Katar’ın eski başbakanı ve dışişleri bakanı Hamad bin Casim Al Sani, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın ani bir tırmanış değil, Orta Doğu’yu yeniden şekillendirmeyi hedefleyen uzun vadeli bir İsrail stratejisinin sonucu olduğunu söyledi.
Hamad bin Casim, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaşın neden olduğu kaosu “Büyük İsrail” vizyonunu ilerletmek için kullandığını savundu.
Netanyahu’nun bölgesel zoraki ittifaklar kurmaya çalıştığını belirten eski Katarlı diplomat, İsrail sağında yer alan ve ülkenin sınırlarını komşu Arap ülkelerinin daha derin bölgelerine genişletmeyi hedefleyen “Büyük İsrail” anlayışının savaşla birlikte yeniden güç kazandığını söyledi.
Hamad bin Casim, Netanyahu’nun mevcut çatışmaları İsrail’in bölgedeki belirleyici güç haline gelmesi için fırsata çevirmeye çalıştığını ifade etti.
Al Jazeera’deki “Al Mukabele” programına konuşan Hamad bin Casim, bölgenin onlarca yıl sürecek büyük bir dönüşüm sürecine girdiğini belirterek, Hürmüz Boğazı krizinin savaşın “en tehlikeli sonucu” olduğunu ifade etti.
Eski Katarlı diplomat, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun uzun yıllardır ABD’yi İran’la savaşa sürüklemeye çalıştığını savundu. Netanyahu’nun özellikle 1990’lardan bu yana İran’ın nükleer programı üzerinden Washington üzerinde baskı kurduğunu söyleyen Hamad bin Casim, İsrail liderinin ABD yönetimine “İran rejiminin haftalar içinde çökeceği” yönünde bir “yanılsama” sattığını öne sürdü.
ABD’nin askeri güce aşırı güvenmesini de eleştiren Hamad bin Casim, “Amerika’nın gerçek gücü askeri gücü kullanmama becerisiydi” dedi.
İran’ın savaşın ilk saldırılarını absorbe ettikten sonra Hürmüz Boğazı’nı stratejik baskı unsuru olarak kullanmaya başladığını belirten Hamad bin Casim, Tahran’ın artık bu su yolunu fiilen kendi egemenlik alanı gibi gördüğünü ifade etti.
Hürmüz’de yaşananların İran’ın nükleer programından daha büyük tehdit oluşturduğunu savunan eski başbakan, Körfez ülkelerinin krizin ekonomik ve güvenlik maliyetini doğrudan hissettiğini söyledi.
İran’ın Körfez’deki enerji ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını eleştiren Hamad bin Casim, buna rağmen coğrafyanın tarafları birlikte yaşamaya zorladığını ve Körfez ülkeleriyle İran arasında ortak diyalog mekanizması kurulması gerektiğini belirtti.
Hamad bin Casim ayrıca bölgedeki en büyük tehdidin İran, İsrail veya yabancı askeri üsler değil “Körfez içindeki parçalanmışlık” olduğunu söyledi.
Bu nedenle “Körfez NATO’su” benzeri ortak siyasi ve askeri yapı kurulması çağrısında bulunan eski Katarlı yetkili, böyle bir yapının merkezinde Suudi Arabistan'ın yer alması gerektiğini ifade etti.
ABD’nin uzun vadede Körfez’in güvenlik garantörü olarak kalamayacağını söyleyen Hamad bin Casim, Körfez ülkelerinin Türkiye, Pakistan ve Mısır gibi bölgesel aktörlerle daha güçlü stratejik ortaklıklar geliştirmesi gerektiğini savundu.
Gazze konusuna da değinen Hamad bin Casim, İsrail’in bölgede “ahlaki ve siyasi felaket” yarattığını belirterek Gazze’nin boşaltılması yönünde planlar yapıldığını ifade etti.
Filistin davasının özellikle Batı kamuoyunda daha fazla destek kazandığını söyleyen Hamad bin Casim, buna karşın Filistinli grupların insani maliyetleri dikkatle değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Eski başbakan, Hamas’ın silahsızlandırılması tartışmalarını da reddederek bağımsız Filistin devleti için net siyasi yol haritası olmadan böyle bir adımın kabul edilemeyeceğini söyledi.
Ayrıca Muhammed bin Selman liderliğindeki Suudi Arabistan’ın Filistin devleti kurulmadan İsrail’le normalleşmeye yanaşmamasının Netanyahu’nun bölgesel hesaplarını bozduğunu ifade etti.
Suriye konusunda ise devrik lider Beşar Esed'in iktidardan ayrılmasından memnuniyet duyduğunu söyleyen Hamad bin Casim, yeni Suriye yönetiminin İsrail provokasyonlarından kaçınmasını “pragmatik yaklaşım” olarak değerlendirdi.
Röportajda ayrıca 1990’ların sonunda Katar’ın dönemin ABD Başkanı Bill Clinton yönetimi adına İran’a mesaj ilettiği de açıklandı. Hamad bin Casim, Washington’un o dönemde İran’dan nükleer programını Rusya’ya devretmesini veya uluslararası denetime açmasını istediğini söyledi.
Kaynak: Mepa News