İngiltere'nin yeni Ortadoğu politikası ne olacak?

"Burnham'ın Ortadoğu yaklaşımı, kapsamlı bir yeniden yapılanmadan ziyade seçici bir sıfırlama niteliği taşıyacak gibi görünüyor."

Jonathan Fenton-Harvey | New Arab | Tercüme: Mepa News

20 Temmuz'da Andy Burnham, genişleyen çatışmaların dönüştürdüğü bir Ortadoğu tablosuyla göreve başlıyor.

Gazze kırılgan ateşkese rağmen harabeye dönmüş durumda, İsrail yerleşimleri işgal altındaki Batı Şeria genelinde genişliyor, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı ise bölgesel istikrar ve küresel ekonomi açısından riskleri artırmış bulunuyor.

Buna rağmen İngiliz politikasında hemen kapsamlı bir değişim bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Eski Manchester Belediye Başkanı, son dönem dış politika tecrübesi sınırlı şekilde göreve gelirken, ilk önceliği İşçi Partisi'nin zayıflayan iç siyasi konumunu toparlamak olacak.

Keir Starmer döneminde İşçi Partisi hükümetinin popülaritesi, hayat pahalılığı krizi, devam eden mali kemer sıkma politikaları ve göç konusunda zayıf görüldüğü gerekçesiyle sağdan gelen eleştiriler arasında geriledi.

Burnham'ın Ortadoğu yaklaşımı, kapsamlı bir yeniden yapılanmadan ziyade seçici bir sıfırlama niteliği taşıyacak gibi görünüyor. Bu, İsrail üzerinde biraz daha fazla baskı, İran'la yeni bir savaşa dahil olma konusunda ihtiyat ve İngiltere'nin Washington ve Körfez ile ekonomik ve güvenlik ilişkilerinde genel bir süreklilik anlamına gelebilir.

Ancak İşçi Partisi'nin Ortadoğu politikasını ele alış biçimine yönelik eleştirel kamuoyu, Burnham'ın tutumuna yön verecek.

Bu kaygıların başında İngiltere'nin İsrail ve Filistin'le ilişkisi geliyor.

Filistin konusunda Burnham ne kadar ileri gidecek?

Burnham'ın en açık işareti, İşçi Partisi'nin İsrail'in Gazze'yi yıkıma uğratmasına verdiği ilk tepki nedeniyle özür dilemesi oldu. Bu tepki, Starmer'ın Ekim 2023'te Tel Aviv'in saldırısına ve Hamas'ın 7 Ekim saldırısının ardından İsrail'in "meşru müdafaa hakkına" destek açıklamasıyla şekillenmişti.

Gazze'deki büyük acılar tüm dünyanın gözü önüne serilirken, Starmer'ın gölge kabinesi tam ateşkes çağrısı yapmakta tereddüt etti ve İsrail'e silah satışlarını tamamen askıya almayı reddetti. Partisi Temmuz 2024'te iktidara geldikten sonra da birçok eleştirmen, Starmer'ın "çok az şeyi çok geç" yaptığını düşündü.

Tony Blair ve Gordon Brown dönemlerindeki İşçi Partisi hükümetlerinde eski kıdemli politika danışmanı olan Patrick Diamond, The New Arab'a yaptığı açıklamada, Starmer'ın Gazze halkının acılarına karşı duyarsız olarak algılanmasının İşçi Partisi'ne seçimlerde zarar verdiğinden şüphe olmadığını söyledi.

Diamond, Burnham'ın Gazze nedeniyle partiden kopan seçmenleri geri kazanmaya çalıştığını ekledi.

Yeni başbakan, partinin "doğru olanı yapamadığını" ve İngiltere'nin ateşkes çağrısı yapmakta çok yavaş kaldığını kabul etti. Ayrıca Binyamin Netanyahu hükümeti üzerinde daha fazla baskı kurma sözü verdi.

Olası adımlar arasında yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticarete yasak getirilmesinin yanı sıra ek bireysel yaptırımlar yer alabilir. Bunlar, Starmer'ın Eylül 2025'te Filistin'i tanıması, bazı silah lisanslarına getirilen kısıtlamalar ve aşırı sağcı İsrailli bakanlar ile şiddet yanlısı yerleşimcilere yönelik yaptırımlar üzerine inşa edilebilir.

Burnham'ın tutumunun basit bir siyasi manevradan daha fazlasını yansıtabileceğine dair bazı işaretler de var. Burnham, 2012'de işgal altındaki Batı Şeria'yı ziyaret etmişti. İsrail'in yasa dışı yerleşimleri ve baskıcı kontrol noktası altyapısının onda kalıcı bir izlenim bıraktığı bildirildi.

Ekim 2023'te, Starmer ve partinin büyük bölümü halen buna direnç gösterirken, Sadiq Khan ve Anas Sarwar ile birlikte ateşkes çağrısı yaptı. Daha sonra hükümeti Filistin'i tanımaya çağırdı.

Ancak hemen ve kararlı bir kopuş beklentisi sınırlı tutulmalı.

Burnham, 2015 liderlik kampanyası sırasında İşçi Partisi'nin İsrail Dostları grubuna katıldı ve İşçi Partisi lideri olması halinde ilk yurt dışı ziyaretini İsrail'e yapma sözü verdi. Daha yakın dönemde ise İsrail'in Gazze'deki eylemlerini soykırım olarak nitelendirmeyi reddetti ve bu tespitin uluslararası mahkemelere ait olduğunu söyledi.

Ayrıca, silahların uluslararası insancıl hukuk ihlallerinde kullanılmasına dair açık risk bulunan durumlarda satışları açıkça yasaklayan İngiliz silah lisanslama yasalarına rağmen, F-35 programıyla bağlantılı olanlar dahil kalan tüm silah ihracat lisanslarını askıya alma taahhüdünde de bulunmadı.

Oxford Üniversitesi Emeritus Profesörü ve İsrail'in Yeni Tarihçilerinden Avi Shlaim, The New Arab'a yaptığı açıklamada, "Burnham'ın hafif politika değişikliğinin nedeni muhtemelen ahlaki olmaktan çok taktiksel ve seçimlere dönük. İşçi Partisi'nin sol kanadında Gazze Şeridi'nin yıkımı konusunda duyulan derin acıyı görüyor." dedi.

Şu ana kadar tutumu, İsrail'in Batı Şeria'yı büyüyen fiili ilhakı hız kazanırken ve Gazze yaşanamaz halde kalırken bile iki devletli çözüme açık destek dahil İşçi Partisi'nin geleneksel çerçevesi içinde kalıyor.

Bireylere yönelik yaptırımlar gibi kademeli adımlar, diğer Avrupa başkentlerinde İsrail'in aşırı sağcı hükümetine yönelik artan hoşnutsuzlukla uyumlu şekilde gerçekleşebilir. Ancak birçok analist, Londra'nın İsrail'e karşı sert cezalandırıcı adımlar atmak için tek başına hareket edeceğinden şüphe ediyor.

Royal United Services Institute (RUSI) ve Center for American Progress kıdemli uzmanı H.A. Hellyer, The New Arab'a yaptığı açıklamada, "Burnham liderliğinin muhtemelen dokunmayacağı şey, Londra'yı Tel Aviv'e bağlayan temel mimaridir: İstihbarat paylaşımı ve silah lisansları. Bunları değiştirmek, İngiltere'nin muhtemelen sunabileceğinden çok daha radikal ve güçlü bir lider gerektirir." dedi.

Hellyer, Netanyahu yönetiminde İsrail'in giderek artan izolasyonunun Burnham'a düşük diplomatik maliyetle eleştiri alanı açtığını da ekledi.

Shlaim'e göre gerçek değişim için eşik çok daha yüksek. Bu, İsrail'in eylemlerini soykırım olarak nitelendirmeyi, ticari yaptırımlar uygulamayı, İsrail'e tüm silah satışlarını yasaklamayı ve Palestine Action yasağını kaldırmayı gerektirecek.

Shlaim "Asıl soru şu olmaya devam ediyor: Andy Burnham, İşçi Partisi'nin Filistin politikasını Keir Starmer döneminin bıraktığı etkiden kurtaracak cesarete sahip olacak mı?" ifadelerini kullandı.

İran konusunda ihtiyat, Washington ve Körfez ile süreklilik

İran konusunda Burnham'ın yaklaşımı görece ihtiyatlı görünüyor. Her ne kadar 2003'teki felaket Irak işgali lehinde oy kullanmış olsa da o savaşın yol açtığı yıkımdan hareketle İngiltere'nin başka bir büyük bölgesel çatışmaya sürüklenmesine karşı uyarılarda bulundu.

İran'a karşı açık uçlu herhangi bir askeri kampanyaya doğrudan İngiliz katılımına muhtemelen karşı çıkacaktır. Ancak katılmama çizgisini net şekilde korumak zor olabilir.

Trump yönetiminin baskısı, İngiltere'nin bölgedeki askeri tesisleri, Körfez monarşileriyle savunma ortaklıkları ve Hürmüz Boğazı'ndan deniz taşımacılığını güvence altına alma taahhüdü, Londra'yı ABD öncülüğündeki bölgesel güvenlik mimarisine yakından bağlıyor.

Burnham'ın Jonathan Powell'ı ulusal güvenlik danışmanı olarak görevde tutma kararı da İngiltere'nin Atlantikçi yöneliminin süreceğine işaret ediyor.

Hellyer, Avrupa'ya yönelim için "gerçek bir alan" olduğunu belirtirken, "Washington halen çıpa konumunda, çünkü gerçek stratejik özerklik, İngiltere'nin sahip olmadığı ve inşa edebileceğine dair kurumsal bir kapasite göstermediği kabiliyetler gerektiriyor." dedi.

Burnham'ın ülke içinde dümeni dengede tutmak ve İşçi Partisi'nin kaybettiği popülariteyi geri kazanmak gibi acil öncelikleri, dış politikada geniş sürekliliği en olası sonuç haline getiriyor.

Burnham, Fransa, Almanya ve AB ile daha yakın güvenlik işbirliği sözü verdi. Bu da yaptırımlar, Filistin ve İran'la diplomasi konusunda daha koordineli bir Avrupa yaklaşımının kapısını açabilir.

Ancak bu, özellikle Donald Trump'ın kararları bölgesel gerilimi yönlendirmeye devam ederken Washington'ın merkeziliğini azaltmayacak.

Sussex Üniversitesi uluslararası ilişkiler yardımcı doçenti David Wearing, The New Arab'a yaptığı açıklamada, "İngiltere'nin Washington'la ilişkisi nihayetinde bir tercihtir ve giderek daha aşırı ve istikrarsız hale gelen Trump başkanlığı bağlamında bu tercihin hikmeti açıkça tartışmalıdır." dedi ve ekledi: "Bariz tercih, Avrupalılara daha yakın dengelenmektir. Ancak İngiliz politika yapım çevrelerinde Washington'a bağlılık güçlüdür, soğuk aklın ürünü olmaktan ziyade bir iman meselesine benzer. Bu da İngiltere'yi oldukça rahatsız bir konumda bırakıyor."

Körfez monarşileri de muhtemelen daha da büyük bir süreklilik görecek. Mayıs ayında Starmer hükümeti, 6 Körfez İşbirliği Konseyi ülkesiyle İngiliz ekonomisine yıllık 3.7 milyar sterlin katkı sağlaması öngörülen bir serbest ticaret anlaşması imzaladı.

Burnham'ın İngiliz ekonomisini canlandırmaya ve Hürmüz Boğazı'nı güvence altına alma çabaları dahil Körfez'de askeri ve güvenlik varlığını sürdürmeye odaklanmasıyla ilişkilerin güçlü kalması bekleniyor. Körfez yatırımlarının İngiltere'ye akışı, İngiliz silah satışları, enerji işbirliği ve daha geniş ticaret bağlarının büyük ölçüde kesintisiz devam etmesi bekleniyor.

Seçici bir sıfırlama

Şimdilik Burnham, Starmer'ın yaklaşımını tersine çevirmekten ziyade İşçi Partisi'nin tonunu değiştirecek ve bazı konularda daha ileri gidecek gibi görünüyor. İşçi Partisi'nin sicilinden uzaklaşanlar için bu yine de ihtiyatlı bir umut sunabilir.

En açık işaretler erken kararlarından gelecek: İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklayıp yasaklamayacağı, kalan silah lisanslarını gözden geçirip geçirmeyeceği, İngiltere'yi İran'a karşı askeri eylemin dışında tutup tutmayacağı ve mevcut politikayı sorgulamaya istekli bakanları kabinesine atayıp atamayacağı.

Görevdeki ilk ayları, daha sempatik dilinin anlamlı bir değişime yol açıp açmayacağını ya da nihayetinde sürekliliğin mi ağır basacağını gösterecek.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri