Analiz | Gazze'de yaşananları anlatabilecek tek kelime "soykırım"

"Gazze’nin günlerdir İsrail’in vahşi cinayet ölüm makinesi tarafından maruz kaldığı vaziyeti ifade etmeye muktedir tek kelime var o da soykırım."

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları 7 Ekim'den bu yana devam ediyor.

Saldırılarda şimdiye dek yüzde 70'i kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 3 bin 500 Filistinli yaşamını yitirdi. Sivillere ait binlerce bina İsrail bombardımanlarında yıkıldı.

Jumana Farhat, New Arab'da yayınlanan analizinde, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını değerlendirdi. Analiz Mepa News okurları için Türkçeleştirildi.

Analizde yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.


Gazze’nin günlerdir İsrail’in vahşi cinayet ölüm makinesi tarafından maruz kaldığı vaziyeti ifade etmeye muktedir tek kelime var o da soykırım.

İsrail günlerdir insanları kesiyor, hala içinde insan yaşayan evleri aldırmadan yerle bir ediyor ve mahalle mahalle haritadan silmeye devam ediyor. Ambulanslar ve acil sağlık görevlilerinin hedef alınmasına ilaveten bölgeye su, yiyecek ve ilaç verilmesini de engelliyorlar. Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinlilerin tek can simidi olan Refah Sınır Kapısı'nın (dış dünya ile son bağlantı noktası olan bu kapı dahi siyasi irade eksikliğinden çalışmıyor) açılmayacağından emin olmak için bu bölgenin etrafı düzenli olarak bombalanıyor.

Anlaşılacağı üzere, İsrail tüm gücüyle Aksa Tufanı Operasyonunun intikamını Gazze halkını cezalandırarak almaya kararlı görünüyor. Gazze Şeridinin hiçbir köşesinde en ufak güvenli bir sığınak ve yaralıları tedavi edecek tek bir hastane kalsın istemiyorlar.

Anaları, babaları, karıları, kocaları ve evlatları göz açıp kapıncaya kadar geçen bir sürede topluca katledilen ailelerin yası tutuluyor. İnsanların ölen yakınlarının naaşlarını bile enkaz altından çıkaramadığı, sevdiklerinin etrafa saçılan vücut parçalarını elleriyle topladıkları görüntüler sosyal medyada artık normal hale geldi.

Vaziyet böyle olmasına rağmen, sivil halka yönelik gerçekleştirilen katliamları bilerek görmezden gelen onlarca devlet, İsrail’in Filistinlilere açtığı savaşı şartsız ve tam desteklerini açıklamak için sıraya girdi.

Medyanın rolü

Devam etmekte olan savaşın en kritik sahnesi sahada yaşananlardır ancak bu savaşın en kilit kısmı cephe değildir. Zira Filistin halkının şu ana kadar başına gelenler ve savaşın devam etmesi halinde daha da gelecekler, savaşın nasıl yansıtıldığının kontrol edilmesini son derece önemli bir mesele haline getirmekte olup bu alanda da çekişmeli bir mücadele verilmektedir.

Batı medyasını büyük oranda domine eden İsrail yanlısı sesler, televizyon ekranlarında, gazetelerde ve haber kanallarında İsrail’in söylemlerini yayıp bir de utanmadan kurbanın kendileri olduğunu iddia ediyor. “Kafası kesilen İsrailli bebekler” yalanında şahit olunduğu üzere, İsrail yanlısı seslerin bu uydurmaları sanki su götürmez delillerle desteklenen gerçekler gibi anlatması için kendilerine saatlerce yayın zamanı tahsis ediliyor ve bunun hesabını kimse soramıyor.

Durum o kadar vahim ki, ABD Başkanı Joe Biden dahi bu yalanları duyduğu gibi tekrar edebiliyor ancak bir süre sonra Beyaz Saray açıklama yapıp konu ile alakalı herhangi bir kanıt olmadığı için koskoca başkanın ifadesini haber sitelerinden kaldırtıyor.

Televizyonlara çıkmasına müsaade edilen Filistinliler (ve Filistin’i destekleyenler) ise henüz daha tek kelime etmelerine izin verilmeden Hamas’ı ve “terörü” lanetlemeleri gerektiği talebiyle karşı karşıya kalıyor. Bu, Filistinlilerle alakalı konuşulmasına izin verilmesi için sanki zorunlu bir ön şartmış gibi dikte ediliyor.

Görevlerinin ne kadar zor olduğunun bilincinde olan bu insanlar, hikâyenin Filistin tarafının da anlatılmasının ne kadar acil bir ihtiyaç olduğunu da biliyorlar. Filistin’in İngiltere Büyükelçisi Hüsam Zomlot ta bunlarda birisiydi. Sayın büyükelçi kendisine mikrofon uzatan birçok medya kanalında söze başlayabilmesi için “kınama talebini” bir ön şart sayan sunucuların programı kontrol etmesine izin vermedi.

Zomlot, İsrailliler tarafından işlenen cürümlere odaklanarak şu anda yaşanmakta olan dehşetin tek sorumlusunun İsrail işgali olduğunu dile getirdi. 16 senedir abluka altında tutulan ve her türlü adaletsizliğe göğüs geren Gazze Şeridi’nin içinde bulunduğu durumun müsebbibinin, barışa gitmesi muhtemel her yolu tıkayan ve kendi içindeki fanatik aşırıcı grupların Filistinliler üzerindeki idaresini her geçen gün biraz daha gaddarlaştırmasına müsaade eden İsrail devleti olduğunu anlattı.

Batı medyası, mesele Filistin olunca yıllardır uyguladığı “işgale uğrayan ile işgalci eşittir” safsatasının yeterli olmadığını görünce İsrail’i desteklemek için “işgalci her istediğini yapabilir” diyerek Gazze’deki sivillerin uçaklar, bombalar ve savaş gemileri ile katledilmesinin bir sorun teşkil etmediğini haber yapmaya başladı.

Bu demek oluyor ki sayıları 2 milyonu aşan Gazzelinin, Batı Şeria’dakilerin, Kudüs’tekilerin ve de İsrail sınırı içinde yaşayan Filistinlilerin yaşama hakkı yoktur. Filistinli nerede olursa olsun dünya onun sadece ölmesini ve yıkılmasını, elinde kalan toprağının da çalınıp evinin yerle bir edilmesini, vatanından çıkarılıp hapse atılmasını, kontrol noktalarında veya hücrede olsun fark etmez sürekli şerefinin ayaklar altına alınmasını istemektedir.

Bilindiği üzere İsrailli yetkililer bir açık hava hapishanesinde tuttukları esirlerinin su ve elektriğini geçtiğimiz günlerde tamamen kesti. Dünya istiyor ki Filistinlilerin hayatları hakkında bu kararları verebilecek tek güç daima sadece İsrail olsun.

Ama Filistinliler kendilerini savunmaya cüret ederse kınanmalılar ve herkes onların kafalarının ezilmesini “hak ettiğini” kabul etmeli. Bu algının sebebi bu insanların hiçbir zaman kimsenin önceliği olmamasıdır.

Dünyanın bugün sergilediği yaklaşım, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı aşırı sağcı Itamar Ben Gvir’in “Yahudi yerleşimcilerin ve İsraillilerin hayatları Filistinlilerin hayatlarından daha önemlidir” sözleriyle son derece uyumludur. Ben Gvir bu sözleri söylerken Batı Şeria ile alakalı konuşuyordu ancak bu zihniyetin, sayısız cürüm üzerine inşa edilmiş kolonici bir rejimin postalları altında inleyen işgal altındaki her karış Filistin toprağı için aynı olduğundan emin olabilirsiniz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri