.

ABD askerlerinin olay sırasında bölgede bulunduğuna veya yaşananlardan haberdar olduğuna ilişkin ifadeler de gündeme geldi. Ancak ABD Savunma Bakanlığı, Amerikan askerlerinin ölümlere katıldığına ya da olaydan haberdar olduğuna ilişkin kanıt bulunmadığını açıkladı. Bu iddialar da kapsamlı ve bağımsız bir soruşturmayla bütünüyle açıklığa kavuşturulmuş değil.

Dostum'un askeri geçmişi ve diğer ihlalleri

Dostum'un geçmişine ilişkin tartışmalar Deşti Leyli ile sınırlı değil. Human Rights Watch, Afganistan'ın farklı bölgelerinde silahlı gruplar ve nüfuzlu komutanlarla bağlantılı insan hakları ihlallerini belgelediği raporlarında, Dostum'a bağlı güçlerin de kuzey Afganistan'daki bazı ihlallerle ilişkilendirildiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığının 2003 yılına ilişkin raporu da Dostum'un milisleri ile diğer silahlı gruplar arasındaki çatışmalarda insancıl hukuk ihlalleri yaşandığını kaydetti.

Dostum, Sovyet müdahalesi döneminden başlayarak Afganistan'daki iç savaşlarda askeri nüfuz kazandı. Daha sonra Kuzey İttifakı'nın önemli isimlerinden biri oldu ve 2014'te kurulan ulusal birlik hükümetinde Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcılığı görevini üstlendi. Taliban'ın 2021'de yeniden iktidara gelmesiyle ülkeden kaçan eski yönetim mensupları arasında yer aldı.

Dostum'un siyasi kariyeri boyunca askeri gücünü koruması, farklı dönemlerde merkezi yönetimlerle ittifaklar kurması ve silahlı gruplar üzerindeki etkisi, Afganistan'da hesap verebilirlik ve geçiş dönemi adaleti tartışmalarının önemli başlıklarından biri oldu.

Oğlu Batur Dostum da siyasi faaliyetlerini sürdürüyor

Raşid Dostum'un oğlu Batur Dostum da Afganistan siyasetinde aktif bir isim. Babasının kurduğu Afganistan Ulusal İslami Hareketi'nin başkanlığını üstlenen Batur Dostum, eski Afganistan parlamentosunda görev yaptı ve Taliban'la yürütülen barış görüşmelerine katılan heyette yer aldı.

Taliban'ın 2021'de yeniden iktidara gelmesinin ardından Batur Dostum da Afganistan'ın geleceği, kuzeydeki toplulukların siyasi temsili ve ülkenin siyasi yapısına ilişkin tartışmalarda yer aldı.

İstanbul'daki görüşme ve Afganistan'ın geleceği

Dostum'un İstanbul'daki son görüşmesinde dilin korunması, ulusal birlik ve Afganistan'da köklü değişim konularını gündeme getirmesi, yurt dışındaki Afgan topluluklarıyla ilişkilerini sürdürme çabalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Ancak görüşmenin belirli bir siyasi girişimin parçası olduğuna veya yeni bir örgütlenme planına ilişkin kamuya açıklanmış ayrıntı bulunmuyor.

Dostum'un İstanbul'daki temasları, bir yandan Afganistan'daki Özbek topluluğunun siyasi temsilini ve ülkenin geleceğine ilişkin tartışmaları gündeme taşırken, diğer yandan geçmişteki ağır ihlal iddialarının henüz bütünüyle aydınlatılmamış olmasını yeniden hatırlatıyor.

Deşti Leyli'de yaşananların tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve sorumlulukların belirlenmesi yönündeki çağrılar ise aradan geçen yıllara rağmen karşılığını bulmuş değil.

Kaynak: Mepa News

Yorum Yap
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Haberler Haberleri