Gerilimden savunma ittifakına: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin dönüşümü

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın imzalanmasıyla Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yeni bir aşamaya taşındı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in Mekke'de cuma namazını birlikte kılması, iki ülke arasındaki son yıllardaki yakınlaşmanın en dikkat çekici sembollerinden biri oldu.

Bu görüntü, kısa süre önce imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile birlikte Ankara ile Riyad arasındaki ilişkilerin ulaştığı yeni seviyeyi de gözler önüne serdi.

Tarih boyunca zaman zaman rekabet, zaman zaman iş birliği yaşayan Türkiye ile Suudi Arabistan, bugün bölgesel güvenlik, savunma sanayii ve diplomasi alanlarında stratejik ortaklık geliştiren iki önemli aktör konumunda bulunuyor.

Osmanlı mirası ve liderlik rekabeti

İki ülke arasındaki ilişkilerin kökeni, Osmanlı İmparatorluğu ile Suud Hanedanı arasındaki mücadelelere kadar uzanıyor. 19. yüzyıldaki Osmanlı-Suud savaşlarının ardından Suudiler, 1924 yılında Mekke ve Medine'nin kontrolünü ele geçirirken, Osmanlı'nın yaklaşık 350 yıl süren Hicaz hakimiyeti sona erdi.

Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan diplomatik ilişkilerini 1930'lu yıllarda kurdu. Soğuk Savaş boyunca iki ülke genel olarak dostane ilişkiler sürdürürken, İran-Irak Savaşı ve Körfez Savaşı gibi bölgesel krizlerde benzer pozisyonlar aldı.

Bununla birlikte Ankara, Mekke'deki Osmanlı eserlerinin yıkılması gibi kültürel miras konularında zaman zaman Riyad'ı eleştirdi. 2002 yılında Ecyad Kalesi'nin yıkılması Türkiye'de sert tepkilere neden olmuştu.

Arap Baharı sonrası derin ayrışma

2011'de başlayan Arap Baharı, Ankara ile Riyad arasındaki en ciddi görüş ayrılıklarını beraberinde getirdi.

Türkiye, Mısır'da seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi ve Müslüman Kardeşler'i desteklerken, Suudi Arabistan Abdulfettah Sisi'nin gerçekleştirdiği askeri darbeye destek verdi.

2017 yılında Suudi Arabistan'ın Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır ile birlikte Katar'a uyguladığı abluka sırasında Ankara Doha'nın yanında yer aldı. Libya'da ise Türkiye Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni desteklerken, Riyad doğudaki Hafter güçlerine daha yakın bir politika izledi.

2018 yılında Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Türkiye'yi İran ve aşırılık yanlısı gruplarla birlikte "şer üçgeni" içinde göstermesi ilişkilerdeki gerilimi daha da artırdı.

Kaşıkçı cinayeti ilişkileri kopma noktasına getirdi

İlişkilerdeki en büyük kırılma ise Ekim 2018'de Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürülmesiyle yaşandı.

Türkiye cinayetle ilgili kapsamlı soruşturma yürütürken Cumhurbaşkanı Erdoğan, emrin Suudi yönetiminin "en üst kademelerinden" verildiğini söyledi.

Bu süreçte Suudi Arabistan'da Türk ürünlerine yönelik gayriresmi boykot uygulanırken, Türkiye'nin Riyad'a ihracatı 2021 yılında yüzde 90'ın üzerinde geriledi. İki ülke medyası da karşılıklı kısıtlamalara maruz kaldı.

2022'den sonra normalleşme başladı

Bölgede başlayan diplomatik normalleşme süreciyle birlikte Ankara ve Riyad da ilişkilerini onarma kararı aldı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Haziran 2022'de Kaşıkçı cinayetinden sonra ilk kez Ankara'yı ziyaret etti. Taraflar savunma, enerji, ekonomi, teknoloji ve turizm alanlarında iş birliğini derinleştirme konusunda mutabakata vardı.

Türkiye'nin Kaşıkçı dosyasını Suudi Arabistan'a devretmesi de normalleşme sürecinin önünü açan önemli adımlardan biri oldu.

Ekonomik sıkıntılar yaşayan Türkiye açısından Körfez ülkeleriyle ilişkilerin düzelmesi stratejik önem taşırken, Suudi Arabistan da bölgesel gerilimleri azaltmaya yönelik yeni bir dış politika benimsedi.

Savunma sanayi ve bölgesel dosyalarda ortaklık

Normalleşmenin ardından iki ülke savunma sanayii alanında hızla yakınlaştı. 2023 yılında Suudi Arabistan'ın Türk yapımı Bayraktar İHA'larını satın alması, Türkiye tarihinin en büyük savunma ihracatı anlaşması olarak kayıtlara geçti. Sonrasında ortak üretim, teknoloji transferi ve Gökbey helikopteri gibi projeler gündeme geldi.

Bugün Ankara ile Riyad, Suriye'de Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimi destekleyen başlıca ülkeler arasında yer alıyor. Her iki ülke de ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldırması için diplomatik girişimlerde bulundu.

Libya'da geçmişte farklı tarafları destekleyen iki ülke artık uluslararası tanınırlığa sahip hükümete daha yakın bir çizgi izlerken, Sudan'da Sudan Silahlı Kuvvetleri'ni, Somali'de ise merkezi hükümeti destekleme konusunda benzer politikalar yürütüyor.

Mekke Anlaşması yeni dönemin simgesi oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Ankara-Riyad ilişkilerinin ulaştığı yeni seviyenin en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Karşılıklı savunma ilkesini benimseyen anlaşma, iki ülke arasındaki iş birliğini yalnızca ekonomik ve diplomatik alanlarla sınırlı bırakmayıp, ortak güvenlik mimarisi oluşturma hedefini de ortaya koyuyor.

Birkaç yıl öncesine kadar ciddi krizler yaşayan Ankara ve Riyad'ın bugün bölgesel güvenlik konusunda aynı çatı altında buluşması, Orta Doğu'daki güç dengelerinde yaşanan dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri olarak görülüyor.

Kaynak: Mepa News, Middle East Eye

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri