Matthew Hoare | New Arab | Tercüme: Mepa News
İran ile ABD, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açacak bir anlaşmaya yönelik temkinli adımlar atarken, Tahran'ın en büyük kozunun elden çıkmaya başladığına dair işaretler ortaya çıkıyor.
İran uzun zamandır stratejik geçiş noktasını felç edebilme kabiliyetini kendi "nükleer bombası" olarak görüyor. Tahran açısından bu, kullanılması halinde tarihi ölçekte küresel bir enerji krizini tetikleyebilecek bir koz niteliğinde.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta savaşı başlatmasının hemen ardından İran Devrim Muhafızları tam da bunu yaptı. Boğazı kapatmak üzere kararlı biçimde harekete geçti ve dünya petrolü ile sıvılaştırılmış doğal gazının beşte birini bölge içinde mahsur bıraktı.
Ancak ABD ordusunun boğaz üzerinden gizli petrol sevkiyatlarını kolaylaştırması ve Arap üreticilerin ihracat güzergahlarını yeniden düzenlemesiyle İran'ın küresel ekonomi üzerindeki baskıyı artırma kapasitesi son haftalarda tehdit altına girdi.
Yedi aylık savaş boyunca herhangi bir döneme kıyasla bugün bölgeden daha fazla petrol çıkıyor. Bu da Tahran'ın boğaz üzerinde kalıcı kontrol sağlamaya yönelik müzakerelerde elini zayıflatıyor.
Arap petrol ihracatı toparlanıyor
İran hariç Orta Doğu'nun ham petrol ihracatı, İran ve müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'ndaki tankerlere ve Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik saldırılarını artırmasına rağmen eylülde savaş öncesi seviyelere döndü.
Veri takip platformu Kpler'ın tahminlerine göre Arap ülkeleri ay boyunca bölge dışına günde en az 16,5 milyon varil petrol sevk etti.
Artışın büyük bölümü, geçen ay Kızıldeniz'deki boru hattına yönelik saldırıya Hürmüz üzerinden ihracatı büyük ölçüde artırarak karşılık veren Suudi Arabistan'dan kaynaklandı.
Bloomberg tarafından izlenen deniz taşımacılığı verileri, krallığın Hürmüz üzerinden yaptığı sevkiyatların eylülün ilk üç haftasında günde 3 milyon varilin üzerine çıktığını gösteriyor. Bu rakam ağustostaki miktarın üç katından fazla.
Pentagon'un enerji arzını küresel piyasaya ulaştırmak amacıyla koordineli bir girişim başlattığı hazirandan bu yana Hürmüz üzerinden ihracat yavaş yavaş artıyor. ABD hava korumasının desteğiyle Körfez ülkeleri, İran ateşinden kaçınmak için gölge filolar kullanarak dar su yolundan milyonlarca varil petrol geçirdi.
ABD'nin boğazı açmaya yönelik girişimi, Arap ülkelerinin petrolü bölge dışına çıkarmanın yeni yollarını bulma çabalarıyla aynı döneme denk geldi. Suudi Arabistan ham petrolünü Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz'e yönlendirirken BAE, boğazın öteki tarafındaki Fuceyre terminaline bel bağladı. Irak ise milyonlarca varil petrolü Suriye çölü üzerinden kara yoluyla Akdeniz'e taşıdı.
American Enterprise Institute bünyesindeki Critical Threats Project'in İran ekibi başkan yardımcısı Ria Reddy, "İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kozunu önemli ölçüde kaybetmiş görünüyor" dedi.
Reddy, The New Arab'a, "Ticari gemiler İran'ın tehditlerine rağmen boğazdan yüksek oranlarda geçmeye devam edebiliyorsa, İran'ın ABD'yi ve diğer ülkeleri taleplerini kabul etmeye zorlamak için boğazı kullanma kabiliyeti azalıyor" dedi.
Arap petrol ihracatındaki artış, Tahran'ın kontrolünün zayıfladığı tek alan değil. ABD ablukası dengeleri İran'ın aleyhine çevirdi, İran petrolünü bölgede mahsur bıraktı ve ülkeyi milyarlarca dolarlık hayati gelirden mahrum etti.
Trump yönetiminin Devrim Muhafızları'nın deniz trafiğine yönelik saldırılarını caydırmayı amaçlayan "tankere karşı tanker" politikası olarak tanımladığı uygulama kapsamında İran'a ait onlarca gemi ABD güçleri tarafından vuruldu.
Enerji sıkıntısı sürüyor
Savaşın sona ereceğine dair bir işaret bulunmazken, bölgeden çıkan milyonlarca varil petrol küresel fiyatlar üzerinde sınırlı etki oluşturdu. Fiyatlar yüksek jeopolitik risk ve hızla artan navlun ücretlerinden etkilenmeye devam ediyor.
Hürmüz'ün kısmen yeniden açılması, Brent petrol fiyatında yüzde 57'lik artışla aynı döneme denk geldi. Fiyatlar, Husilerin Yemen'in Kızıldeniz kıyısını ve kritik Babu'l Mendeb Boğazı'nı ele geçirmesinin ardından eylül ortasında 110 dolarla zirve yaptı.
Bu gelişme, benzin ve dizel gibi yakıtlardaki kıtlığı da azaltmadı. Dünya genelindeki rafinerilerde devam eden darboğazlar nedeniyle bu ürünlerin fiyatları rekor seviyelere çıktı.
ABD öncülüğündeki girişim, Katar'ın savaş öncesi seviyelerin çok altında kalan gaz sevkiyatını artırmada da aynı başarıyı göstermiş görünmüyor. Geçen ay Avrupa ve Asya'daki gaz fiyatları, kış öncesi arz kaygıları nedeniyle 2022'den bu yana en yüksek seviyelerine çıktı.
Bütün bunlar, her gün milyonlarca varil ham petrol boğazdan geçse de İran'ın küresel ekonominin gidişatı üzerinde halen önemli bir söz sahibi olduğu anlamına geliyor.
Royal United Services Institute'ta (RUSI) Orta Doğu güvenliği alanında kıdemli araştırmacı Burcu Özçelik, The New Arab'a, "Hürmüz Boğazı'nda petrol ihracatının yeniden başlaması istikrarla eş anlamlı değil" dedi.
Özçelik, "İran halen Körfez'deki kritik altyapıya ve petrol üretim tesislerine yönelik misilleme amaçlı İHA ve füze saldırılarını yeniden başlatabilecek kapasiteye sahip" ifadelerini kullandı.
İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nden (INSS) kıdemli araştırmacı Danny Citrinowicz de ABD'nin İran'ın boğaz üzerindeki kontrolünü zayıflattığını ancak küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturma yönündeki genel hedefinde şu ana kadar başarısız olduğunu söyledi.
Citrinowicz şu ifadeleri kullandu:
"İran tankerleri hedef alma, ticari deniz taşımacılığını tehdit etme ve boğazdan geçişi giderek daha zor ve pahalı hale getirme kabiliyetini koruyor. Sonuç olarak Washington'ın operasyonel başarıları henüz ihtiyaç duyduğu ekonomik sonucu üretmedi. Petrol fiyatları, kısmen daha yüksek sigorta primleri, tanker kıtlığı ve ticari deniz taşımacılığına yönelik süren risk nedeniyle yüksek kalmaya devam ediyor."
Tanker savaşı
İran'ın gemilere yönelik aralıklı saldırıları, boğazdaki deniz trafiğinin normale dönmesini engelledi, navlun ücretlerini rekor seviyelerde tuttu, sigorta piyasasındaki donmayı uzattı ve petrol fiyatları üzerindeki baskıyı sürdürdü.
Çatışma izleme kuruluşu ACLED'in topladığı verilere göre eylül ayında tankerlere yönelik saldırılarda belirgin artış yaşandı. İran kaynaklı saldırılarda vurulduğu doğrulanan gemi sayısı bir önceki ay 12 iken 21'e çıktı.
ACLED'in Orta Doğu bölge ekibi lideri Valentin d'Hauthuille, The New Arab'a, "Eylül, savaşın zirvede olduğu mart ayından bu yana İran'ın ticari gemilere yönelik en fazla başarılı saldırı gerçekleştirdiği ay oldu" dedi.
D'Hauthuille'e göre Washington şimdilik boğazda üstünlüğü ele geçirmiş durumda ancak İran'ın gemileri tehdit etmeyi sürdürebilmesi, ABD'nin refakat operasyonunun uzun vadede ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda soru işaretleri doğuruyor.
Bununla birlikte ABD'nin İran'ın kıyı radarlarını ve gözetleme sistemlerini imha etmesi, Tahran'ın bu sistemleri kullanmasını giderek zorlaştırıyor. Hasarın İran'ı deniz trafiğini aksatmak için daha ilkel yöntemlere yönelmeye zorladığına dair işaretler bulunuyor.
Critical Threats Project'ten Reddy, "İran, hedefleri görsel olarak belirlemek için hızlı taarruz botlarının ve mayın döşemek için kıyıdaki roketatarların kullanılması dahil, gemileri takip ve hedef almak için daha az etkili yöntemlere yönelmiş görünüyor" dedi ve ekledi: "Bu uyarlamalar, İran'ın deniz taşımacılığını geniş ölçekte tespit etme, hedef alma ve sürekli olarak aksatma konusunda daha fazla zorluk yaşadığını gösteriyor."
Savaş alanı genişliyor
İran'ın boğazın geleceği üzerindeki etkisi yalnızca yakın çevresindeki gelişmelerle sınırlı değil. Bölgenin başka kesimlerindeki müttefikleri de küresel enerji piyasalarını daha fazla sıkılaştırmayı başardı.
Geçen ay Husi güçleri ile Iraklı paramiliter grupların Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz üzerinden petrol ihracatına aynı gün içinde iki yönlü darbe vurmasının ardından petrol ve gaz fiyatları yükseldi. Husiler Babu'l Mendeb Boğazı'nı ele geçirirken Suudi Aramco'nun Doğu-Batı Petrol Boru Hattı da devre dışı bırakıldı.
Yemen'deki ateşkesin temmuz ayında çökmesinden bu yana Husiler, krallığın Kızıldeniz kıyısındaki çeşitli rafinerileri vurdu ve geçiş noktasını Suudi bağlantılı gemilere kapattı.
Ancak yatay tırmanış, "Direniş Ekseni" açısından sınırlı başarı sağladı. Arap üreticiler bu çok yönlü saldırılara karşı direnç gösterdi ve bir güzergah kapatıldığında hızla yeni ihracat yolları buldu.
Petrol piyasaları eylülde Suudi boru hattına yapılan saldırıdan ürkmüş olsa da sonuçta saldırının krallığın ihracat kapasitesi üzerinde sınırlı etkisi oldu. Aramco akışı hızla Hürmüz'e yönlendirebildi ve boru hattını yalnızca iki hafta içinde yeniden faaliyete geçirdi.
Bu strateji aynı zamanda İran'ın şimdiye kadar tamamen üstlenmeye yanaşmadığı ölçüde risk içeriyor. İran, haziranda başarısızlıkla sonuçlanan barış anlaşmasını imzalamasından bu yana BAE'yi hedef almaktan kaçındı ve Fuceyre üzerinden sevkiyatların sürmesine izin verdi. Irak'ın Suriye üzerinden kara yolu sevkiyatını aksatmaya da çalışmadı. Böyle bir hamle Bağdat'ı öfkelendirebilir ve Irak'ı daha da ABD'nin yörüngesine itebilirdi.
Yıpratma savaşı
Yoğun ABD bombardımanına rağmen Devrim Muhafızları'nın halen binlerce İHA'ya ve önemli miktarda füze stokuna sahip olduğu değerlendiriliyor. Çin'in de İran ordusuna üretim hatlarını sürdürmesi ve stoklarını yenilemesi için parçalar gönderdiğine dair işaretler bulunuyor.
Bu da savaş sona ermediği veya ABD İran'ın saldırı kapasitesini tamamen yok etme gibi düşük ihtimalli bir başarıya ulaşmadığı sürece, İran'ın deniz taşımacılığını aylar boyunca aksatmayı sürdürebileceği anlamına geliyor.
ABD operasyonunun sürdürülebilirliği ise daha belirsiz. Washington şu anda boğazdan daha fazla petrol geçirmeyi başarıyor olabilir ancak bunu ne kadar süre sürdürebileceği açık bir soru.
Aylar süren konuşlanma ABD güçleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Komutanlar kısa süre önce savaşın mevcut şekilde sürdürülmesinin sürdürülemez olduğu uyarısında bulundu. Füze önleyici stokları tehlikeli derecede azaldı, deniz kuvvetleri yoruldu ve bölgedeki yoğun askeri yığınak ABD ordusunun dünyanın başka yerlerindeki hazırlık seviyesine zarar veriyor.
Kongre Bütçe Ofisi'ne göre operasyonun maliyeti şu anda ayda yaklaşık 2 milyar dolar. Pentagon ise eylül ortasına kadar savaşın toplam maliyetini 45 milyar doların üzerinde hesapladı. Bu rakama füze stoklarının yenilenmesi ve ABD üslerinde meydana gelen hasarın onarılması dahil değil.
Buna rağmen Pentagon, kasımdaki ara seçimlerin ardından tam kapsamlı savaşı yeniden başlatmaya hazırlanıyor gibi görünüyor. Geçen hafta bölgeye bir uçak gemisi taarruz grubu daha ve 10 bine kadar ilave asker gönderildi.
Trump yönetimi, ekonomik baskının Tahran'ı anlaşma için kendi şartlarını kabul etmeye zorlayacağını umuyor ve kısa süre önce İran ekonomisini çökertmeye yönelik girişimlerini yeniden hızlandırdı.
"Operation Economic Outcast" adı verilen yeni yaptırım dalgası ile deniz ablukası İran ekonomisi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Eylülde yıllık enflasyon yüzde 73'e çıkarken İran riyali dolar karşısında 2,7 milyonla rekor düşük seviyeye geriledi.
Bu arada ekonomi 21 Mart-20 Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10'dan fazla küçülürken hayati önemdeki petrol ve gaz sektörü yüzde 26'dan fazla daraldı.
RUSI'den Özçelik, İran kamuoyunun önemli bir bölümünün şimdilik hükümetin direnç ve direniş çağrılarına destek veriyor göründüğünü ancak ekonomik krizin derinleşmesiyle bunun önümüzdeki aylarda değişebileceğini söyledi.
Özçelik, "Tahran, savaşın kazanıldığı ve ABD'ye karşı direnişin hayat pahalılığı, hiperenflasyon ve daralan ekonomik imkanlar üzerindeki ağır bedele değdiği konusunda toplumun geniş kesimlerini ikna etmekte giderek daha fazla zorlanabilir" dedi.