İsrail, 18 yıl sonra Suriyeli General Muhammed Süleyman suikastını üstlendi

İsrail basını, İsrail'in 2008 yılında Suriye'nin Tartus kentinde öldürülen Tuğgeneral Muhammed Süleyman suikastındaki rolünü ilk kez resmen kabul ettiğini bildirdi.

İsrail basını, 2008 yılında Suriye'nin Tartus kentinde öldürülen Suriyeli Tuğgeneral Muhammed Süleyman'a yönelik suikastın ayrıntılarını 18 yıl sonra yayınladı.

İsrail'in, Süleyman'ın öldürülmesindeki rolünü ilk kez kabul ettiği belirtilirken, operasyonun İsrail deniz komandoları tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

2008 yılının Ağustos ayında Suriye yönetimi, dönemin Devlet Başkanı Beşar Esed'in danışmanı Buseyne Şaban aracılığıyla yaptığı açıklamada, Suriye ordusunda görevli Muhammed Süleyman adlı bir subayın öldürüldüğünü duyurmuştu.

Şam yönetimi, Süleyman'ın görev ve yetkileri hakkında ayrıntı vermemiş, suikasttan herhangi bir tarafı açık şekilde sorumlu tutmamıştı.

Süleyman'ın ölümü yıllar boyunca gizemini korumuştu.

İsrail basınında yer alan son haberlerde ise Süleyman'ın İsrail tarafından "Esed'in nükleer programının mimarı ve İran ile Hizbullah arasındaki bağlantı" olarak görüldüğü belirtildi.

İsrail'in suikast anlatısı

Israel Hayom gazetesine göre İsrail, 2008 yılında Tartus'ta Muhammed Süleyman'ın öldürülmesindeki rolünü ilk kez kabul etti.

Gazete, Süleyman'ın Kuzey Kore ile yürütülen nükleer reaktör projesinden sorumlu olduğunu ve İran'dan Hizbullah'a silah sevkiyatında bağlantı görevi üstlendiğini bildirdi.

Habere göre Beşar Esed'in en yakın ve önemli güvenlik danışmanlarından biri olarak kabul edilen Süleyman, İsrail deniz komandolarının denizden düzenlediği operasyonla öldürüldü.

İsrail basınının aktardığı anlatıma göre komandolar, Tartus'taki yazlık evinin balkonunda bulunan Süleyman'a denizden ateş açtı.

Operasyonu gerçekleştiren unsurların Süleyman'ı yakın mesafeden hedef aldıktan sonra herhangi bir iz bırakmadan denize doğru açıldığı ve bölgeden ayrıldığı ifade edildi.

Israel Hayom, Süleyman'ın yalnızca üst düzey bir subay olmadığını, aynı zamanda bölgedeki en önemli isimlerden biri olarak görüldüğünü yazdı.

Gazeteye göre Süleyman, Şam'ın nükleer programının mimarlarından biriydi ve Suriye'nin Deyrizor bölgesinde gizli nükleer reaktörün kurulmasında önemli rol oynadı.

İsrail, söz konusu reaktörü 2007 yılında düzenlediği hava saldırısıyla imha etmişti.

Süleyman'ın ayrıca Suriye ile Kuzey Kore arasındaki gizli ve hassas ilişkilerin yönetiminde rol oynadığı belirtildi.

İsrail basınına göre Süleyman, nükleer programın yanı sıra İran ile Lübnan'daki Hizbullah arasındaki en önemli bağlantı noktalarından biriydi.

İran'dan Hizbullah'a gelişmiş silah ve füzelerin ulaştırılmasında ana kanallardan birini oluşturduğu ileri sürüldü.

Gazete, Muhammed Süleyman'ın Başkanlık Sarayı içerisindeki yetkilerinin de oldukça geniş olduğunu bildirdi.

Süleyman'ın Suriye ordusu için silah geliştirme ve tedarik faaliyetlerini yürüten gizli bir birime başkanlık ettiği ve Esed ailesinin savunmaya yönelik büyük bütçeleri üzerinde önemli bir nüfuza sahip olduğu öne sürüldü.

"Üç kurşunla öldürüldü"

Yedioth Ahronoth gazetesi de suikasta ilişkin yeni ayrıntılar yayınladı.

Gazeteye göre Süleyman, Tartus'taki yazlık evinde akşam yemeği yediği sırada başına ve boynunun arkasına isabet eden üç kurşunla öldürüldü.

Dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert de olaydan 18 yıl sonra, İsrail deniz komandolarına bağlı bir birliğin suikastı gerçekleştirdiğini açıkladı.

Olmert, Yedioth Ahronoth yayınevinden çıkan kitabında operasyonun ayrıntılarına yer verdi.

Olmert, kitabında, "Süleyman'ın öldürüldüğü gün savaşçılarımız sudan çıktı. Hepsi yetenekli nişancılardı. Süleyman ve misafirleri balkonda oturuyordu. Savaşçılar, karanlığın örtüsünden yararlanarak balkonun her iki tarafından 150 metre mesafeye kadar yaklaştı ve onu kesin olarak teşhis etti" ifadelerini kullandı.

Olmert, sahilde çok sayıda kişinin bulunmasına rağmen komandoların fark edilmediğini belirtti.

Eski İsrail Başbakanı, emir verilmesinin ardından Süleyman'a üç el ateş edildiğini, kurşunların boynunun arkasına isabet ettiğini ve Süleyman'ın başının geriye doğru düştüğünü aktardı.

Olmert, operasyonun ardından komandoların derhal denize çekildiğini ve kendilerini alan tekneye doğru ilerlediğini kaydetti.

Esed rejimi sessiz kalmıştı

İsrail basını, Beşar Esed rejiminin Süleyman'ın öldürülmesinin ardından olayla ilgili sessiz kalmayı tercih ettiğini bildirdi.

Suikasta ilişkin İsrail'i açıkça suçlayan tek ismin ise dönemin Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah olduğu belirtildi.

Nasrallah'ın, olaydan birkaç ay sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Süleyman'ın 2006'daki Lübnan savaşındaki rolü nedeniyle İsrail tarafından öldürüldüğünü söylediği aktarıldı.

Ehud Olmert ise kitabında Süleyman'ı Beşar Esed'in en güvendiği ve en yakınındaki kişi olarak tanımladı.

Olmert, Süleyman'ın Esed'in yakın arkadaşı olduğunu, daha önce Suriye ordusunda görev yaptığını ve Esad gibi Alevi olduğunu belirtti.

Süleyman'ın Başkanlık Sarayı'nda Esed'in çalışma ofisine yakın bir bürosunun bulunduğunu belirten Olmert, "Diğerlerinden farklı olarak her şeyi biliyordu" ifadelerini kullandı.

"Nükleer projenin arkasındaki itici güçtü"

Olmert, dönemin Suriye Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanının nükleer reaktörün varlığından haberdar olmadığını, buna karşın Süleyman'ın projenin arkasındaki temel isim olduğunu öne sürdü.

Süleyman'ın Kuzey Kore ile yapılan hassas ve karmaşık anlaşmanın arkasında bulunduğunu ve reaktörün varlığını yıllarca gizlemeyi amaçlayan planı yürüttüğünü savundu.

Olmert, kitabında, "Eli her şeyin içindeydi. Saldırıdan bir ay önce, reaktörün kurulmasına yaptığı katkının takdiri olarak Beşar Esed'den yeni bir Mercedes otomobil almıştı" ifadelerine yer verdi.

Suriye yönetimi, 6 Ağustos 2008'de Muhammed Süleyman'ın öldürüldüğünü resmen açıklamıştı.

Buseyne Şaban, Şam'daki ofisinde gazetecilere yaptığı açıklamada Süleyman'ın öldürüldüğünü duyurmuş, onu yalnızca Suriye ordusunda görevli bir subay olarak tanımlamıştı.

Şaban, suikastın koşullarına ilişkin soruşturmanın devam ettiğini açıklamıştı.

Muhammed Süleyman'a yönelik suikast, Hizbullah'ın askeri komutanlarından İmad Muğniye'nin Şam'da öldürülmesinden yaklaşık altı ay sonra gerçekleşmişti.

Hizbullah, Muğniye'nin öldürülmesinden İsrail'i sorumlu tutmuştu.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Haberler Haberleri