Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Al Jazeera Arapça kanalına verdiği kapsamlı röportajda ülkenin dış politikası, ekonomik dönüşümü, güvenlik stratejisi ve bölgesel ilişkilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Şara, devrik rejimin ülkeyi uzun yıllar boyunca ekonomik ve altyapısal açıdan geri bıraktığını ifade ederek, özellikle doğu bölgelerinin sahip olduğu petrol, tarım ve insan kaynaklarına rağmen bilinçli şekilde ihmal edildiğini söyledi.
Bu kapsamda Şam ile Deyrizor arasında yeni bir ulaşım koridoru oluşturulmasına yönelik çalışmaların başlatıldığını belirten Şara, eski yönetimden kalan sorunların giderilmesi için kapsamlı projelerin yürütüldüğünü ifade etti.
"ABD yaptırımlarının kaldırılması diplomatik girişimlerle mümkün oldu"
Şara, Türkiye'de düzenlenen NATO Zirvesi sonrasında ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğünü belirterek, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması sürecinde Suudi Arabistan ve Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlendiğini söyledi.
Sezar Yasası'nın artık Suriye halkını cezalandıran bir mekanizmaya dönüştüğünü savunan Şara, yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte ülkenin yeniden inşa sürecinin önünün açıldığını ifade etti.
Suriye'nin "teröre destek veren ülkeler" listesinden çıkarılmasının da önemli bir diplomatik adım olduğunu dile getiren Şara, yönetimin Washington'a Suriye'nin terör örgütleri için güvenli bir saha olmayacağı ve silah ile mali transferlerine izin verilmeyeceği yönünde güvence verdiğini söyledi.
Rusya ile ilişkiler yeniden şekilleniyor
Şara, Moskova ile temasların yönetimin ele alınması sürecinde başladığını belirterek iki ülke arasında askeri varlık konusunda yeni bir mutabakata varıldığını açıkladı.
Rusya'nın Suriye genelindeki askeri noktalarının kaldırıldığını, yalnızca Hmeymim Hava Üssü ile Tartus'taki askeri tesislerin bir bölümünün kullanılmaya devam edeceğini söyleyen Şara, tarım, enerji ve savunma alanlarında Rusya ile iş birliğinin sürdürüleceğini ifade etti.
"Lübnan'da silah devletin tekelinde olmalı"
Lübnan'daki gelişmelere de değinen Şara, ülkesinin güvenliğinin Lübnan'ın istikrarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
Devlet dışındaki silahlı yapıların varlığının bölgeye ağır bedeller ödettiğini savunan Şara, Hizbullah'ın geçmişte Suriye'deki savaşa müdahil olduğunu ve halen sınır hattında silahlı varlığını sürdürdüğünü öne sürdü.
Şara, Suriye'nin Lübnan'da askeri müdahale arayışında olmadığını ancak devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve Taif Anlaşması'nın uygulanması konusunda Beyrut yönetimine destek vermeye hazır olduklarını ifade etti.
İsrail ile güvenlik görüşmeleri
Şara, Suriye ile İsrail arasında yürütülen temasların Lübnan-İsrail müzakerelerinden farklı bir çerçevede ilerlediğini belirtti.
Bölgenin ne İsrail'in ne de İran'ın politikalarının etkisi altında kalmaması gerektiğini savunan Şara, uluslararası aktörlerin de dahil olduğu güvenlik temelli bir sürecin yürütüldüğünü söyledi.
Bu sürecin ilerlemesi halinde daha kapsamlı bir barış gündeminin oluşabileceğini ifade eden Şara, bunun Suriye'nin işgal altındaki Golan Tepeleri üzerindeki hak iddiasından vazgeçmesi anlamına gelmeyeceğini de belirtti.
Suriye'nin İsrail ile herhangi bir çatışmadan kaçınmayı amaçladığını belirten Şara, taraflar arasında oluşturulacak bir güvenlik düzenlemesinin, krizin daha geniş ve kapsamlı biçimde çözülebileceği bir sürecin önünü açabileceğini ifade etti.
Şara ayrıca Suriye'nin Filistin devletinin kurulmasını desteklediğini ve Arap dünyasının ortak yaklaşımını benimsediğini söyledi.
Ahmed Şara, İsrail ile yürütülen güvenlik anlaşmasının ilerleyen süreçte kapsamlı bir barışın önünü açabilecek bir başlangıç olmasını umduğunu ifade etti.
İran, Irak ve Arap dünyasıyla ilişkiler
İran Devrim Muhafızları'nın bölgedeki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şara, Orta Doğu'da daha geniş çaplı bir çatışma ihtimalinden endişe duyduğunu dile getirdi.
Suriye'nin bundan sonraki süreçte Arap Birliği çatısı altında ortak Arap karar mekanizmalarının bir parçası olacağını belirten Şara, Irak ile ilişkilerin geliştiğini ve resmi kanallar üzerinden iş birliğinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Sudan Başbakanı'na da bir mesaj gönderdiğini belirten Şara, Suriye'deki mevcut sürecin geçmişte yaşanan krizlerle kıyaslanmaması gerektiğini ifade ederek yeni yönetimin önceliğinin intikam değil, istikrar ve kalkınma olduğunu söyledi.
Körfez sermayesine yatırım çağrısı
Körfez ülkeleriyle ilişkilerin olumlu seyrettiğini belirten Şara, Suriye'nin hibe veya yardım yerine uzun vadeli yatırımlar istediğini söyledi.
Enerji, havaalanları, turizm ve gayrimenkul başta olmak üzere birçok alanda yatırım fırsatları bulunduğunu ifade eden Şara, yatırım ortamını iyileştirmek amacıyla hukuk ve bankacılık sisteminde reformların sürdüğünü belirtti.
Irak petrolünün Suriye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasını öngören enerji projeleri üzerinde de çalışıldığını söyleyen Şara, bütçede iyileşme yaşandığını ancak kamu maliyesindeki açıkların giderilmesine öncelik verdiklerini ifade etti.
"Kürtler Suriye'nin asli unsurlarından"
İç politikaya ilişkin değerlendirmelerinde Şara, SDG ile Kürt toplumunun birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Kürtlerin Suriye'nin temel bileşenlerinden biri olduğunu vurgulayan Şara, vatandaşlık haklarının güvence altına alındığını, Nevruz'un resmi ulusal bayram ilan edildiğini ve yeni devlet anlayışının etnik ya da mezhebi değil, ortak Suriye kimliği üzerine inşa edildiğini ifade etti.
Ayrıca son bir buçuk yılda 3,4 milyondan fazla yerinden edilmiş Suriyelinin ülkeye döndüğünü belirten Şara, kayıp kişilerin akıbetini araştırmak üzere uluslararası standartlarda çalışan özel bir komisyon kurulduğunu da sözlerine ekledi.
Kaynak: Mepa News