Bu memleket içine düştüğü buhrandan kurtulamaz.
Ne zamana kadar?
Her şeyden evvel her yerde, her yere ve olanca her şekliyle, "egemenlik halkın değil Hakkındır" düsturu yazılıncaya, nakşedilinceye, zerk edilinceye kadar...
Küller altındaki muhteşem Vahiy kaynaklı kültürümüzü çağa sunacak, İslami ülkelerdeki özünden kopmuş, manasından uzaklaşmış veya uzaklaştırılmış çeyrek ve sahte aydınlar kadrosunun elindeki bütün kültür müesseselerini alacak, gerçek mütefekkirler ve münevverler kadrosu yetişip, tarihi görevini yükleninceye kadar...
Tarih boyunca "neydik, ne olduk, nasıl olacağız?" suallerini vahyin ışığında cevaplandıracak muazzam bir fikir hamlesine, tebliğ ve davet aksiyonuna başlayıncaya kadar...
Fert ve cemiyet planında bütün beşeriyeti ihata edici tek ve biricik sistemin "eskimez yeni" olduğunu bütün beyinlere zerk edip, ruhlara ve kalplere nakşedinceye kadar...
Doğu'dan Batı'ya, Vahiy medeniyetinin önce taarruz, sonra duruş ve daha sonra da her sahada tümüyle ricatının, böylelikle kendi medeniyetini tarihte kurulup, kalıntısı devam eden medeniyetler çağına düşürmenin en ince ve gizli sırlarına topyekun vakıf oluncaya kadar...
Tanzimat denilen Masonik inkılapla başlayıp, sahte ve köksüzleriyle devam ettirilen "devrim" etiketli, özünde devrilişlerin, öz inancının müesseselerini devirişlerin envanterini çıkarıp, hesabını devrimbaz uşaklar soruncaya kadar...
Öz inancından uzaklaşıp, Batı'ya karşı önce şaşkınlık, sonra hayranlık ve daha sonra da taklitçilikle adapte oluşun, böylelikle başlayan çöküşün, en müphem ve en mahrem noktalarına kadar foyasını ortaya dökünceye kadar...
"İlkeci, ülkücü, ilerici" denen herkesin, gerçekte, "taklitçi, dolandırıcı ve gerçek gerici" olduğunu yine onların alınlarına yaftalayıncaya kadar...
Yığınları şirin maskeler takarak aldatan yerli ve yabancı bütün güçlerin maskelerini indirerek gerçek ve iğrenç yüzlerini gösterinceye kadar...
Mazide bir tek yumruk durumundaki Müslümanları, şimdiki birbirinden kopmuş, ezgin, bezgin, kırgın, ölgün, üzgün, dargın, kızgın, yılgın hallerinden kurtarıp kurşunla kenetlenmişçesine bir bünye oluşturarak İslam cemaatini abideleştirinceye kadar...
Her yerde, her zaman ve her şekilde, tarihte menendi ve misli görülmemiş "tenakuzlar manzumesi" ve gayri İslamiliğin kaldırılıp, pratik hayata yavaş yavaş da olsa tatbikiyle cemiyeti lif lif, hücre hücre bir değişime, dönüşüme tabi tutarak yeni bir toplum örünceye ve örgütleyinceye kadar...
Son yarım asırda yapılmış ne kadar devirmek fiilinden türetilmiş "devrim" varsa, hepsinin tek ve tek hedefinin sadece İslam ahlak ve mukaddesatı nam-ı hesabına ne varsa tümü nün imhası ve kıtali olduğunu cümle aleme teşhir edinceye kadar...
Bütün vatan sathında milyonlarca tonluk "tağut"u tümüyle kaldırıp, anısını tarihin karanlık müzesinde küflenmeye bırakıncaya kadar...
İnsanların bildiğini zannettiği, aslında bilmediği öz medeniyetlerini öğretip, hepsiyle birlikte öğreninceye kadar...
Gerçek vecd, derin aşk, sarsılmaz inanç, taviz vermeyecek ahlak, fertlerimizde tek tek pırıldayıp, her müsbet ve mukaddes mefhumun layık olduğu mevki ve mekanına dönüşüne kadar...
Saf ilim, doğru tarih, üstün edebiyat öğretmenlerce öğrencilere öğretilip öğrenilinceye kadar...
Kitle haberleşme araçlarınca Hakk ve hakikatın her saat, her dakika, her saniye evrensel bildirisini ilan edip, basının her şeyinin, her satırında "öz"ün dışında hiç bir şeyin yazılmamasını temine kadar...
İsteyen ve ne istediğini bilen; isteyen ama ne istediğini bilmeyen herkesin ne isteyip ve beklediğini belirtip bildiren bir neslin oluşumu ve her sahada kurmaylaşması bitinceye kadar...
Kısaca ve tek cümleyle: "Eskimez Yeni", eskiden olduğu gibi yeniden, yeni çağda hayata her yönüyle ve her hükmüyle hakim oluncaya kadar...
Bu memleket içine düştüğü buhrandan kurtulamaz...
Bu böyle biline ve bildirile!
Şeyhmus Durgun tarafından kaleme alınan bu değerlendirme Çatı dergisinde 15 Nisan 1978 tarihinde yayınlanmıştır. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.