Filistin'de 'militan, terörist ve hayvan insan' olmak üzerine

Dr Mustafa Fetouri

Batılı ana akım medya son üç haftadır devam eden Gazze Şeridi'ne yönelik savaşı ele alırken çoğunlukla profesyonel davrandı. Çoğunlukla diyorum zira istisnalar vardı ve bu istisnalar, sivillerin neler çektikleri ortada olmasına rağmen Filistinlere karşı açıkça taraflıydı.

Filistin ile alakalı haber üretirken genellikle Batılı hükümetlerin İsrail'i destekleyen tavırlarına paralel bir yol izlenir. Bu durum hâlihazırdaki savaş sırasında da değişmedi. Karşıt görüş dile getiren pek az olup Filistin yanlısı haberler ise nadirdir ve bu tür içerikler sadece büyük medya kuruluşlarının tabiriyle "varoş" medya sitelerinde yayınlanır.

Londra, New York ve daha birçok büyük şehrin sokaklarında şahit olduğumuz Filistin'e yönelik geniş çaplı halk desteği dahi neredeyse hiç ekranlara yansıtılmaz. Büyük medya kuruluşlarının çoğu bu durumu topyekûn görmezden gelir.

Batılı ana akım medyanın en büyük problemlerinden birisi, her zaman olduğu gibi bu savaş sürecinde de kendini belli etti. Bu problem, yaşanmış açık bir olayı aktarırken içeriğin (bu savaş sürecinde yapıldığı gibi) kasten eksik sunulmasıdır. Bu uygulamaya maruz kalan okuyucu kitlesinin büyük bir kısmı afallar, kafası karışır ve önündeki haber üzerinden sağlıklı bir karar veremez. Bu taktiğin kamuoyu fikrini şekillendirme hususunda yararlı olduğunu kimse zaten inkâr etmiyor ancak bu durum aynı zamanda, halkın hangi tarafta duracağına kendisinin karar vermesinin bir hak olduğu demokratik devletlerden beklenen sağlıklı münazara ortamını da siliyor. Bu ortamın sağlanabilmesi için doğru ve kapsamlı habercilik hayati önem arz eder.

Mesela BBC'nin uluslararası editörü duayen gazeteci John Simpson geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, "terörist" kelimesinin içi siyasi bir biçimde doldurulmuş bir terim olduğunu ve şirketin işinin "insanlara kimi destekleyeceklerini" telkin etmek olmadığını söyleyerek BBC'nin Hamas ile ilgili haber üretirken niçin "terörist" kelimesini kullanmadığını açıklama ihtiyacı hissetti.

Aslında teknik olarak baktığımızda BM üyesi 193 devletin sadece dörtte birinden azı Hamas'ı resmi olarak "terörist" kabul etmesine rağmen Hamas mensubu "silahlı kişiler" medyada genellikle "terörist" olarak zikredilir. Hâlbuki BM'nin kendisi dahi Hamas'ı bir terör örgütü olarak görmemektedir. Hamas'ı bir terör örgütü olarak tanıyan devletlerin çoğunluğunu ise Batılı ülkeler veya uzun zamandır İsrail'i destekleyen ülkeler ile bunların müttefikleri ve ABD oluşturmaktadır.

Tüm verilerin olduğu gibi aktarılmadığı bir ortamda taraflı haber yapan gazetecilerin veya konu ile ilgili az bilgi sahibi muhabirlerin Hamas için terörist demesi kolaylaşır zira insanlar zaten işin doğrusunu bilmedikleri gibi belli başlı hadiseleri bir çerçeveye oturtmak için de oturup uğraşmazlar.

Hamas'ı övmüyoruz fakat bu yapılanmanın sırf sayısız BM kararnamesiyle sabit hukuk dışı bir işgale karşı savaştığı için terörist olarak lanse edilmesi objektifliğe sığmaz. Hamas'ın sivillere şiddet uyguladığı suçlamalarına karşı savunmak yapmak zordur ancak burada da İsrailli yerleşimcilerin sırf varlığı dahi meseleyi zorlaştırmaktadır. Doğu Kudüs'tekilerin de içinde bulunduğu Batı Şeria'daki binlerce yerleşimci tepeden tırnağa silahlıdır fakat yine de teknik olarak "sivildir." Ayrıca bu insanlar, her gün silahsız Filistinlilere yönelik akıl almaz cürümler işlerken dahi İsrail ordusu tarafından koruma altındadır.

Batılı medyanın neredeyse tamamı Hamas mensuplarını zikrederken genellikle savaşçı ve hatta silahlı kişiler terimleri yerine "militan" kelimesini kullanır. Savaşçı veya silahlı kişi terimleri de her ne kadar altı gayet dolu kelimeler olsa da militan denilmesinden daha doğrudur. Militanın kelime anlamı bir ideolojiye inanan ve bu ideoloji uğruna şiddet kullanmayı göze almış kişi olarak kabul edilir. Ancak avam bu terimi duyduğunda aklına hukuktan kaçan birileri veya direkt olarak IŞİD veya El Kaide mensupları gelir. İsrail Başbakanı bu ince noktayı gayet iyi bildiği için yaptığı açıklamalarda Hamas'ı birçok defa IŞİD ve El Kaide ile bir tutup tüm dünyayı kendi safında savaşmaya çağırdı.

Bu ifade tamamen yanlıştır ve kullanıldığında yanlış mesaj aktardığı için halk yanlış yönlendirilmiş olur. Hamas ideolojik açıdan bakıldığında Müslüman Kardeşler Hareketinden etkilenmiş bir yapıdır. Bilindiği üzere Müslüman Kardeşler Batılı devletler ve medya tarafından uzun yıllardır "ılımlı" olarak görülür. Hatta bu grubun Mısır'da ve Tunus'ta seçimlere girip kazanmışlığı dahi vardır. Hamas da 2006'daki seçimleri adil bir şekilde kazanmış ancak İsrail, ABD ve Mahmud Abbas'tan müteşekkil iş birliği koalisyonu bu zaferi kabul etmeyi reddettiği için resmi olarak yönetime gelememişti. Buna ilaveten, Hamas kadrosu hariç Müslüman Kardeşlerin en üst düzey isimleri senelerce İngiltere, ABD, Fransa ve İsveç gibi Batılı devletlerde ikamet ettiler ama kimse çıkıp da onlara "teröristi" bırakın fanatik bile demedi.

En önemlisi de şudur ki Hamas, koca bir halkı elden ayaktan düşüren acımasız bir işgale karşı savaştığı Filistin dışında herhangi bir şiddet eylemine asla girişmediği gibi kendilerine böyle bir suç isnat dahi edilmedi.

Şunu tekrar vurguluyorum ki bu dediklerimin amacı Hamas'ın hukuka aykırı eylemlerini haklı göstermek veya bu örgütü övmek değil herkese açık bir münazara ortamına katkıda bulunmak amacıyla ortadaki gerçekleri dile getirmektir.

İşin bir de diğer tarafına göz atalım. Batılı medya kuruluşlarının neredeyse hiçbirisi İsrail Savunma Bakanının sadece Hamas'ı değil tüm Filistinlileri "hayvan insanlar" olarak tanımladığı sözlerini ilk gün hariç bir daha tekrarlamadığı gibi Bay Gallant'ın niçin Nazilere özgü bu tabiri kullandığı ile alakalı bir açıklama yapmadı. Araya kaynayan bu tabirin Nazi dönemi ideoloji teorisyenleri tarafından Yahudilerin, siyahilerin, Romanların ve diğer azınlıkların tam gelişmiş insanlar olmadığını teknik olarak "hayvan insanı" olduklarını akademik olarak açıklamak için kullandıklarını dile getirenler sadece birkaç kişiydi. Çok fazla detaya girmeden açıklamak gerekirse bu tabir, yukarıda zikredilen türde grupların aslında insan olmadıkları manasına gelir. Haliyle insan olmayan bir "şey" olarak tanımlandığınızda hayatınızın artık bir değeri olmadığı için öldürülmeniz cinayet değil de en iyi ihtimalle bir "teknikalite" olur ve cinayeti işleyen böylece kendini haklı çıkarır.

Savunma Bakanının bu taktiğinin altındaki mana, İsrail Cumhurbaşkanının tüm Gazze Şeridi'nin Hamas'a karşı "başkaldırmadığı" için "suç ortağı" olduğunu söylemesiyle bir kat daha derinleşti. Bu tabir de çocuk, kadın, yaşlı veya engelli fark etmeksizin tüm Gazzelilerin bombalarla öldürülmesini haklı çıkartmayı amaçlıyordu.

Neredeyse tüm Batılı medya haberleri, devam etmekte olan savaşa dair bir bağlam sunma amacıyla yazıya genellikle şu cümleyle giriş yapıyorlar; "Hamas teröristleri herhangi bir kışkırtma olmaksızın İsrail'e saldırarak 1400 insanı öldürdü." Bu, her ne kadar malumun ilamı bir yorum olsa da içerik olarak hatalıdır. Öncelikle "herhangi bir kışkırtma olmaksızın" tabiri külliyen yanlıştır. El Aksa Tufanı kod adlı 7 Ekim saldırısının "kışkırtma olmaksızın" şeklinde betimlenebilmesi için hakiki bağlamdan koparılması veya kasti olarak yanlış bir bağlamda değerlendirilmesi gerekir.

On yıllardır devam eden Filistin işgali bir kışkırtma değilse acaba bu kışkırtma dedikleri şey nedir?

Mesela, Gazze örneğini ele alacak olursak, 2005'te çekilmek zorunda kalmasına rağmen İsrail, son derece kalabalık bir açık hava hapishanesine dönüşen bölge üzerindeki sıkı kontrolünü (havadan, karadan ve denizden) devam ettirmektedir. İsrail'in izni olmadan balık oltası dâhil hiçbir şey Gazze Şeridi'ne giremez ki balık burada yaşayan 2.3 milyon insanın çoğunun ana gıda kaynağıdır. Savaşın patlak vermesinin ardından İsrail, bölgenin boynundaki ilmiği daha da sıkılaştırarak su ile elektriği kesti ve ilaç dâhil tüm sevkiyatların Gazze Şeridi'ne girmesini yasakladı.

Yalan ve bağlamından koparılarak sunulan haberler, kamuoyunu olduğu kadar başımızdaki liderleri de yanlış yönlendirebilmektedir. Mesela Başkan Biden, sırf Netanyahu böyle söyledi diye Hamas savaşçılarının bebeklerin kafalarını kestiğine inanmıştır.


Middle East Monitor'de yayınlanan bu değerlendirme Mepa News tarafından tercüme edilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.