Nada Nabil | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News
Merve Kallub en kötü kabuslarında bile kızı Meryem'i grip benzeri semptomlarla hastaneye yatırıldıktan sonra hastaneden cansız bedenini teslim alacağını asla hayal etmemişti.
38 yaşındaki anne, çocuğunun doğal bağışıklığının ve temel ilaç tedavisinin yeterli olacağına inanıyordu.
Ancak İsrail'in neden olduğu aylarca süren açlığın insanların bağışıklığını zayıflattığı ve sağlık sisteminin çöktüğü Gazze'de, rutin bir hastalık ölümcül hale geldi.
Middle East Eye'a konuşan teyzesi İman Kallub, “Meryem'in daha önce hiçbir sağlık sorunu yoktu” dedi.
"Ölmeden önce Meryem'de şiddetli bir öksürük, mide bulantısı ve yüksek ateş vardı. Artık yemek de yiyemiyordu" diye ekledi Kallub.
"Gazze'de o kadar çok insan bu virüsten hastaydı ki iyileşmesinin zaman alacağını tahmin ediyorduk. Ancak sonunun böyle olacağını hayal dahi etmemiştik."
Son haftalarda mutasyona uğramış bir virüs Gazze'de hızla yayılıyor ve iki yıldır süren soykırım ve çöken sağlık sistemi nedeniyle zaten zayıflamış olan insanları şiddetli bir şekilde ölüm döşeğine düşürebiliyor.
Sağlık yetkilileri, sınırlı test kapasitesi ve ciddi tıbbi ekipman eksikliğini gerekçe göstererek virüsü henüz kesin olarak tanımlayabilmiş değil.
Sekiz yaşındaki Meryem 11 Ocak'ta, bir zamanlar böbrek hastalığı ve kanserli çocukların tedavisinde önemli bir merkez olan Rantisi Hastanesi'ne yatırıldı.
İsrail güçlerinin Gazze'nin sağlık altyapısına defalarca zarar vermesinin ardından hastane, solunum ve mide-bağırsak enfeksiyonlarının yanı sıra kronik rahatsızlıkların tedavisi için yeniden kullanılmaya başlandı.
Filistin Sağlık Bakanlığı'nın hastaneyi onarma ve hizmetleri eski haline getirme çabalarına rağmen, tesis oldukça kısıtlı imkanlarla hizmet veriyor.
Meryem'in annesi, şiddetli solunum güçlüğü çekmesi üzerine onu acilen hastaneye götürmüş.
Kallub, “Çok sayıda hasta çocuk olduğu için Meryem saatlerce muayene için sıra bekledi” dedi.
"Doktorlar tarama yaptı ve akciğerlerinin kritik durumda olduğunu tespit etti" diye ekledi. Tedavi ise neredeyse imkansızdı.
"Tek yapabildikleri ona oksijen vermekti. Damardan beslenme bile sağlayamadılar. Belki de onu kurtaramayacaklarını biliyorlardı."
Aile Ekim ayındaki ateşkesi umutla karşılamıştı. Bir evi onarmaya başlamış ve eğitim aldığı okula gitmeye başlamıştı.
Aylarca süren bombardımandan sağ çıkan bir çocuğun bir virüs yüzünden ölmesi kabul edilemez bir şey gibi görünüyordu.
"Onu iki yıllık savaş öldürmedi. Küçük bir virüs bunu yaptı" dedi Kallub.
"Önlenebilirdi"
Hastaneler ailelere çocuklarını evde tutmaları ve teması sınırlamaları çağrısında bulunurken, hızla yayılan bir hastalık Gazze halkına korku saldı.
Doktorlar, iki yıldır süren İsrail soykırımının yerle bir ettiği sağlık sistemi içinde henüz hastalığı tanımlayabilmiş ya da etkili bir müdahalede bulunabilmiş değil.
Gazze şehir merkezindeki Şifa Tıp Kompleksi Müdürü Muhammed Ebu Selmiye, “Gazze, İsrail ablukası nedeniyle eşi benzeri görülmemiş bir insani ve sağlık kriziyle karşı karşıya” dedi.
Virüsün gribin mutasyona uğramış bir türü hatta Covid-19 olabileceğini de sözlerine ekleyen Selmiye, “Virüs bulaşmamış bir ev neredeyse yok” dedi.
Ebu Selmiye, “Acil başvurular yaklaşık yüzde 200 oranında arttı ve hastaların çoğu solunum yolu enfeksiyonu, yüksek ateş, şiddetli kilo kaybı ve eklem ağrısı çekiyor” dedi.
Şiddetli zatürre vakaları binlerce kişiyi hastaneye, bazılarını da yoğun bakıma yatırmak zorunda bıraktı. Hastalıklardan kaynaklanan ölümler de yaşandı.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından Kasım 2025'te yayınlanan bir raporda Gazze'deki tıbbi tesislerin çoğunun tam hizmet veremediği belirtildi.
Temel ilaçların yüzde 55'inin bulunmadığı ve temel tıbbi malzemelerin yüzde 71'inin stokta olmadığı tespit edildi.
Ebu Selmiye, “İlaç ve laboratuvar ekipmanımız yok, bu da teşhis ve tedaviyi son derece zorlaştırıyor” dedi ve ekledi: “Hastalardaki artış nedeniyle yatak doluluk oranı yüzde 150 ila 200'e ulaştı.”
Ebu Selmiye, kamplardaki aşırı kalabalık ortamın, sızıntı yapan çadırların, kirli suyun ve zayıflayan bağışıklığın enfeksiyonun yayılmasına neden olduğunu söyledi.
“Çocuklar, yaşlılar, hamile kadınlar ve kronik hastalığı olanlar en fazla risk altında olanlar”
"Kıtlık ve yetersiz beslenme bağışıklık sistemini ciddi şekilde zayıflatarak diyaliz, kanser ve kalp hastaları da dahil olmak üzere komplikasyonlara ve ölümlere yol açtı. Bağışıklığın çökmesi hastalıkların yayılmasına yol açtı."
BM kuruluşları geçtiğimiz ay yaptıkları açıklamada, 10 Ekim'de başlayan ateşkese rağmen Gazze nüfusunun yüzde 77'sinin hala akut gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu ve bunun da pek çok kişiyi hastalıklara karşı son derece savunmasız bıraktığını belirtti.
Ebu Selmiye, “Hayat kurtarmak için asgari kaynaklarla çalışan sağlık personelinin özverisine rağmen, birçok kurbanın önlenebilecek nedenlerle hayatını kaybetmesinden derin üzüntü duyuyoruz” dedi.
"Başa çıkamadım"
Middle East Eye'ın görüştüğü doktorlar, virüsün bulaştığı hastaların benzer semptomlar gösterdiğini, en yaygın olarak yüksek ateş, şiddetli eklem ağrısı ve sürekli öksürük olduğunu söylüyor.
Çocuklarda semptomlar genellikle beş gün kadar sürüyor, kısa bir süreliğine azalıyor ve sonra geri dönüyor.
Bir öğretmen ve anne olan Leyla Muhammed, her iki çocuğunun da bir aydan uzun süredir hasta olduğunu söyledi.
Öğretmen, “Onların hastalığıyla evde başa çıkamadım” dedi.
"Nebülizör tedavisi için onları yakındaki tıbbi noktalara götürmeye devam ettim. Solunum güçlükleri, şiddetli eklem ağrıları ve ilaç tedavisine yanıt vermeyen tehlikeli derecede yüksek ateşleri vardı."
Leyla Muhammed, öğretmenlik yaptığı yerlerde virüsün sınıflarda hızla yayıldığını ve birçok öğrencinin uzun süre devamsızlık yaptığını görmüş.
“Bu hastalıkla mücadeleyi bu kadar zorlaştıran şey, uzun süreli yetersiz beslenme” dedi ve ekledi:
“Çocukların vücutları açlık nedeniyle zayıflıyor ve hastalığa karşı koyamıyor.”
Çocukları hasta olan binlerce aile kliniklerde ve hastane koridorlarında saatlerce bekliyor. Çoğu özel bakım masraflarını karşılayamıyor, bu da hem acılarını hem de daha fazla enfeksiyon riskini artırıyor.
Leyla Muhammed kendi okulundaki öğrencilerin maddi durumunu "felaket" olarak tanımlıyor. Birçok aile hastanelerde bulunmayan ilaçları satın alamıyor ve çocuklar antibiyotik ya da ağrı kesici olmadan ağrı ve hastalığa katlanmak zorunda kalıyor.
İki yıl süren soykırım sırasında İsrail Gazze'ye tam bir abluka uyguladı ve yüz binlerce insanın kıtlıktan etkilenmesine neden oldu.
İsrail güçleri ayrıca neredeyse tüm hastanelere ve kliniklere saldırarak bazılarını tamamen yok etti ve Gazze'nin sağlık sistemini çöküşün eşiğine getirdi.
İsrail bombardımanı Gazze Şeridi'nde 71.500'den fazla insanın ölümüne ve 170.000'den fazla insanın yaralanmasına neden oldu.
Kaynak: Mepa News