Filistinli kız çocukları İsrail askerlerinin cinsel saldırılarına maruz kalıyor

"Gözaltına alındıkları sırada 12-17 yaşlarında olan 165 çocuğun yarısından fazlası, İsrail gözaltı merkezlerinde cinsel şiddete tanık olduklarını veya bizzat maruz kaldıklarını bildirdi."

Agnese Boffano | New Arab | Tercüme: Mepa News

Filistinli kız öğrencilerin, İsrailli askerlerin cinsel organlarını teşhir etmesi nedeniyle askeri kontrol noktalarından geçmekten korktuğuna ilişkin anlatımlar, Dr. Rubin Minhas'ın kanıtları incelemesinden uzun süre sonra da aklından çıkmadı.

Hakemli haftalık tıp dergisi The BMJ'de yayımlanan yeni bir görüş yazısının ortak yazarlarından olan doktor için bu anlatımlar yalnızca bildirilen istismar nedeniyle değil, çocukların sınıflarına ulaşabilmek için askeri kontrol noktalarından geçmek zorunda kalmaları nedeniyle de "akıldan çıkmayacak kadar sarsıcıydı".

Minhas, The New Arab'a yaptığı açıklamada, "Bence bu durum, cinsel şiddet meselesine gelmeden önce bile okula gitmek için askeri kontrol noktalarından geçmek zorunda olmanın normal kabul edilmesinin ne kadar tuhaf olduğunu bana bir kez daha gösterdi" dedi.

Anlatımlar arasında, tıp dergisinde atıfta bulunulan bir BM soruşturmasına göre, İsrailli askerlerin kadınlara ve kız çocuklarına cinsel organlarını teşhir ettiği bir askeri kontrol noktasından geçmekten korkan El Halil'deki Filistinli kız öğrencilerin ifadeleri de bulunuyor.

Salı günü yayımlanan yazı, Filistinli kadınlara, erkeklere ve çocuklara yönelik çatışmayla bağlantılı cinsel şiddete ilişkin kanıtları bir araya getiriyor ve mağdurların ya da faillerin kimliğine bakılmaksızın bağımsız soruşturmalar yürütülmesi ve sorumluların hesap vermesi çağrısında bulunuyor.

Yazıda, hayatta kalanların tanıklıklarından, BM soruşturmalarından, tıbbi ve insani yardım kaynaklarından ve insan hakları kuruluşlarının çalışmalarından yararlanılarak gözaltı merkezlerinde, kontrol noktalarında, baskınlarda ve yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanlarda tekrarlanan uygulamalar inceleniyor.

Minhas, çalışmanın amacının "gözaltı, cinsiyete dayalı istismar, aşağılama, zorla yerinden edilme ve çocuklara verilen zarara ilişkin farklı anlatımlara dağılmış kanıtları bir araya getirerek gerçekte neler yaşandığının bir tablosunu ortaya koymak" olduğunu söyledi.

Çatışmayla bağlantılı cinsel şiddet (CRSV), çatışmayla doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili cinsel şiddeti ifade ediyor.

BM'nin tanımı tecavüz, cinsel kölelik, zorla hamile bırakma ve benzer ağırlıktaki diğer eylemleri kapsıyor. BMJ'deki yazının yazarları ayrıca cinsel işkenceyi, cinsel nitelikli aşağılamayı ve üreme sağlığına verilen zararları da inceliyor.

"İşgal şiddettir"

Çocuklara ilişkin kanıtlar, istismarın doğrudan etkilerinin ötesinde eğitim, sosyal ilişkiler ve güvenlik duygusu üzerinde de sonuçlar doğurduğunu ortaya koyuyor.

Yazıda, Save the Children'ın 2025 tarihli bir raporuna atıfta bulunuluyor. Rapora göre gözaltına alındıkları sırada 12-17 yaşlarında olan 165 çocuğun yarısından fazlası, İsrail gözaltı merkezlerinde cinsel şiddete tanık olduklarını veya bizzat maruz kaldıklarını bildirdi.

Bu şiddet biçimleri arasında tecavüz tehditleri, zorla soyma ve cinsel organlara yönelik saldırılar bulunuyor.

BMJ yazarları ayrıca, Filistinli çocukların gözaltına alınması ve tutulması sırasında maruz kaldıkları cinsel ve cinsiyete dayalı şiddeti belgeleyen 2026 tarihli bir BM soruşturmasına da atıfta bulunuyor.

Soruşturmada, çocukların kamuya açık alanlarda zorla tamamen soyulduğu ve cinsel aşağılamaya maruz bırakıldığı vakalar da yer alıyor.

Soruşturmada ayrıca tecavüz tehditleri, çocukların cinsel organlarını hedef alan şiddet ve tecavüz iddiaları kaydedildi.

İnsani yardım kuruluşlarının ve BM'nin raporlarında belgelenen özellikle aşağılayıcı bir olayda, Filistinli bir erkek çocuğunun zorla soyulduğu ve üzerine idrar yapıldığı bildirildi.

Save the Children'ın aynı raporunda, daha önce gözaltında tutulan çocuklarda kaygı, panik ataklar, kâbuslar ve sosyal geri çekilme görüldüğü belgelendi.

Çocukların yüzde 20'si kendilerine kasıtlı olarak zarar verdiklerini bildirirken yüzde 45'i serbest bırakıldıktan sonra okula dönmedi.

Bu rakamlar yalnızca cinsel şiddete bağlanan sonuçları değil, araştırmaya katılan çocukların gözaltı deneyiminin daha geniş kapsamlı etkilerini yansıtıyor.

Minhas, "Artık yalnızca doğrudan gerçekleşen eyleme odaklanmıyoruz. Bunun uzun vadeli etkilerini, eğitimleri, psikolojileri ve gelişimleri üzerindeki sonuçlarını düşünüyoruz. Bu, nesiller arası bir meseleye dönüşüyor" dedi.

Gözaltı merkezlerinin dışında da kaynaklarda zorla soyma, bazen kamuya açık alanlarda veya çocukların önünde soyulmaya zorlama, aramalar sırasında istenmeyen cinsel dokunmalar, tecavüz tehditleri ve cinsel nitelikli aşağılama vakaları anlatılıyor.

Bazı Filistinli kadınlar soyunmayı reddettikleri için dövüldüklerini bildirirken bazıları çocuklarının önünde tecavüzle tehdit edildiklerini anlattı.

Yazıda ayrıca kadınların aşağılayıcı görüntülerinin internette yayımlanacağı yönündeki tehditler ve gözaltındaki kadınlara adet dönemlerinde hijyenik ped verilmemesine ilişkin anlatımlar da belgelendi.

Yazarlar, İsrailli askerlerin Gazze'deki evlerden aldıkları Filistinli kadınlara ait iç çamaşırlarının fotoğraf ve videolarını sosyal medyada paylaşmalarına da değiniyor.

Bu görüntülerin birçoğu daha sonra kaldırılırken askerlerin sosyal medya hesapları kapatıldı veya gizli hale getirildi.

Yerleşimcilerin istismarına ilişkin anlatımlar arasında cinsel organlarını teşhir etme, kadınların bedenlerine dokunmaya çalışma ve tuvaletlere giderken kadınları takip etme gibi eylemler bulunuyor.

Hayatta kalanların ifadelerine göre şiddet korkusu, kadınların çalışmasını ve kız çocuklarının eğitim görmesini engelliyo.

Yazarların aktardığına göre işgal altındaki Batı Şeria'nın C Bölgesi'nde görüşülen ve yerinden edilmiş 39 hanenin yüzde 70'inden fazlası, özellikle cinsel şiddet olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik tehditleri bulundukları yerden ayrılmalarında belirleyici bir neden olarak gösterdi.

Gözaltı merkezleriyle ilgili anlatımlarda ise zorla çıplak bırakma, cinsel aşağılama, tecavüz tehditleri, cinsel organlara yönelik şiddet ve tecavüz ile nesneler kullanılarak gerçekleştirilen cinsel saldırı iddiaları yer alıyor.

Aktarılan en ağır vakalar arasında, cop ve elektrik şoku kullanımını da içeren cinsel işkence sonucunda Filistinli tutukluların cinsel organlarında ve rektumlarında yaralanmalar meydana geldiğine ilişkin anlatımlar bulunuyor.

Belgelenen bir vakada, bir tutuklunun rektumunda ameliyat ve stoma açılmasını gerektirecek kadar ağır bir yırtılma meydana geldiği belirtildi.

Diğer anlatımlarda ise tutukluların cinsel organlarına yönelik dayak sonucunda testislerinden birini veya her ikisini kaybettikleri bildirildi.

Sistematik ancak yeterince raporlanmayan cinsel şiddet

Yazarlar, farklı kaynaklardan gelen anlatımların örtüşmesinin, olayların birbirinden bağımsız münferit vakalar olarak değil, tekrarlanan bir örüntü olarak incelenmesini gerektirdiğini savunuyor.

Yazarlar, 2025 tarihli bir BM Soruşturma Komisyonu raporuna atıfta bulunuyor. Komisyonda, cinsel ve cinsiyete dayalı şiddetin belirli biçimlerinin İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere yönelik "standart operasyon prosedürlerinin fiilen bir parçasını oluşturduğu" sonucuna varılmıştı.

Komisyon ayrıca tecavüz ve cinsel organlara yönelik şiddet dahil cinsel nitelikli işkencenin, İsrailli üst düzey sivil ve askeri liderlerin açık emirleri veya örtülü teşvikleriyle gerçekleştirildiği sonucuna ulaşmıştı.

Komisyon, İsrail'in askeri ve sivil adalet sistemlerinin Filistinlilere karşı işlenen cinsel suçlarda hesap verebilirliği sağlayamadığını da tespit etmişti.

Buna rağmen Minhas, konuya ilişkin tıbbi yayınların sınırlı kaldığını söyledi.

Minhas, "Tıbbi açıdan burada dikkat çekici olan, bu ortamda çatışmayla bağlantılı cinsel şiddetin belgelenmesi ve yayımlanması konusunda olağanüstü bir eksiklik bulunmasıydı" dedi.

Minhas, bu durumu Ukrayna gibi diğer çatışmalara ilişkin çok daha geniş bir akademik yayın birikimiyle karşılaştırdı.

Siyasi baskıların araştırmaları caydırıyor olabileceğini de öne sürdü.

"Bence bu konuyu araştırmaya ve anlamaya çalışan akademisyenler ile araştırmacılar açısından kişisel ve mesleki düzeyde belirli riskler bulunuyor" dedi.

Yazı, yeni bir soruşturma sunmak veya istismarın genel yaygınlığını tahmin etmek yerine mevcut kanıtları bir araya getiriyor.

Yazarlar, çatışmayla bağlantılı cinsel şiddet vakalarının yeterince raporlanmadığını vurgulayarak her koşulda hesap verebilirliğin sağlanmasını talep ediyor.

Yazarlar ayrıca İsrailli insan hakları kuruluşu Yesh Din'in verilerine de dikkat çekiyor.

Bu verilere göre 2017-2021 yılları arasında İsrail askerlerinin Filistinlilere karşı işlediği iddia edilen ve askeri kolluk sisteminin bilgisine ulaşan 1260 suç vakasından yalnızca 11'i, yani yüzde 0,87'si hakkında iddianame düzenlendi.

Bu rakamlar yalnızca cinsel şiddeti değil, daha geniş kapsamlı suç iddialarını içeriyor.

Yazarlar, Filistinliler açısından bağımsız incelemelere erişim konusundaki kısıtlamaları temel engellerden biri olarak tanımlıyor.

BM Soruşturma Komisyonu, Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Filistin topraklarına tam erişim sağlayamadı. Uluslararası Kızılhaç Komitesi de İsrail'in gözetiminde tutulan Filistinlileri ziyaret edemedi.

Yazarlar, bağımsız soruşturmacılar ile tıbbi ve insani yardım kuruluşlarına tam ve sınırsız erişim sağlanmasını talep ediyor.

Minhas, "İlk olarak bağımsız soruşturmacıların bu ortamlara girmesini sağlamamız gerekiyor. Ancak bağımsız soruşturmacılar bu ortamlara girebildiğinde, insanların bugüne kadar yararlandıkları cezasızlık durumunun ortadan kalkabileceğini görmeleri gerçekten mümkün olabilir." dedi.

Yorum Yap
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Haberler Haberleri