Mohammad Mansour | Al Jazeera | Tercüme: Mepa News
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Gazze'ye ilişkin ABD öncülüğündeki yol haritasını reddetmesi, kırılgan barış süreci ve bölgede yaşayan 2 milyondan fazla Filistinlinin çektiği acıların uzaması konusunda acil soruları gündeme getirdi.
ABD arabuluculuğunda hazırlanan 15 maddelik plan, Hamas'ın silahsızlanması karşılığında İsrail ordusunun aşamalı olarak çekilmesini ve yönetimin uluslararası bir güvenlik gücü tarafından desteklenen Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini öngörüyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen yıl Gazze için barış planını açıklamasından bu yana İsrail, "ateşkes" anlaşmasını ihlal ederek neredeyse her gün ölümcül saldırılar düzenlemeyi sürdürdü. İsrail güçlerini çekmek yerine bugün Gazze Şeridi'nin yüzde 70'inden fazlası üzerinde askeri kontrolünü sürdürüyor. Netanyahu ise pazar günü, İsrail'deki kritik seçimlere yalnızca haftalar kala, Hamas "gerçek anlamda silahsızlanana" kadar İsrail askerlerinin çekilmeyeceğinde ısrar ederek diplomatik süreci fiilen felce uğrattı.
Gazze'de Netanyahu'nun açıklaması büyük yankı uyandırdı, son dönemde ortaya çıkan iyimserliği ortadan kaldırdı ve yoğun saldırıların yeniden başlayabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
Gazze merkezli siyasi analist İyad el-Karra, İsrail'in tek taraflı olarak ilan ettiği ve Filistinlileri daha küçük alanlara sıkıştıran fiili tampon bölge "Sarı Hat"a atıfta bulunarak, "Ne yazık ki bir korku hali var, çünkü mesele Netanyahu'nun suikast operasyonlarına, bombardımanlara ve Sarı Hattın yakınındaki hedef alma operasyonlarına yeniden dönmek için adımlar atabilecek olmasıyla bağlantılı" dedi.
Gazze Hükümet Medya Ofisi de benzer şekilde karamsar bir değerlendirme yaparak bu reddi "savaşı sürdürmeye yönelik kasıtlı bir taktik" olarak gördü.
Ofis yaptığı açıklamada, "Bu tutumlar, müzakere sürecine ve sonuçlarına karşı açık ve net bir darbe niteliği taşıyor, sükunete giden yolu kasıtlı olarak engelliyor ve insani durumdaki kötüleşmeyi büyük ölçüde derinleştiriyor" dedi.
Ofis ayrıca Netanyahu'nun açıklamasının İsrail'in "müzakere sürecini zaman kazanmak, yıkıcı projelerini hayata geçirmek ve savunmasız sivillere karşı soykırım savaşını sürdürmek için sahte bir siyasi örtü olarak kullandığını" kanıtladığını belirtti.
Bu ret, ABD arabuluculuğundaki ateşkesi tamamen çöküşün eşiğine getirdi.
Netanyahu'nun açıklamasının ardından Hamas, ABD öncülüğündeki Barış Kurulu ve Uluslararası İstikrar Gücü çerçevesinde diplomatik sürece bağlılığını teyit ederken tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesi çağrısında bulundu.
Hamas yaptığı açıklamada, "Arabuluculara, garantörlere ve Barış Kuruluna sorumluluklarını üstlenmeleri, bütün tarafların üzerinde anlaşmaya varılan hususlara bağlılığını sağlamaları ve uygulama sürecini aksatacak veya ateşkes anlaşmasını zayıflatacak her türlü ihlal ve ihlal girişimini engellemeleri çağrısında bulunuyoruz" dedi.
El-Karra, arabulucuların İsrail'e baskı yapamaması halinde Filistinlilerin "en kötü seçenekle, yani Netanyahu'nun müzakereleri reddetmesi ve müzakerelere karşı darbe yapmasının ardından bu görüşmelerin fiilen sona erdiğinin ilan edilmesiyle" karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
'Kırmızı çizgi'
Gazze'nin geleceğine ilişkin sonuçlar daha belirgin hale gelirken diplomatik yankılar bölgede sert tepkilere yol açtı.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Gazze halkının zorla yerinden edilmesi tehdidinin hala masada olduğunu söyledi.
Abdulati, Mısır medyasının aktardığı açıklamasında, "Sözde 'gönüllü yerinden edilme', Gazze Şeridi'nde yaşamayı imkansız hale getiren koşullar oluşturuluyorsa gönüllü kabul edilemez" dedi. Halkın bu koşullar altında bölgeyi terk etmeye zorlanmasının Mısır ile Arap ve İslam ülkeleri açısından "kırmızı çizgi" olduğunu vurguladı.
Abdulati, Mısır'ın yerinden edilmeyi "kabul etmeyeceğini ve buna izin vermeyeceğini" vurgularken anlaşmanın ilk aşamasının uygulanmamasını da eleştirdi. Buna Gazze'ye her gün en az 600 yardım kamyonunun girişinin sağlanması hedefinin yerine getirilmemesi de dahil.
Kaos için bahane
Siyasi analistler, Netanyahu'nun herhangi bir çekilmeden önce tamamen silahsızlanma talebinin gerçek bir güvenlik gerekliliği değil, anlaşmanın uygulanmasını engellemek için bilinçli olarak kullanılan bir mekanizma olduğunu savunuyor.
Akademisyen ve Ortadoğu siyaseti uzmanı Mahjoob Zweiri, Netanyahu'nun temel motivasyonunun işleyen bir Filistin toplumunun yeniden ortaya çıkmasını engellemek olduğunu belirtti.
Zweiri, "Gazze'nin 6 Ekim 2023'teki haliyle geri dönmesini istemiyor. Yani Hamas yönetimi olmasın, Filistinlilerin yönetimi olmasın, silah olmasın, normal hayat olmasın. Başka bir ifadeyle Gazze'yi yaşamaya elverişsiz bir bölgeye dönüştürmek istiyor" dedi.
Zweiri ayrıca tam silahsızlanmanın mutlak ön koşul olarak belirlenmesinin, bilinçli şekilde yerine getirilmesi imkansız bir şart olduğunu söyledi.
"İsrail, Gazze veya hatta Lübnan gibi bir ortamda silah meselesini tamamen sona erdirmenin neredeyse imkansız olduğunu çok iyi biliyor" diyen Zweiri, silah envanterinin bulunmamasına ve güvenilir tarafsız bir aktörün yokluğuna dikkat çekti.
Zweiri, ABD'den gelebilecek muhtemel tepkiye de işaret ederek Netanyahu ile Trump arasında "beklenen bir diplomatik fırtına" ve "bir tür diplomatik çatışma" yaşanacağını öngördü.
İsrail meseleleri uzmanı Nihad Ebu Guş ise İsrail'in ani tutum değişikliğinin Gazze'nin geleceğine ilişkin temel stratejik önceliklerini ortaya koyduğunu söyledi.
Ebu Guş, İsrailli yetkililerin planın ayrıntılarını tamamen bildiklerini ancak Hamas'ın planı reddedeceğine güvendiklerini savundu:
"Temel mesele, İsrail'in yerinden etme seçeneğinden vazgeçmek istememesidir. Şu ya da bu meseleye yönelik kısmi itirazlardan oluşan bütün gelişmeler, gerçekte İsrail'in Gazze Şeridi'nin ve halkının yerinden edilmesi seçeneğine bağlı kalmasıdır."
Ebu Guş, Netanyahu'nun bu reddini "gelecekteki herhangi bir İsrail hükümetini bağlayan bir sınırlama" haline getirmek istediğini de söyledi.
Siyasi gelecek
Analistler ayrıca Netanyahu'nun ret kararının zamanlamasının, ekim ayındaki seçimler öncesinde kendi siyasi geleceğini koruma çabalarıyla yakından bağlantılı olduğunu belirtti. Likud lideri Netanyahu, geçmişi 2019'a uzanan bazı yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya ve suçlu bulunması halinde hapse girebilir.
İsrail meseleleri uzmanı Adel Sheded, "Netanyahu, tartışmayı, propagandayı ve seçim kampanyasını bunun üzerinden kontrol etmek amacıyla Başkan Trump'a bu büyüklükte bir 'hayır' demek için bu fırsatı bekliyordu" dedi.
Sheded, Netanyahu'nun İsrail kamuoyuna ABD yönetimine hayır diyebilecek tek kişinin kendisi olduğunu kanıtlamak istediğini savundu.
Uzman Süleyman Bişarat da benzer şekilde İsrail Başbakanının Gazze'yi, daha geniş bölgesel meselelerde ABD üzerinde baskı kurmak için kullandığını söyledi.
Bişarat, "Binyamin Netanyahu'nun Gazze Şeridi dosyasından başlayarak bütün dosyalarda masayı devirmek istediği çok açık. Çünkü Gazze dosyasını diğer bütün dosyaların temelini oluşturan mesele olarak görüyor" dedi. Bu meydan okumanın, siyasi geleceğini güvence altına almak amacıyla sağcı İsrail kamuoyuna kendisini bir kahraman olarak gösterme arzusundan kaynaklandığını belirtti.