İngiltere soykırıma rağmen İsrail'e silah sevkiyatına devam etti

İngiltere'nin Gazze Şeridi'nde devam eden soykırıma rağmen İsrail'e silah sevkiyatına devam ettiği rapor edildi.

İngiltere hükümetine ait iç yazışmalar, bakanların İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin uluslararası insancıl hukuku ihlal edebileceği yönündeki değerlendirmelere rağmen bu ülkeye silah ihracatına onay vermeyi sürdürdüğünü ortaya koydu.

Channel 4'ün Dispatches programının elde ettiği yüzlerce sayfalık Dışişleri Bakanlığı değerlendirmeleri, İngiliz hükümetinin İsrail'in uluslararası hukuka uyup uymadığını değerlendirirken sivillere, yardım çalışanlarına ve insani yardım tesislerine yönelik olduğu iddia edilen İsrail saldırılarını nasıl incelediğini gösteriyor.

Belgeler, İngiltere'nin Gazze savaşı sırasında İsrail'e yönelik silah ihracatı lisanslarını hukuken sürdürüp sürdüremeyeceğine ilişkin kararlara temel oluşturdu.

Araştırmaya göre yetkililer, sivil ölümlerini belgeleyen yüzlerce görüntü ve raporu inceledi. Ancak hükümet, vakaların ezici çoğunluğunda İsrail'in uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğine karar vermek için yeterli bilgi bulunmadığı sonucuna vardı. Bunun nedeni olarak da incelenen olaylara ilişkin İsrail'in "yeterli kanıt" sunmamış olması gösterildi.

Dispatches'a konuşan hukuk uzmanları, değerlendirmelerde kullanılan yöntemi sorgulayarak İsrail ordusunun hedefleri veya askeri amaçları hakkında yeterli bilgi vermediği durumlarda İsrail aleyhine bir sonuca ulaşmanın son derece zor hale geldiğini söyledi.

Değerlendirmeleri inceleyen uluslararası insan hakları ve ceza hukuku uzmanı Profesör William Schabas, yöntemin ihlal yaşanmadığı sonucunu üretecek şekilde yapılandırılmış göründüğünü söyledi.

Schabas programa, "Bütün bu materyale baktığımda edindiğim izlenim, İngiliz hükümetinin bir yöntem benimsemiş gibi göründüğü, ancak bunun hiçbir ihlal yaşanmadığı sonucunu üretmek üzere tasarlandığı yönünde" dedi.

İsrail daha önce Schabas'ı kendisine karşı önyargılı olmakla suçlamış, Schabas ise bu suçlamayı reddetmişti.

Silah ihracatı devam etti

Belgeler, eski Dışişleri Bakanı David Cameron'ın İsrail'in tutumuna ilişkin kaygılar hakkında ne bildiğine de yeni bir ışık tutuyor.

Cameron, Ocak 2024'te parlamentonun Dışişleri Komitesi tarafından, İsrail'in uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğine işaret eden hukuki görüş alıp almadığı konusunda defalarca sorgulanmıştı. Cameron doğrudan yanıt vermemiş ve kendisine ulaşan her belgeyi hatırlayamayacağını söylemişti.

Ancak Dispatches'a göre Cameron, yalnızca birkaç hafta önce İsrail'in insani yardım üzerindeki kısıtlamalarının uluslararası insancıl hukuku ihlal edebileceği sonucuna varan iki değerlendirme almıştı.

Programın elde ettiği bir e-postada, Cameron'ın değerlendirmelerden birinde yer alan "tüm bilgileri dikkatle değerlendirdiği" kaydedildi. Uyarılara rağmen Cameron, İsrail'in genel olarak uluslararası insancıl hukuka uyma taahhüdünü sürdürdüğü sonucuna vardı ve silah ihracatı devam etti.

Araştırma ayrıca Cameron'ın daha sonra, Aralık 2023 ile Ocak 2024 arasındaki bir dönemde İsrail'in insani yardım konusunda uluslararası insancıl hukuka uyma taahhüdü göstermediği sonucuna vardığını ortaya koydu.

Ancak Cameron, bu bulgunun mevcut silah ihracatı lisanslarının askıya alınmasını gerektirmediğini söyledi.

Dispatches'ın elde ettiği bir mektupta Cameron ayrıca lisansların askıya alınmasının "İngiltere'nin çıkarları üzerinde önemli bir etkisi" olacağını belirtti.

Yetkililerin incelediği vakalar arasında, Medical Aid for Palestinians ve International Rescue Committee için çalışan dört İngiliz doktorun bulunduğu Mevasi'deki bir yerleşkeye yönelik İsrail saldırısı da yer aldı. Yerleşke, İsrail'in ilan ettiği insani bölgenin içindeydi ve konumu İsrail ordusuyla koordine edilmişti.

Dispatches'ın tutarsız olarak nitelendirdiği İsrailli yetkililerin açıklamalarına rağmen hükümet değerlendirmesi, saldırının uluslararası hukukun muhtemel bir ihlali olup olmadığını belirlemek için yeterli bilgi bulunmadığı sonucuna vardı.

İncelenen diğer vakalar arasında, en az 24 Filistinlinin öldürüldüğünün bildirildiği Cebaliye mülteci kampındaki Fahura okuluna yönelik saldırı ile İsrail'in Gazze'deki tutumunun sembolik vakalarından biri olarak geniş çapta bilinen beş yaşındaki Hind Receb'in öldürülmesi de yer aldı.

Araştırmada, Dışişleri Bakanlığı içinde İngiltere'nin savaşa yaklaşımına ilişkin kaygılar da ayrıntılı biçimde yer aldı.

Birçok üst düzey yetkili Dispatches'a, Gazze konusunda memurlar ile bakanlar arasındaki gerilimin önceki hiçbir çatışmada görülmediği kadar derin olduğunu söyledi.

Yetkililer, raporlarda "etnik temizlik" ve "soykırım" gibi ifadeleri kullanmamaları yönünde talimat aldıklarını, yüzlerce memurun ise İngiltere'nin iddia edilen savaş suçlarına ortak olma riski konusunda kaygılarını dile getirdiğini belirtti.

Daha önce Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen savaşı sırasında İngiliz silah satışlarına ilişkin değerlendirmelerde çalışan eski diplomat Mark Smith, hükümetin İsrail'e silah satışını durdurmayı reddetmesi üzerine Ağustos 2024'te Dışişleri Bakanlığı'ndan istifa etmişti.

Smith, Dispatches'a, "Değerlendirmenin yapısı öyle ki, aslında istediğiniz sonucu çıkartabilirsiniz. Sistem de bu yüzden bozuk" dedi.

İşçi Partisi'nin Temmuz 2024'te iktidara gelmesinin ardından Dışişleri Bakanı David Lammy, hükümetin İngiltere tarafından sağlanan bazı ekipmanların uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlallerinin işlenmesinde veya kolaylaştırılmasında kullanılabileceğine dair "açık bir risk" bulunduğu sonucuna varmasının ardından İsrail'e yönelik yaklaşık 30 silah ihracatı lisansını askıya aldı.

Askıya alma kararı, F-35 savaş uçaklarının uluslararası tedarik zincirine giren İngiliz yapımı parçaları kapsamadı.

Lammy'nin sözcüsü, programda kendisine verilen hukuki görüşün zamanlamasına ilişkin öne sürülen iddiaları reddederek söz konusu görüşün lisansları askıya alma kararından yaklaşık altı hafta önce verildiğini ve bu süre içinde "pek çok gelişmenin yaşandığını" söyledi.

Dışişleri Bakanlığı ise prosedürlerini savunarak İngiltere'nin uluslararası insancıl hukuk risklerini ve silah ihracatını değerlendirme süreçlerinin "dünyadaki en sağlam ve titiz süreçler arasında" olduğunu belirtti.

Bakanlık açıklamasında, "Yetkililer tarafsız ve kanıta dayalı tavsiyeler sunar, bakanlar da kararlarını bu temelde verir. Değerlendirmelerin profesyonelce ve titizlikle yapılmadığı yönündeki her türlü iddia yanlıştır" denildi.

Kaynak: Mepa News, New Arab

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Haberler Haberleri