Filistin: Kriz, umut ve hayal kırıklığı

Mahmut Cemil İnce

Uzun yıllardır beli bükülmüş, ümit ve hayalleri ellerinden alınmış Müslümanlar için, çeşitli belde ve coğrafyalardaki mücadeleler bir umut ışığı olmuştu.

Çeçenistan'dan Suriye'ye, Filistin'den Afganistan'a, Müslümanlar için bu mücadeleleri ayıran hiçbir sınır yoktu.

Savaşanlar bir safta, savaşılanlar bir saftaydı.

Sanırım hiçbir Müslüman için Suriye'deki mücadele ile Filistin'deki mücadeleyi ayıran bir ayrım yoktur. Verilen mücadele, üzerimizdeki bir asırlık ölü toprağını atmak, Batılılarca empoze edilen çeşitli işgalcileri def etmek ve Allah'ın hükmünü tesis etmek içindir.

Ancak son yıllarda iyiden iyiye yüzünü gösteren pragmatist politikalar, bu mücadelelerin sanki birer "ulusal kurtuluş hareketi" olarak verildiği havası estiriyor.

Bu politikaların adreslerinden biri de, uzun yıllar Filistin'de çeşitli kesimlerin sempatisini kazanan Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) oldu.

Hamas'ın uzun süredir, ancak bilhassa son yıllarda içerisinde bulunduğu politikalar, bölgeye dair hayal kırıklıklarını perçinliyor.

Hareket son olarak, Suriye'de emperyal politikalar güden Rusya ve İran'ın bir kuklası haline gelen Beşar Esed rejimiyle normalleşme isteklerini açık olarak dile getirdi. Esed, 10 yıldır dünya Müslümanlarının lanet, beddua ve gözyaşları ile andığı, yüz binlerce Müslümanın katili olan, bildiğiniz o meşhur Esed.

Çaresiz olmayan var mı?

Elbette Müslüman coğrafyaların içerisinde bulunduğu kriz ve çaresizliğin birçok şeye yol açtığı, İslami hareketleri çeşitli yanlışlıklara sürüklediği tartışılabilir. Filistin ve özelde Gazze Şeridi de şüphesiz benzer bir çaresizliği senelerdir yaşıyor. Kuşatma altındaki bölgedeki mücadelenin maslahatı için farklı kesimlerle ittifaka gidilmesi gerektiği söyleniyor.

Peki aynı şey diğer bölgeler için de geçerli mi? Söz gelimi Suriye'deki Müslümanlar, Beşar Esed'e karşı İsrail ile iş birliği yapabilir miydi? Oysa bunu şiddetle reddettiler. Keza Çeçen Müslümanlar Rusya'ya karşı aynı şeyi başka ülkelerle yapabilirdi. Ancak bu yapılar "yenilgi"yi "zafer"e tercih ettiler. Zira Müslümanlar için yenilgi ve zaferin standartları modern dünyanın algılarına benzemez.

Elbette İslami hareketler de İslam fıkhı çerçevesinde çeşitli taraflarla ittifaka gidebilir ancak içerisine düşülen mevcut durumun bunun ötesine geçtiği açık. Burada, ümmet algısını parçalayan, Filistin meselesinin Müslümanların diğer tüm meselelerinden önemli olduğu ön yargısına dayanan bir adım olduğu dikkat çekiyor. Ancak sadece Filistin ekseninden baksak dahi, Gazze Şeridi'ndeki zaferin maslahatı mı İsrail'e karşı verilen mücadele için daha büyüktür, yoksa Suriye ve Mısır gibi ülkelerdeki zaferin maslahatı mı?

Şayet, İslami olma iddiasındaki her hareket kendisini merkeze alır ve İslami ilkeleri tamamen pragmatist şekilde yorumlarsa, ortaya çıkan şey lokal bir ulusal kurtuluş hareketi olmaktan öteye gidemez. Aynı şekilde Hamas için Esed ile kol kola girmek "normal" kabul edilecekse BAE, Mısır, Ürdün, Türkiye gibi tarafların İsrail ile normalleşme adımları da "normal" mi kabul edilmeli?

İşte bu durumlar, Müslümanların bir asrı aşkın süredir sürdürdüğü mücadelelerin temelini sarsıyor, halk nezdindeki algı ve standartları bozuyor. Filistin'de bir kriz ve çaresizlik olduğu aşikar. Ancak İslam aleminde bu çaresizliği hissetmeyen, bu krizden nasibini almayan bir Allah'ın kulu olduğunu düşünmüyorum.

Fas'ın zindanlarından Doğu Türkistan'daki toplama kamplarına kadar kuşatılmış, hapsedilmiş, katledilmiş, işkence görmüş her Müslümanın tecrübesi aynı. Eğer bu şartlarda tüm ilkeleri ve standartları terk ederek tamamen pragmatist adımlar atılacaksa, İslam aleminin paramparçalığını perçinlemek işten bile değildir.

Filistin'de olanlar ve Esed rejimiyle dahi kol kola girmekte beis görülmemesi, Müslüman kitlelerin kriz, umut ve hayal kırıklığı üçgeninde sürdürdüğü hayatlarında yeni bir basamak oldu.

İslam aleminde samimiyetle hareket eden herkes aynı şeyin savaşını veriyor. İsmi, cismi, ten rengi, dili farklı olsa bile her yerde aynı düşmana karşı savaşıyor. "Düşmanlardan" müttefik edinmek, şüphesiz "dostların" zihinlerini sarsacaktır.

Fas'tan Filistin'e, Irak'tan Türkistan'a İslam alemiyle aynı frekans ve aynı vicdan ölçüsünde buluşma temennisiyle.


Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Yorum Yap
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.