İran savaşı Amerikan ordusunu tüketiyor mu?

İran ile devam eden savaşın bir yıpratma savaşına döndüğü ve ABD ordusunu tüketmeye başladığı rapor edildi.

ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaş, kısa süreli ve sonuç alıcı bir operasyon olmaktan çıkarak ABD'nin askeri kapasitesi üzerinde baskı oluşturan ve çatışmanın siyasi ve ekonomik maliyetini artıran açık uçlu bir yıpratma savaşına dönüştü.

Tahran ise çatışmaların uzamasından ve ABD'nin zayıf noktalarından yararlanıyor.

Savunma uzmanı ve savaş muhabiri Robert Fox, İngiliz The i Paper gazetesinde yayımlanan yazısında, ABD'nin İran'a ait Larak Adası'nı hedef almasının temmuz ayından bu yana yaşanan sakinliğin ardından çatışmaları yeniden başlattığını belirtti.

Fox, başlangıçta altı haftadan uzun sürmemesi beklenen savaşın güvenilir bir barış anlaşmasına ulaşılamadan yedinci ayına girdiğine dikkat çekti. Yazar, saldırının Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırmasının ardından petrol fiyatlarının kısa sürede yaklaşık yüzde 2 yükseldiğini belirtti.

İran'ın baskı aracı: Hürmüz Boğazı

Fox'a göre saldırı, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın mayınlardan temizlendiğini ve deniz taşımacılığı güzergahlarının yeniden açıldığını açıklamasından yalnızca dört gün sonra gerçekleşti. İran ise Trump'ın bu açıklamasını "açık bir yalan" olarak nitelendirdi.

Yazar, Tahran'ın küresel enerji ihracatının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün değerini fark ettiğini ve boğazı Washington ile müttefikleri üzerinde ekonomik ve siyasi bir baskı aracına dönüştürdüğünü savundu.

Fox ayrıca İran'ın, ABD'nin diplomatik ve askeri kaynaklarının giderek daraldığı bir dönemde Trump'ın Körfez ülkelerinden İngiltere, Danimarka ve Kanada'ya kadar uzanan müttefikleriyle ilişkilerindeki tutumundan faydalanabilecek durumda olduğunu belirtti.

Yazar, İran Devrim Muhafızları'nın petrol tankerlerinden geçiş izni karşılığında 2 milyon dolara varan ücretler aldığı yönündeki haberlerin ardından Hürmüz Boğazı'nın İran yönetimi açısından bir tür "geçiş ücreti kapısına" dönüşebileceği uyarısında bulundu.

Amerikan ordusunda yıpranma

Fox, ABD'nin bölgeye en az 50 bin ilave asker, en az iki uçak gemisi görev grubu ve deniz piyadesi birlikleri göndermesi nedeniyle savaşın Washington açısından giderek artan bir askeri maliyet oluşturduğunu belirtti.

Savaş sırasında çok büyük miktarda füze, mühimmat ve hava savunma sistemi kullanıldığına dikkat çeken Fox, Patriot füzesi stokunun yaklaşık üçte ikisinin tüketildiğini, Tomahawk füzeleri ve hassas güdümlü silah stoklarının da azaldığını ifade etti.

Fox'a göre USS Abraham Lincoln uçak gemisi Körfez'deki operasyonlar kapsamında 205 günden fazla süreyi denizde geçirdi. Geminin bazı personelinin depresyon, kaygı ve hatta intihar vakalarından söz ettiği belirtildi.

Yazar, bu baskının yalnızca ABD'nin Ortadoğu'daki askeri hazırlığını tehdit etmediğini, aynı zamanda Amerikan ordusunun dünyanın diğer bölgelerinde ortaya çıkabilecek krizlere müdahale kapasitesini de zayıflattığını savundu.

Askeri yönetimde "siyasi sadakat" tartışması

Washington Post'ta yayımlanan bir yazıda ise Max Boot, mevcut "İran çıkmazının", Trump'ın ilk başkanlık döneminde görev yapan askeri liderlerin görevde olması halinde yaşanmayabileceğini savundu.

Boot, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in profesyonel askeri liderlik yerine siyasi sadakati tercih ettiğini öne sürdü. Yazar, 20'den fazla üst düzey subayın görevden alınması ve onlarca subayın terfisinin engellenmesinin ulusal güvenliği ve askeri hazırlığı tehdit eden bir liderlik boşluğu oluşturduğunu belirtti.

Savaşın başlatılmasındaki nihai sorumluluğun Trump'a ait olduğunu söyleyen Boot, Pentagon yönetiminin de sorumluluktan kaçamayacağını ifade etti.

Boot, Wall Street Journal'ın bir araştırmasına atıfta bulunarak istihbarat birimlerinin savaşın taşıdığı riskler konusunda uyarıda bulunduğunu, Başkan Yardımcısı JD Vance'in savaşa karşı çıktığını, buna karşılık Hegseth ile Genelkurmay Başkanı Dan Caine'in Trump'ı ordunun savaşın sonuçlarını kontrol altında tutabileceğine ikna ettiğini aktardı.

Yazar ayrıca ABD ordusunun çok sayıda dört yıldızlı komutanını kaybettiğini, kritik görevlerin bir bölümünün boş kaldığını ve zırhlı birliklerin yeniden konuşlandırılarak Batı Komutanlığı üzerinde yoğunlaştırılmasının Rusya ve Çin karşısındaki askeri öncelikler konusunda soru işaretlerine yol açtığını belirtti.

Çin yapımı bataryalar için güvenlik uyarısı

Washington Post'ta yayımlanan bir başka görüş yazısında eski ABD Deniz Piyadesi subayı Ben Kesling, Amerikan güçlerinin Çin'de üretilen mobil bataryalara bağımlı hale gelmesi konusunda uyarıda bulundu.

Kesling, insansız hava araçları, haberleşme cihazları ve İHA karşıtı sistemlerin çalıştırılmasında kullanılan bu bataryaların sahadaki birliklerde yaygın biçimde kullanılmasına rağmen her zaman yeterli askeri ve güvenlik testlerinden geçirilmediğini belirtti.

Bazı bataryaların internete veya Bluetooth bağlantısına sahip olduğuna dikkat çeken Kesling, bunun casusluk faaliyetlerine veya askerlerin ve gemilerin konumlarının tespit edilmesine imkan sağlayabilecek bir güvenlik açığı oluşturabileceğini savundu.

Kesling ayrıca yüksek enerji yoğunluğuna sahip bataryaların belirli koşullarda güvenlik tehdidine, hatta bir silaha dönüşebileceğini belirtti. Yazar, tedarik zincirlerine ilişkin endişelerin artmasına rağmen ABD ordusunun Çin menşeli ürünleri satın almaya devam ettiğini ifade etti.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Haberler Haberleri