Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), Mart 2011'den bu yana ülkede en az 177 bin 21 kişinin zorla kaybedildiğini belgeledi. Kayıp kişiler arasında 4 bin 536 çocuk ve 8 bin 984 kadın bulunuyor.
SNHR'nin 30 Ağustos'ta yayınladığı rapora göre, aynı dönemde işkence veya insanlık dışı gözaltı koşulları nedeniyle en az 45 bin 365 kişi hayatını kaybetti. Bu kişilerin 45 bin 38'inin Esed rejimine ait gözaltı merkezlerinde öldüğü belirtildi.
Raporda kullanılan "en az" ifadesinin, belgelenebilen vakaları kapsadığı ve gerçek sayının açıklanan rakamların üzerinde olabileceğine işaret ettiği vurgulandı.
SNHR, Beşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinin zorla kaybetme ihlallerini ve kayıp kişiler dosyasını sona erdirmediğini belirtti. Bir kişinin akıbeti veya nerede bulunduğu bilinmediği sürece zorla kaybetmenin devam eden bir ihlal niteliği taşıdığı ifade edildi.
SNHR, Suriye'deki yeni dönemde yalnızca zor koşullar altında gerçekleştirilen ihlal belgelenmesi çalışmalarının ötesine geçilmesi gerektiğini belirterek, kayıp kişilerin akıbetinin sistematik biçimde araştırılması çağrısında bulundu. Bu kapsamda delillerin korunması, toplu mezarların tespit edilmesi, resmi kayıt ve arşivlerin incelenmesi ve daha önce farklı kurumlarda dağınık halde bulunan bilgilerin bir araya getirilmesi gerektiği vurgulandı.
Deliller ve toplu mezarlar için uyarı
SNHR, yeni dönemin delillerin korunması açısından kritik olduğunu belirterek, belge ve kayıtların kaybolması, değiştirilmesi, başka yerlere taşınması veya yok edilmesi riskine dikkat çekti.
Raporda, Suriye'de belgelenen bazı zorla kaybetme uygulamalarının unsurlarının yetkili yargı makamlarınca tespit edilmesi halinde, Roma Statüsü'nün 7. maddesi kapsamında insanlığa karşı suç olarak değerlendirilebileceği ifade edildi.
SNHR ayrıca kayıp kişilerin ailelerinin, yakınlarının hangi koşullarda kaybolduğunu, akıbetlerini ve nerede bulunduklarını öğrenme hakkına sahip olduğunu vurguladı.
"Kayıplar dosyası ulusal öncelik olmalı"
Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye hükümetine kayıp ve zorla kaybedilen kişiler dosyasını acil bir ulusal öncelik olarak ele alma ve konuyu geçiş dönemi adalet sürecinin merkezine yerleştirme çağrısında bulundu.
Savcılık ve ulusal yargı makamlarının zorla kaybetme ve gözaltında ölüm vakalarına ilişkin soruşturmaları önceliklendirmesi, delillerin güvenliğini sağlaması ve yargı bağımsızlığını koruması gerektiği belirtildi.
Ağ ayrıca Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları Konseyi'ne, kayıp kişiler konusunda faaliyet gösteren bağımsız kurumlara siyasi, mali ve teknik destek sağlamaları çağrısında bulundu. Toplu mezarların korunması ile adli tıp, DNA analizi ve insan kalıntılarının kimliklendirilmesi çalışmalarının desteklenmesi gerektiği ifade edildi.
Kayıplar için "Eser" platformu kuruldu
Öte yandan Suriye Kayıp Kişiler Ulusal Komisyonu, Zorla Kaybedilenler Mağdurları Uluslararası Günü'ne denk gelen 30 Ağustos'ta, kayıp ve zorla kaybedilen kişilerin bildirilmesi için "Eser" (Athar) adlı ulusal programı başlattı.
Mobil uygulama ve resmi internet sitesi üzerinden hizmet veren programın, ülkedeki kayıp kişilere ilişkin birleşik bir ulusal kayıt sistemi oluşturmayı amaçladığı belirtildi.
Komisyon, ailelerin kayıp yakınlarıyla ilgili bilgileri güvenli bir şekilde sisteme kaydedebileceğini ve doğrudan bildirimde bulunabileceğini açıkladı.
Farklı iller ve bölgeler için teknik destek hatlarının da oluşturulduğu, bu hatlar aracılığıyla ailelere dijital hesap açılması ve başvuru dosyalarının hazırlanması konusunda yardım sağlanacağı bildirildi. Komisyon merkezlerinin de yüz yüze başvuru yapmak isteyen ailelere hizmet vereceği ifade edildi.
Komisyon, ilerleyen aşamada ekiplerin elektronik başvuru yapamayan veya merkezlere ulaşamayan ailelere yardımcı olmak amacıyla farklı bölge ve yerleşimlere ulaşacağını belirtti.
Kaynak: Mepa News