Almanya için Alternatif (AfD), pazar günü Almanya'nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde tarihi bir zafer kazandı.
Almanya'nın iç istihbarat kurumu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından 2025 yılında "kesinleşmiş aşırı sağcı örgüt" olarak sınıflandırılan AfD, kuruluşundan bu yana hızlı bir yükseliş yaşadı. Parti, 2013'te Avrupa Birliği'ne şüpheyle yaklaşan küçük bir hareketken Alman siyasetinin yönlendirici güçlerinden birine dönüştü. Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump ile dünyanın en zengin insanı Elon Musk'ın da desteğini kazandı.
Dönüm noktası, partinin göç karşıtı siyasete yöneldiği 2015 yılında yaşandı. O yıl Başbakan Angela Merkel, çoğu Suriye, Irak ve Afganistan'daki savaşlardan kaçan bir milyondan fazla sığınmacının Almanya'ya girişine izin verdi. Bu durum göçü siyasi gündemin en üst sırasına taşıdı. AfD, bu meseleden yararlanarak göç, hukuk ve düzen konusundaki tutumlarını, yabancıların kitlesel olarak sınır dışı edilmesini Almanya'nın sorunlarına çözüm olarak sunan daha geniş bir siyasi programa dönüştürdü.
AfD, sosyal medyayı stratejik biçimde kullanarak desteğini pekiştirdi ve göç meselelerini kamusal ve siyasi tartışmalarda öne çıkarmayı sürdürdü. Parti, viral olma potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için tasarlanmış yüksek miktarda içerik üreterek internette geniş bir etki alanı oluşturdu. Bilinçli olarak kullanılan kışkırtıcı üslup, hem destekçilerden hem de karşıtlardan güçlü tepkiler aldı, bu da dijital etkileşimi artırarak partinin erişimini genişletti.
Yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin ortaya çıkması, partinin hedef kitlesinde karşılık bulan ilgi çekici ve kişiselleştirilmiş materyaller oluşturulmasını sağlayarak bu çabayı daha da güçlendirdi. Bu strateji, genç seçmenlere ulaşmada ve daha geniş bir aşırı sağ ağını harekete geçirmede etkili oldu.
AfD'nin Saksonya-Anhalt'taki baş adayının, nüfusu iki milyonun biraz üzerinde olan bir eyalette TikTok'ta 700 bin takipçisi bulunuyor. Başbakan Friedrich Merz'in ise 206 bin takipçisi var.
Bu güçlü sosyal medya varlığı, AfD'nin göçü siyasi tartışmaların ön saflarında tutarak kamusal söylemi şekillendirmesine imkan tanıyor. Aralık 2024'te Magdeburg'ta düzenlenen saldırının ardından AfD'ye destek arttı ve göç karşıtı gösteriler düzenlendi. Ancak saldırgan, İslam karşıtı görüşlerini açıkça dile getirmiş, aşırı sağ ideolojiyi desteklemiş ve Almanya'yı "Avrupa'nın İslamlaşmasına" karşı yeterli adım atmamakla sık sık eleştirmiş bir AfD destekçisiydi.
AfD'ye verilen destek coğrafi açıdan da belirgin biçimde farklılaşıyor ve eski Doğu Almanya eyaletlerinde yoğunlaşıyor. Yeniden birleşme sonrasındaki bütünleşme süreci, kalıcı bölgesel eşitsizlikler, görece düşük ücretler ve yapısal farklılıklar oluşturarak doğudaki birçok yurttaşın kendisini ekonomik ve toplumsal açıdan dışlanmış hissetmesine yol açtı. Siegen Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmalar, kalıcı yapısal eşitsizliğin yaygın bir kolektif göreli yoksunluk duygusunu ve statü kaygısını beslediğini gösteriyor. AfD, bu sosyoekonomik şikayetleri siyasi bir araca dönüştürerek statü kaybı algısını ve köklü siyasi güvensizliği, güçlü seçim desteğine dönüşen göç karşıtı duygulara yönlendirmeyi başardı.
Dijital kampanyalar ve sosyoekonomik şikayetlerin ötesinde, siyaset bilimi araştırmaları AfD'nin yapısal gücünün yerel siyasi rekabet boşluğuyla da pekiştiğini gösteriyor. Çalışmalar, partinin en yüksek oy oranlarına düzenli olarak, yerleşik demokratik partilerin yerel örgütlenmesinin zayıf olduğu ve seçmenleri etkin biçimde harekete geçiremediği belediyelerde ulaştığını vurguluyor.
Pazar günkü zafer, aşırı sağ için kutlama nedeni oldu. Ancak mutlak çoğunluğa ulaşamaması ve Almanya'nın büyük partileri arasında AfD ile iş birliği yapmama konusunda varılan "Brandmauer" (güvenlik duvarı) mutabakatıyla sınırlandırılmaya devam etmesi nedeniyle, önümüzdeki aylarda hükümet etme görevi partinin gücünü sınayacak.
Kaynak: Mepa News, Al Arabiya