Sally Ibrahim | New Arab | Tercüme: Mepa News
İsrail'in üç yıldır sürdürdüğü soykırım savaşı, Gazze'deki çocuklardan yalnızca vakitlerini almadı. Normal ve sağlıklı bir çocukluğu şekillendirmesi gereken neredeyse bütün sıradan deneyimleri de ellerinden aldı: Okul, oyun, aile hayatı ve güvenlik içinde olma hissi gibi.
Gazze'de bütün bir neslin çocukluğu, İsrail'in soykırımından nasıl hayatta kalınacağı üzerinden şekillendi.
İsrail'in soykırım savaşının başlamasından iki gün sonra, 9 Ekim 2023'te Süha Abdulvahid, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de dünyaya geldi. Annesi Hibetullah'a göre Süha, savaş öncesi Gazze'nin nasıl bir yer olduğunu hiç bilmedi. En eski anıları yerinden edilme, bombardıman, kıtlık ve korkudan oluşuyor.
Annesi The New Arab'a, "Savaşın ve savaşın bütün ayrıntılarının içinde büyüdü" dedi. "Süha hiçbir zaman istikrarlı bir ev hayatı ya da çocukların bir zamanlar doğal kabul ettiği kaygısız oyun ortamını yaşamadı. İlk kelimeleri bile çevresindeki dünyayı yansıtıyordu."
Annesi, "İlk kelimeleri 'ateş' ve 'füze' oldu" diye hatırladı. "Onun da diğer çocuklar gibi güven içinde, normal bir çocukluk yaşayarak büyümesini umuyordum ama savaş daha doğduğu andan itibaren bunu ondan aldı."
Gazze'deki bütün çocuklar gibi Süha da patlama sesleri duyarak ve güvenlik arayışı içinde ailesiyle birlikte bir yerden başka bir yere taşınarak büyüdü. Çevresinde olup biteni anlayabilecek yaşa geldiğinde savaş, dünyayı anlamlandırdığı temel çerçeveye çoktan dönüşmüştü.
Gazze'nin orta kesimindeki Meğazi Mülteci Kampı'ndan Erkan Mehdi, savaş başladığında üç yaşındaydı. Bu yıl yaklaşık altı yaşına geldi ve sonunda okula başladı.
Ancak onu bekleyen ne bir okul binası, ne sınıf ne de oyun bahçesi vardı. Erkan bunun yerine bir çadırın içinde kurulan okula başladı.
Babası Mehdi, New Arab'a, "Onun o çadıra girdiğini gördüğümde sanki onlarca yıl geriye gitmişiz gibi hissettim" dedi.
İsrail'in savaşından önce Mehdi, üç büyük çocuğu için okul üniformaları alır ve her yeni eğitim yılına hazırlanırken onların heyecanını paylaşırdı. Ne yazık ki Erkan hiçbir zaman bu deneyimi yaşayamadı.
Mehdi, "Savaş onu, bir çocuğa mutluluk veren küçük şeylerden bile mahrum bıraktı" dedi.
Zarar yalnızca eğitimle sınırlı kalmadı. Mehdi, Erkan'ın daha içine kapanık hale geldiğini, kekelemeye başladığını ve zaman zaman öfkeli ya da saldırgan tepkiler verdiğini anlattı.
Onun için çadır yalnızca sınıfın yerine geçen bir yer değil. Daha doğru dürüst başlayamadan yeniden şekillendirilmiş bir çocukluğun sembolü.
Savaşın elinden aldığı gençlik
Celal Ebu Race, soykırım savaşı başladığında 13 yaşındaydı. Şimdi 16 yaşında ve New Arab'a, son üç yılın kendisini yaşından çok daha büyük hissettirdiğini söyledi.
"Geniş ailemden, aralarında üç erkek kardeşimin de bulunduğu 120'den fazla kişiyi kaybettim" dedi. "Ayrıca çocukken karşılaşacağımı asla hayal etmediğim ölüm ve yıkım sahnelerine tanık oldum."
2023'ten önce Celal okuluna ve gelecekte ne olmak istediğine odaklanıyordu. Şimdi ise zamanının büyük bölümü hayatta kalma mücadelesiyle geçiyor.
Su için sıraya girmek, yiyecek aramak ve ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamasına yardım etmek, ergenlik yıllarını doldurması gereken faaliyetlerin yerini aldı.
Savaşın geleceğe bakışını da değiştirdiğini söyledi. Önceden ne olmak istediğini biliyordu. Şimdi ise yarın bile belirsiz geliyor.
"Tek istediğim savaşın bitmesi, okula dönebilmek, normal bir hayat yaşayabilmek ve kendime bir gelecek kurabilmek" dedi.
Üç yaşındaki Cenne açısından ise İsrail'in savaşı ona farklı türden bir kayıp bıraktı: Ailesiyle ilgili cevapsız bir soru.
Üç yıl önce bebek, büyük çaplı can kayıplarının yaşandığı kaos ortamında bir hastaneye getirildi. Onu kimin getirdiğini ya da ailesinin nerede olduğunu kimse bilmiyordu.
Sağlık ekipleri ölü ve yaralıların sayısıyla başa çıkmaya çalışırken bazı çocukların kimliğini belirlemek ve akrabalarına ulaşmak son derece zor hale gelmişti.
Gerekli işlemler tamamlandıktan sonra Gazze'de yaşayan Rami Aruki, Cenne'nin vasisi oldu.
Çocuğu olmayan Aruki, New Arab'a, "Zamanla Cenne hayatımın bir parçası oldu" dedi. "Beni tanımaya ve beni aramaya başladı."
Cenne büyüdükçe konuşmayı, ihtiyaçlarını ve duygularını ifade etmeyi öğrendi ve kendisine bakan adamla güçlü bir bağ kurdu. Belirsizliklerle dolu hayatında Aruki onun için bir güven kaynağına dönüştü.
Ancak bir soru hala yanıtsız: Ailesi nerede?
Aruki, "Ailesi ortaya çıkarsa Cenne'nin onları tanımaya hakkı var" dedi.
Çocuğa neredeyse kendi kızı gibi bağlanan Aruki, böyle bir anın kendisi için acı verici olabileceğinin farkında.
Ancak ailesi bulunursa Cenne ile ailesinin arasına girmeyeceğini söyledi.
"O güne kadar onun yanında kalacağım ve tek babası olmaya devam edeceğim." diye ekledi.
Travma altında bir nesil
Süha, Erkan, Celal ve Cenne'nn yaşadıkları, Gazze'deki çocuklar arasında çok daha geniş bir krizi yansıtıyor.
Filistin Merkezi İstatistik Bürosuna göre savaşın başlamasından bu yana 22 binden fazla çocuk öldürüldü ve 44 binden fazla çocuk yaralandı, bunlar arasında binden fazla uzuv kaybı vakası bulunuyor. On binlerce çocuk anne ya da babasından birini veya her ikisini kaybederken yaklaşık 700 bin öğrenci eğitimden mahrum kaldı.
Rakamların arkasında, büyümek için gerekli koşullardan yoksun bırakılmış bir nesil bulunuyor. Okullar barınağa, evler hatıraya dönüştü, oyunun yerini su ve yiyecek kuyrukları aldı.
Gazze Toplum Ruh Sağlığı Programından yetkili Abdullah el Cemal, New Arab'a çocukların bombardıman, yerinden edilme, aile üyelerinin kaybı, açlık, evlerin ve okulların yıkılması gibi üst üste binmiş travmalar yaşadığını söyledi.
"Bir çocuk bütün bunlara uzun süre maruz kaldığında savaş yalnızca yaşadığı bir deneyim olmaktan çıkar, psikolojik yapısının bir parçası haline gelir" dedi.
Bazı çocuklarda içine kapanma, saldırganlık, sürekli korku, uyku bozuklukları ve duyguları ifade etmekte güçlük gelişirken, bazıları travmayı atlatmamış olmalarına rağmen sakin görünebiliyor.
Cemal, savaş sırasında doğan çocuklar açısından etkinin daha da derin olabileceğini belirtti:
"Savaş sırasında doğan bir çocuğun normal bir güvenlik hafızası oluşturma fırsatı hiç olmad. Onlar için bombardıman sesleri, yerinden edilme, çadırlarda yaşam ve hizmetlerin kesintiye uğraması dünyayı nasıl tanımladıklarının bir parçasına dönüşebilir."
Ayrıca okul ve oyundan mahrum kalmanın çocukları temel gelişim unsurlarından yoksun bıraktığı uyarısında bulundu:
"Bir çocuk için oyun lüks değildir. Bir çocuğu okuldan ve oyundan mahrum bırakıp gününü su kuyruklarında, yiyecek arayarak ya da bir yerden başka bir yere taşınarak geçirmeye zorladığınızda, bütün bir nesli gelişiminin temel bir parçasından mahrum bırakmış olursunuz."
Cemal'e göre psikolojik etkiler çatışmalar durduğunda sona ermeyecek. Anne-babasını, kardeşlerini, evini veya okulunu kaybeden çocukların yeniden güvenlik hissi kazanabilmesi için yıllarca psikososyal desteğe ihtiyaç duyulabilir:
"Bugün Gazze'de gördüğümüz şey normal bir çocukluk değil, anormal koşullar altında hayatta kalmaya çalışan bir nesil."