Esed rejimi Suriye'de Rusya ve İran arasında dengeyi nasıl sağladı?

Suriye'de 2011 yılından bu yana devam eden savaşta İran ve Rusya'nın desteği Esed rejimi için kritik bir öneme sahip.

Suriye'de 2011 yılından bu yana devam eden savaşta İran ve Rusya'nın desteği Esed rejimi için kritik bir öneme sahip. İki ülkenin ekonomik ve askeri desteği, bugüne kadar Esed rejiminin muhaliflere karşı gücünü korumasını ve üstünlüğü ele geçirmesini sağladı. Ancak İran ve Rusya'nın çıkarları sahada zaman zaman çelişti.

Bilge Nesibe Kotan'ın TRT World için konuya dair kaleme aldığı analiz Mepa News okurları için Türkçeleştirildi.

*

Suriye rejiminin müttefikleri Moskova ve Tahran arasında çelişen ekonomik çıkarları nedeniyle bazı fay hatları meydana geldi. Esed, hem muazzam bir savaş borcunun yükünü taşıyıp hem de her iki tarafla da olan bağlarını koruyabilecek mi?

2011 yılında Suriye rejimi yıkılma noktasındayken İran Beşar Esed’in imdadına yetişen ilk aktör oldu. 4 yıl sonra da 2015 yılında Rusya bir iç savaşın içindeki liderin arkasına tüm ağırlığı ile geçti. Bu iki güç Esed rejimi karşıtlarını ezmek için uzun süredir kol kola çalışmaktadır. Suriye’de savaşmak üzere Tahran emrindeki milis kuvvetleri ile karada, Moskova’da genellikle havada faaliyet göstermektedir.

Esed rejimi geçtiğimiz yıllar içinde kaybettiği toprakların büyük bir bölümünü tekrar geri aldı. Ülkedeki savaşın yavaşlaması ile birlikte Esed’in müttefiklerini kendini Suriye’nin ekonomik geleceğini kontrol etmek için kendilerini bir yarışın içinde buldu.

Ünlü savaş analisti Navvar Şaban, TRT’ye yaptığı açıklamada, İran ile Rusya arasındaki fay hatlarının şimdiye kadar sessiz bir şekilde durduğunu ancak savaşın sonunun yaklaşması ile beraber iki güç arasındaki farklılıkların büyüyerek, Esed’in bir müttefiğini kayırması durumunda diğer müttefiğini karşısına almaya kadar gidecek bir sürece girildiğini söyledi.

İstanbul merkezli Omran Stratejik Çalışmalar Merkezi (OCSS) isimli düşünce kuruluşunda çalışan Şaban’a göre, İran ve Rusya iş alanlarında nüfuz sahibi olmak için şimdiden birbirinin boğazına sarıldı bile. Esed ise kendisinin güçte kalmasını sağlayabilmek için çok dikkatli ve stratejik bir şekilde meseleye yaklaşarak müttefiklerinin rollerini birbirinden uzak tutmaya çalışmaktadır.

Russian Council (Rus Konseyi) isimli düşünce kuruluşunda, Rus dış politikası üzerine çalışan analist Alexey Khlebnikov, TRT World’e verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Esed’in her ikisine de (Rusya ve İran) ihtiyacı var ve biri uğruna diğerini seçemez. İki tarafın da kendine sunduğu en iyi hizmeti alıyor ve gerektiğinde de iki tarafı birbirine karşı kullanıyor. Esed’in yıllardır yaptığı tam olarak budur.”

Rus ordusunun Suriyeli muhaliflere karşı yürüttüğü hava saldırıları operasyonları savaşın seyrini değiştirmesine değiştirdi ancak bu operasyonların günlük maliyeti 4 milyon dolar civarında oldu.

Esed’in savaşta, 4 yıldır kendisini destekleyen Rusya’ya bugün itibariyle 3 milyar dolar borcu birikti. Moskova yönetimi bu borç üzerinden Esed’e baskı uygulamaktan hiç geri durmuyor ve rejimden faturayı ödemesini talep ediyor.

Diğer taraftan İran ise, Şii militanlarının sahadaki varlığı nedeniyle uzun süredir avantajlı olan taraftır. Tahran yönetiminin Suriye rejimini desteklemek için aniden ve tereddüt etmeksizin müdahale etmesi, kendisine 1000’den fazla milise mal oldu. İran yönetimi Esed’in savaşında kaybettiği insan canları karşılığında rejim ile olan iş bağlantılarını geliştirip ekonomik cephede kazanımlar elde etti.

OCSS’in Ortadoğu uzmanı Şaban, Rusya, İran ve Türkiye arasında gerçekleştirilen barış görüşmelerini kastederek şu ifadeleri kullandı: “Suriye’de tek bir cephe var ve taraflar Astana ve Soçi üzerinden siyasi bir çözüme varmaya çalışıyor. İran ve Rusya böylelikle Suriye’de savaş sonrasında daha fazla zaman ve hareket alanı elde edecek. Önümüzdeki dönemde iki taraf arasındaki mücadele, direkt olarak kendi aralarında değil ancak ayrı taraflara çalışan yerel aktörler arasında daha görünür hale gelecektir.”

Yerel iş adamları üzerinden çatışma

Savaşın başından bu yana Esed’in tarafında olan Suriye’nin iş dünyasının önde gelen isimleri ülkede bugün, ekonomik geleceğin şekillendirilmesi hususunda siyasetçilerden fazla etkiye sahiptir.

Savaş sonrası Suriye’de neredeyse tek başına bütün pazarları eline geçiren Esed’in zengin kuzeni Rami Mahluf, 2011 yılında, Şam’daki lüks, ahşap panelli malikanesinde NYT’a verdiği bir röportajda şunları söylemişti: “Çekip gitmeyeceğiz, gemilerimize atlayıp kumar oynamak için ayrılmayacağız, anladın mı? Burada oturacağız. Biz burada sonuna kadar savaşmak diyoruz. Bilsinler ki biz acı çekerken yalnız olmayacağız.”

Ancak şimdi görünen o ki, Mahluf güçten düşen muhaliflerin elinden değil de kendi kuzeni Esed’in elinden acı çekiyor. Suriye rejimi Eylül ayının ilk günlerinde çok sayıda Suriyeli zengin aileye karşı bazı yaptırımlar getirdi ve Mahluf’ın şirketleri de bu durumdan etkiledi. Bölgeden gelen haberlere göre, Mahluf’a yurtdışına çıkma yasağı getirildi.

Rus analist Khlebnikov, eğer Mahluf’ın rejim ile arasının açıldığı haberleri doğruysa, bu durumun ülkenin önde gelen iş adamları arasındaki çatlakların büyüdüğünün ve Esed’in son derece paraya sıkıştığının göstergesidir dedi.

Esed’in kendi kuzenine çökmeden önce de, rejimin kendini destekleyen birçok işadamına baskı uygulayarak devletin boşalan kasasını doldurmalarını istediği bilinmektedir. Ancak, bu iş adamları bu baskıya boyun eğmedi ve ülkede ekonominin her geçen gün daha da kötüye gittiği bir ortamda rejime karşı safa geçti.

Khlebnikov’a göre bu hamle rejimin kendi içinde bir mücadeleye de işaret etmektedir zira rejimin, “Rusya’nın Şam yönetimi üzerindeki baskısını artırması nedeniyle, İran’ın etkisini sınırlandırmak” zorunda kalacağı bir dönem yaklaşmaktadır ve bazı hususların neticelendirilmesi gereklidir.

Mahluf ve aralarında Samir Foz’un da bulunduğu diğer üst düzey iş adamları, rejimi hortumladıkları gerekçesiyle ABD ve AB tarafından yaptırım listesine alınmıştı. Ancak 2008’de alınan bu önlemler Mahluf’u servetini arttırmaktan alıkoymadı.

Mahluf iş imparatorluğunu geçen yıllar içinde telekomünikasyon, petrol, doğalgaz, emlak, bankacılık, havayolları, perakende ve çok sayıda özel okul inşaatı gibi pazarlara da soktu.

Mahluf Suriye’deki savaş son hızıyla devam ederken, yumurtalarını farklı sepetlere koydu. Aralarında Körfez ülkelerinin özellikle de İran’ın bulunduğu birçok farklı noktaya yayıldı.

Şaban Mahluf hakkında şunları söyledi: “Mahluf, geçtiğimiz yıllar içinde İran yönetimi ile iyi ilişkiler kurdu ve İran bağlantılı iş adamlarının Suriye’de bazı ihaleleri almasını sağladı. Rusya, Mahluf’a baskı uygulatarak, İran bağlantılı iş adamlarının varlığını elinden geldiğince sınırlandırmaya çalışmaktadır zira masada çok büyük çaplı projeler var.”

Müttefik yönetimi

Esed, müttefiklerinin ekonomik çıkarları ile kendi savaş politikası ayrı tutarak zeki davrandı. Rusya’nın müdahalesinden bir yıl sonra Esed ülkenin savaşta yok olan altyapısının yeniden inşasının Rus firmalara ihale edileceğinin sözünü verdi. 2017’de ise, daha önce Rusya’ya verdiği sözden dönerek, İran’a Suriye’nin geniş fosfat yataklarına verdiğini erişim izninin yanı sıra Tahran yönetimi ile telekomünikasyon, maden işletlemeleri ve büyük inşaat projeleri anlaşmaları yaptı.

Ağustos ayında Rus medyasında çıkan bir habere göre İran Tartus’un güneyinde, Lübnan sınırına yakın bir noktada çok amaçlı bir liman inşa edecek.

İran’ın Suriye’de gittikçe artan ekonomik etkisi Rusya için hiç iyi bir haber değil. İsrail’in Moskova yönetimine İran destekli militanların Suriye’de uzun soluklu varlık göstermesine müsaade etmeyeceğini iletmesinin ardından Putin geçtiğimiz yıl Temmuz ayında İran’ı  Suriye’den çıkartmaya yönelik çalışmalar yapacağı sinyalini vermişti.

Suriye’de faaliyet gösteren özel inşaat firmaları üzerine bir çalışma yapan Şaban, Rusya Başkanının bu amacını gerçekleştirmek üzere çoktan harekete geçtiğini zira son dönemde İran’ın bazı projelerinin Rusya tarafından engellendiğini söyledi.

Şaban’a göre, İran bu durumdan kendini korumak amacıyla harekete geçti ve işlerini küçülterek İran’ın vekil kuvveti Hizbullah’ın hakim olduğu Lübnan üzerinden sadece küçük ölçekli konut projelerine odaklandı.

OCSS tarafından Temmuz ayında neşredilen bir rapora göre, Suriye İç Ticaret ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı, aralarında Lübnanlı iş adamlarına ait olanların da bulunduğu 297 yeni özel şirkete ruhsat verdi.

Suriye Acil Görev Gücü (SETF) direktörü Muaz Mustafa, TRT World’e yaptığı açıklamada Esed’in iki müttefiği arasındaki rekabeti ele alma tarzının işe yaramayacağını söyledi.

Daha önce ABD Kongresi bünyesinde görev yapmış bir isim olan Mustafa şu ifadeleri kullandı: “Esed’in İran ve Rusya hususunda çok fazla seçeneği ve kozu yok. Ülkenin yeniden inşa edilmesi süreci ve Esed’in iki ülkeye olan borcu nedeniyle Suriye, İran ve Rusya’ya ait olmaya devam edecek.”

“İki ülkede Esed’in koltuğunda kalması noktasında mutabık olmasına rağmen Rusya ve İran’ın Suriye’de her zaman farklı hedefleri ve çıkarları oldu. İran ve Rusya’nın belirli noktalarda kafa kafaya gelerek aralarındaki farklılıkları büyütmelerinin kaçınılmaz olduğunu varsayabiliriz.”

Khlebnikov ise bu konuda farklı düşünüyor, Khlebnikov’a göre, Esed ile müttefiklerinin ortak amacı “olası bir Rusya-İran boşanmasının” önüne geçebilecek kadar güçlü bir faktördür.

Askeri cephede ise, Esed’in sahadaki varlığının artması ile herhangi bir sorunu olmadığı görünüyor. Eylül ayının başlarında çıkan bir habere göre, İsrail’in tehditlerine ve Rusya’nın Tahran yönetiminin Suriye’deki savaş arenasında oynadığı rolü küçültmeye dair verdiği söze rağmen İran ordusu Suriye-Irak sınırında yeni bir askeri üs inşa etmeye başladı.

Khlebnikov sözlerini şu ifadeyle bitirdi; “Nihai olarak baktığımızda, Şam yönetimi her iki aktörün de çıkarlarını elde ettiğinden emin olmak zorunda ve şu ana kadar bunu gerçekleştirmekte başarılı oldu.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

İlgili Haberler

Suriye'de Rusya-İran rekabeti: Bölge yeni bir krize mi gebe?
Beşar Esed'in savaş suçlarını inkar edenlerin amacı ne?
"Türkiye destekli muhalifler HTŞ'yi tasfiye etmek için operasyon hazırlığında"

Analiz Haberleri