Irak'ta 'Şii iç savaşı' ihtimali: Öncekilerden daha şiddetli olacak

“Şii savaşı, önceki savaşlardan daha şiddetli olacak, bu durum karşısında Şii merciler, aciz kalarak hiçbir şey yapamayacaklardır."

Analiz | Mepa News

 

Irak’ta 2009 yılında birçok Şii grup ve şahsiyetin bir araya gelerek oluşturduğu Şii Ulusal Koalisyon tarafları arasında dönen karşılıklı atışmaların şiddeti, Irak Başbakanı Haydar el-Abadi’nin Şii milislere karşı sert açıklamalarda bulunması sonucu zirveye ulaştı. El-Abadi açıklamasında, Haşdi Şaabi adı altında faaliyet gösteren paramiliter grupları, son zamanlarda Irak’ta sık sık yaşanan gazeteci ve aktivistlerin kaçırılma olaylarının arkasında olmakla suçlamış, Bağdat’ta meydana gelen çatışmaların baş sorumlusu olarak göstermişti.

 

Haydar el-Abadi’nin işaret ettiği çatışmalar, Haşdi Şaabi’ye bağlı milisler ile hükümet kuvvetleri arasında 18 Mayıs’ta Başkent Bağdat’taki Filistin caddesinde meydana gelmiş, iki tarafın kayıp vermesiyle sonuçlanmıştı.

 

Şii gruplara 'paralel güç' suçlaması

 

Taraflar arasında gerginlik artarken Haydar el-Abadi’nin haftalık basın toplantısında Haşdi Şaabi milislerine işaret ederek “Bu kimseler, devletimizin zayıflamasını arzuluyorlar. Devletin dinamiklerinde hâkimiyet sağlamak için kuvvet ve silah kullanarak çetelerinin en güçlü olmasını istiyorlar.” ifadelerini kullanması tansiyonu daha fazla yükseltti.

Irak Başbakanı el-Abadi’nin açıklamaları, Irak’ın önemli dini ve politik figürlerinden Şii din adamı Mukteda es-Sadr’ın açıklamalarıyla uyumluydu. Es-Sadr, Haşdi Şaabi yapılanmasındaki “adam kaçıran, mücrim” olarak nitelendirdiği unsurların uzaklaştırılmasını talep ediyor, seçimlerden uzak tutulmalarını öneriyordu. Bu milislerin “teşhir edilip boykot uygulanmasına” da çağrı yapan es-Sadr, son zamanlarda sık sık gündemi meşgul eden kaçırılma olaylarının Irak’a küresel ölçekte zarar vereceğini savunuyordu.

Başta Emir el-Kenani olmak üzere Mukteda es-Sadr’ın liderliğini yürüttüğü Sadr Grubu, Ulusal Şii Koalisyonu’nun 2014 yılından itibaren, bilhassa IŞİD’in Irak’ta bazı bölgelerde hâkimiyet sağlaması sonucunda Şii dini lider Sistani’nin “IŞİD’e karşı savaşın farzı kifaye olduğunu” belirten fetvasından sonra değiştiğine inanıyor. Nitekim Sistani’nin fetvasını referans alarak işledikleri suç ve ihlallerin meşruluğuna inanan Şii milisler, hiçbir kural tanımadan hareket ediyordu.

 

‘Şii Evi’nin (Şii Ulusal Koalisyonu) birçok silahlı grubu barındırdığına dikkat çeken el-Kenani, silahlı gruplardan kimisinin İran sisteminin en güçlü kurumsal parçası Velayet-i Fakih (Rehberlik makamı)’na inanç olarak doğrudan bağlı olduğunu, kimilerinin de Sistani’nin direktifleriyle hareket ettiğini vurguladıktan sonra Sadr Grubu’na bağlı Seraya Selam gruplarının, Mukteda es-Sadr’ın fesh kararından sonra varlığının neredeyse kalmadığını belirtiyor.

 

"Iraklı Şiiler ulusallığı kaybetti"

 

İran’a doğrudan bağlı grupların, Haydar el-Abadi’nin “Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı” sıfatıyla verdiği kararları dikkate almadığı herkesçe bilinmektedir. Söz konusu grupların bu tavrından rahatsız olan el Abadi’yi en çok korkutan sorun ise bu milislerin devleti tehdit edecek şekilde büyüklük kazanması ve IŞİD bitirildikten sonra Şii milislerin grup ve unsur olarak minimize edilmesi kararına aykırı davranma ihtimalidir. Çünkü Şii milislerin şehirlerden çıkarılma kararı yürürlüğe girdiği takdirde söz konusu grupların bu kararı dikkate almayacağını söylemeye gerek yoktur.

 

Diğer yandan İslam düşünürü Galip Şabender, seçim programının yaklaşmasıyla beraber güvenlik açıklarının artış göstereceğini belirttikten sonra bu açıkların gruplar tarafından fırsata çevrileceği ve Haşdi Şaabi milislerinin Suriye sınırına konuşlanacağı öngörüsünü paylaşarak “Bu durum bizleri, Amerika ve Türkiye ile karşı karşıya getirecektir.” ifadelerini kullanıyor.

 

Şii Evi’nin bu konudaki etkileri hakkında ise Şabender şunları söylüyor: “Iraklı Şii şahsiyetler, ulusallığı yitirdikten sonra içerden çürüme aşamasına girdi. Bu sadece onlarla sınırlı değil, diğer oluşumları da kapsamaktadır.

 

2009 yılında kurulan “Kanun Devleti Koalisyonu” komutanlarından Sad Matlubi, Şii Evi’nin etkilerinin az olduğunu öne sürerek siyasi anlaşmazlığın gerçek kriz yaşayan diğer oluşumlarla sınırlı olduğunu kabul ediyor ve Şii Evi’nin etkileri hakkında konuşulanların komplo teorisi kapsamında değerlendirileceğine inanıyor.

 

Ne var ki Sad, Haşdi Şaabi milislerine bağlı unsurların zaman zaman hükümeti zor durumda bıraktığını itiraf ediyor. Kaçırılan aktivistler olayını örnek gösteren Sad, isim vermeksizin bu kişileri, ülkede kaos yaratmakla görevli şiddet yanlıları olarak suçluyor.

 

Şii iç savaşı yaklaşıyor

 

Önümüzdeki süreçte Şii aktörler arası bir rekabete tanık olunacağı siyasi uzmanlar tarafından öngörülürken, seçimlerin silahlı grupların nüfuzuna ilişkin rakiplerin güçlerini ve gerçek yönlerini sınıflandıracağı beklentiler arasında. Yakın zamanda Şiiler arası bir kriz yaşanacağı çıkarımında bulunan siyasi analist Casim Musevi, “Şii savaşı, önceki savaşlardan daha şiddetli olacak, bu durum karşısında Şii merciler, aciz kalarak hiçbir şey yapamayacaklardır.” ifadelerini kullanmaktadır.

 

Irak’ın istisnai durumu ve bölgesel müdahale, birçok silahlı grubun doğmasını sağlamıştır” diyen siyasi analist Nebil Azavi şunlara dikkat çekiyor: “Ülkedeki kaosun artmasında sadece bir kesimi sorumlu tutmak doğru değil. Bu durum, ülke seçime doğru giderken siyasi rekabet ve çatışmayla ilişkilidir.

 

Haşdi Şaabi milisleriyle parti ve inanç olarak aynı ideolojiye sahip olan Haydar el-Abadi’nin uyarılması beklentiler arasındadır. Haydar el-Abadi’nin Şii milislerle silahlı bir çatışmaya girmekten çekindiği belirtilirken tarafların yatıştırma yolları aradığı ortamın tehlikelerle çevrili olduğu yorumu yapılmaktadır.

 

Kaynak: Mepa News

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri