İslam'ı hedef aldı, İsrail'e yakınlaştı: Burkina Faso cuntası lideri İbrahim Traore'nin amacı ne?

2022 darbesiyle iktidara gelen Burkina Faso lideri İbrahim Traore, son dönemde din politikaları, siyasi partilerin kapatılması, Fransa ile ilişkilerin kesilmesi ve güvenlik uygulamalarıyla yeni tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Burkina Faso'da Eylül 2022'de darbeyle iktidara gelen askeri yönetimin lideri Yüzbaşı İbrahim Traore, son dönemde, İslam şeriatı, Araplar ve İslami eğitim alan öğrenciler hakkında yaptığı açıklamalar ile dini kurumlara yönelik uygulamaları nedeniyle yeni bir tartışmanın merkezine yerleşti.

Müslüman bir aileden gelen ve Batı Afrika'nın Dioula topluluğuna mensup olan Traore, 2010 yılında orduya katıldıktan sonra hızlı bir yükseliş gösterdi. 30 Eylül 2022'de dönemin geçiş lideri Paul-Henri Sandaogo Damiba'yı darbeyle görevden uzaklaştırarak ülkenin başına geçti.

Ancak Traore'nin iktidarı boyunca güvenlik, siyaset, dış politika ve din alanlarında izlediği politikalar hem ülke içinde hem de uluslararası kamuoyunda tartışmalara neden oldu.

Araplar ve İslami eğitim açıklamaları

Traore'nin son açıklamaları özellikle Arap dünyası ve İslami eğitim alan Burkina Fasolu öğrencilerle ilgili ifadeleri nedeniyle yoğun eleştirilere konu oldu.

19 Temmuz'da yaptığı konuşmada Afrikalıların bin yılı aşkın süre Araplar tarafından köleleştirildiğini savunan Traore, son köle pazarının ise 1962 yılında kapandığını öne sürdü.

Aynı konuşmada Burkina Fasolu öğrencilerin yurt dışında İslami ilimler eğitimi almalarının durdurulacağını açıklayan Traore, çeşitli Arap ülkelerinde eğitim gören yaklaşık 800 öğrencinin ülkeye geri çağrılacağını söyledi. Traore, geri dönmeyi reddeden öğrencilerin Burkina Faso vatandaşlığını kaybedebileceğini ifade etti.

Burkina Faso lideri, yurt dışında dini eğitim alan öğrencilerin ülkeye "radikal fikirler ve ideolojik yaklaşımlar" taşıdığını, buna karşın iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu mesleki becerilere sahip olmadıklarını savundu.

Afrikalı Arapça uzmanlarından tepki

Traore'nin açıklamaları özellikle Afrika'daki Arapça uzmanları, Arap üniversitelerinden mezun olan akademisyenler ve dini eğitim çevrelerinde tepkiyle karşılandı.

Eleştirilerde, Arap üniversitelerinde eğitim gören öğrencilerin dolaylı biçimde aşırılıkla ilişkilendirildiği, yıllarca süren akademik çalışmaların değersizleştirildiği ve bu kişilerin ülkelerine sağlayabilecekleri katkıların göz ardı edildiği ifade edildi.

Sosyal medyada çok sayıda kullanıcı da Traore'nin Afrika'daki kölelik tarihine ilişkin değerlendirmelerinin tarihi gerçekleri yansıtmadığını savunarak Avrupa sömürgeciliği ve Atlantik köle ticaretinin kıta üzerindeki etkilerinin yeterince dikkate alınmadığını dile getirdi.

Dini kurumlara yönelik uygulamalar

Traore yönetiminin son dönemde dini kurumlara yönelik çeşitli adımlar attığı da öne sürülüyor.

Bunlar arasında;

- Dini faaliyetleri ve dini eğitimi sınırlandırdığı belirtilen yeni dini özgürlükler yasasının yürürlüğe konulması
- Kamu kurumlarında cami yapılmasının yasaklanması
- Devlet okullarında dini eğitimin engellenmesi
- Devletin laik karakterini güçlendiren yeni düzenlemeler yapılması
- Başkent Vagadugu'daki en büyük camilerden birinin kapatılması
- Bazı din alimleri ile İslami çevrelerden isimlerin gözaltına alınması
- Arap ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin vatandaşlıklarının iptal edilebileceği yönündeki uyarılar
yer alıyor.

Söz konusu iddiaların bir kısmı sosyal medyada ve çeşitli bölgesel yayın organlarında yer alırken, Burkina Faso yönetimi bunların tamamına ilişkin kapsamlı bir resmi açıklama yapmış değil.

İsrail ile ilişkiler

Traore yönetiminin dış politikada dikkat çeken adımlarından biri de İsrail ile ilişkiler oldu.

İsrail'in Burkina Faso'ya atadığı yeni büyükelçi Simon Seroussi, uzun süren bekleyişin ardından resmi olarak güven mektubunu sunarak görevine başladı.

Africa Intelligence dergisine göre büyükelçinin akreditasyon başvurusu 2025 yazından bu yana bekletiliyordu.

Analistler, bu gelişmenin Traore yönetiminin daha önce kamuoyundaki imajı nedeniyle temkinli davrandığı İsrail ile ilişkilerde daha pragmatik bir çizgiye yöneldiğine işaret ettiğini değerlendiriyor. İsrail son yıllarda Sahel bölgesinde güvenlik ve istihbarat alanındaki faaliyetlerini artırmaya çalışıyor.

"Devrimci" yaklaşımı

Traore'nin tartışmalı açıklamaları yalnızca din politikalarıyla sınırlı kalmadı. 1 Nisan 2025'te yaptığı bir konuşmada "Biz demokraside değiliz, halkın ilerici devrimi içindeyiz." ifadelerini kullanan Traore, ülkesinin demokratik bir yönetim modeliyle yönetilmediğini açık şekilde dile getirdi.

İktidara geldikten sonra beş yıllık geçiş süreci ilan eden askeri yönetim, Ocak 2026'da siyasi partileri feshetti.

Hükümet, çok sayıda siyasi partinin toplumsal bölünmeye yol açtığını savunurken, muhalif çevreler kararı siyasi alanın daraltılması olarak değerlendirdi. Takip eden aylarda yüzlerce dernek ve sivil toplum kuruluşunun faaliyetleri durduruldu veya tamamen kapatıldı.

Hükümet bu kuruluşları idari eksiklikler, casusluk veya terörün finansmanı şüphesiyle suçladı.

Öğrenci örgütleri de uygulamalardan etkilendi. Burkina Faso Genel Öğrenci Birliği, hükümetin özgürlükleri kısıtladığını savunmasının ardından kapatıldı.

Fransa ile diplomatik kopuş

Traore yönetiminin en sert dış politika adımlarından biri Fransa ile ilişkilerin kesilmesi oldu. Haziran 2026'da Burkina Faso cuntası, Fransa ile diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı.

Askeri yönetim, Paris'i ülkedeki silahlı grupları desteklemek ve yeni sömürgeci hedefler taşımakla suçladı.
Buna karşın açıklamada iki ülke halkları arasındaki tarihi ve kültürel bağların hedef alınmadığı vurgulandı.

Fransa karşıtı söylem son yıllarda Mali, Nijer ve Burkina Faso gibi Sahel ülkelerinde askeri yönetimlerin öne çıkardığı temel siyasi söylemlerden biri haline geldi.

Güvenlik krizi devam ediyor

Traore'nin iktidara geliş gerekçelerinin başında silahlı gruplarla mücadelede başarısızlık bulunuyordu.

Ancak ülkedeki güvenlik sorunu büyük ölçüde devam ediyor.

Uluslararası raporlara göre Burkina Faso son yıllarda dünyada silahlı grupların en fazla ölümcül saldırı gerçekleştirdiği ülkelerden biri oldu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), askeri operasyonlarda hayatını kaybeden sivillerin sayısının silahlı grupların öldürdüğü sivillerden daha fazla olduğunu öne sürerken, ülke içinde ve dışında yerinden edilen kişi sayısının 2 milyonu aştığını belirtiyor.

Öte yandan hükümet düzenli olarak yüzlerce silahlı unsurun etkisiz hale getirildiğini açıklasa da, ülkenin birçok bölgesinde saldırılar sürüyor ve ordu düzenli olarak kayıp vermeye devam ediyor.

Geniş çevreler ayrıca güvenlik operasyonlarında özellikle Müslüman Fulani topluluğunun hedef alındığını ileri sürerken, yönetim bu suçlamaları reddediyor.

Sankara mirası tartışması

Traore, göreve geldiği ilk dönemde kendisini Burkina Faso'nun eski lideri Thomas Sankara'nın mirasının devamı olarak tanıtmıştı.

Sömürgecilik karşıtı söylemiyle tanınan Sankara, ekonomik bağımsızlık, sosyal adalet ve Filistin davasına verdiği destek nedeniyle Afrika'nın simge isimlerinden biri olarak görülüyor.

Ancak bazı Afrikalı yorumcular, Traore'nin İsrail ile geliştirdiği ilişkiler, din politikaları ve yönetim tarzının Sankara'nın siyasi mirasıyla çeliştiğini savunuyor.

Bu değerlendirmelere göre Traore'nin yönetimi, sömürgecilik karşıtı söylemini sürdürmesine rağmen içeride daha merkeziyetçi ve özgürlükleri sınırlayan bir yönetim anlayışı benimsiyor.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

Yorum Yap
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Haberler Haberleri