İsrail Batı Şeria'daki yıkımlarda yapay zekayı nasıl kullanıyor?

"İsrail, geniş arazi parçalarını izlemek ve daha sonra yıkımlara gerekçe olarak kullanılabilecek değişiklikleri tespit etmek için yapay zeka araçlarını kullanıyor."

Mohammad Mansour | Al Jazeera | Tercüme: Mepa News

Dünya, yapay zekanın etik sonuçları ve insanların hayatını değiştiren kararlardan insan unsurunun çıkarılmasının doğurabileceği tehlikelerle mücadele ederken İsrail, yapay zekayı askeri cephaneliğinin bir parçası olarak kullanmaya devam ediyor.

Gazze'de yapay zeka sistemleri potansiyel bombalama hedeflerini belirlemek için kullanıldı ve ödüllü NAZA belgeselinde yakın zamanda ortaya konduğu üzere buradaki Filistinlilerin öldürülmesinin ulaştığı boyuta katkıda bulundu.

İsrail yapay zekayı yalnızca Gazze'ye yönelik soykırım savaşında değil, araştırmacılar ve hak savunucularına göre Filistin topraklarını gözetlemek ve zorla yerinden edilmeyi hızlandırmak amacıyla sistematik biçimde silah haline getirildiği işgal altındaki Batı Şeria'da da kullandı.

Türk medya kuruluşu PalDigital, hak savunucuları ve İsrail medyasındaki haberlere dayanarak, İsrail'in geniş arazi parçalarını izlemek ve daha sonra yıkımlara gerekçe olarak kullanılabilecek değişiklikleri tespit etmek için yapay zeka araçlarını, özellikle de İsrailli silah üreticisi Rafael tarafından geliştirilen ImiSight adlı ürünü nasıl kullandığını ortaya koydu.

PalDigital'ın temmuz ayında bildirdiğine göre araç ilk olarak Nakab Çölü'nde, İsrail vatandaşı Filistinli Bedevileri hedef almak amacıyla kullanıldı. Çok sayıda Bedevi, İsrail'de hükümet tarafından tanınmayan köylerde yaşıyor ve yetkililer çok az yapı ruhsatı veriyor. Aktivistler, bu uygulamaların ayrımcı olduğunu ve Yahudi yerleşimleri kurmak amacıyla Bedevi toplumunu bölgeden çıkarmayı hedeflediğini söylüyor.

Araç, birçok vakada arazide izinsiz yapı olarak değerlendirilen değişiklikleri tespit ettiğinde buldozerler devreye girdi.

PalDigital'a göre İsrail şimdi bu aracı, yıllardır Filistinlilerin evlerini düzenli olarak yıktığı işgal altındaki Batı Şeria'ya taşıdı. İsrail, Filistinlilerin ruhsat almasının son derece zor olduğu bölgelerde bu yıkımları yapı ihlallerini gerekçe göstererek gerçekleştiriyor.

İsrail Toprak İdaresine bağlı bir uygulama birimi, açıkça Batı Şeria'da faaliyet göstermek amacıyla Nisan 2025'te kuruldu. İsrailli hak örgütü Peace Now bu adımı "ilhak adımı" olarak nitelendirdi. Örgüt ayrıca arazi haklarını yöneten kurumun "ihlalleri tespit etmek amacıyla yapay zekaya dayalı gelişmiş teknolojik araçlar" kullandığını belirtti.

Sömürgeleştirme ve Duvar Direnişi Komisyonunun Belgeleme ve Yayın Birimi Başkanı Amir Daoud, Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada birimin kurulmasının hesaplı bir tırmanma olduğunu söyledi.

Daoud, "Nakab'daki Filistinlilere karşı denenmiş bir gözetim ve tahliye modelinin işgal altındaki Filistin topraklarına aktarılmasından söz ediyoruz" dedi. "Siyasi tehlike, İsrail Toprak İdaresine bağlı bir bölge biriminin Batı Şeria içinde faaliyet göstermek üzere kurulmasıyla başlıyor. Bu, İsrail'in sivil yönetim aygıtının doğrudan işgal altındaki bir bölgeye sokulması anlamına geliyor."

Al Jazeera, yorum için İsrail ordusu ve ImiSight'a ulaştı ancak yanıt alamadı.

Uç bilişim destekli gözetim

ImiSight gibi yapay zeka platformlarının yanı sıra uydu teknolojisindeki ilerlemeler de havadan elde edilen görüntülerin işlenme hızını artırıyor. Filistinli dijital medya ve teknoloji uzmanı Khaled Safi, Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada sistemin geleneksel insan denetiminin yol açtığı gecikmeyi ortadan kaldırarak işlem kapasitesini hızlandırdığını anlattı. Yeni uydular artık görüntüleri hala yörüngedeyken yapay zeka kullanarak işleyebiliyor.

Safi, verileri bir veri merkezine göndermek yerine üretildikleri yerde işleyen cihazlara atıfta bulunarak, "Güçlü bilgisayar çipleri ve yapay zeka algoritmaları uydunun kendisine entegre edildiğinde, uydu fiilen uzayda çalışan bir uç bilişim terminaline dönüştü" dedi. "Fotoğrafı çekiyor, analiz ediyor, değişiklikleri ve önemli nesneleri tespit ediyor ve ardından sonucu ya da yalnızca önemli kısmı Dünya'ya gönderiyor."

İsrail medyası Ocak 2025'te, ImiSight'ın Toprak İdaresinin Nakab'da 10 bin 700 kilometrekareden fazla alanı taramasına imkan sağladığını ve İsrail vatandaşı 2 bin 600'den fazla Filistinli Bedevinin zorla tahliye edilmesine katkıda bulunduğunu bildirdi.

Bu otomasyon artık Batı Şeria'da da mağduriyete yol açıyor.

Peace Now ve Kerem Navot adlı İsrailli insan hakları kuruluşları, 2010-2022 dönemi ile 2023-2025 dönemini karşılaştırdıklarında, İsrail'in tam askeri ve idari kontrolü altındaki Batı Şeria'nın C Bölgesi ile işgal altındaki Doğu Kudüs'teki yıkımlarda yüzde 80 artış tespit etti. 2023 ile 2025 arasında yılda ortalama 966 yapı yıkıldı. Yıkımlar 2025'te daha da hızlandı ve İsrail güçleri yalnızca ocak-eylül arasında 1288 Filistin yapısını yıktı.

Daoud, "Burada algoritma bir 'kuvvet çarpanı' işlevi görüyor: Geniş alanları tarıyor, hedefleri önceliklendiriyor, yakın zamanda meydana gelen değişiklikleri tespit ediyor ve uyarıdan yıkıma daha hızlı geçilmesini sağlıyor" dedi. "Kesin yerinden etme kararını hükümet veriyor, algoritma ise bunu uygulamanın maliyetini düşürüyor."

Uygulamanın otomatikleştirilmesi

Yapay zeka sistemi ayrıca yasa dışı yerleşim karakollarını istihbarat toplama noktalarına dönüştüren ve yüksek miktarda fonlanan İsrailli yerleşimci kara devriyeleri ağı tarafından da besleniyor. İsrail hükümeti 2023'te yerleşimci devriyelerine 33 milyon şekel (9 milyon dolar), yerleşim karakollarına insansız hava araçları ve kameralar sağlamak için ise 40 milyon şekel (13.2 milyon dolar) tahsis etti.

Safi, otomatik sistemlerin savunmasız toplulukların geleceğini insan incelemesi olmadan belirlediği, "insanın döngü dışında bırakıldığı" bir yaklaşımın ciddi etik riskler taşıdığı uyarısında bulundu.

Safi, "Sorun, hayati bir kararı sıfır ile bir arasındaki bir olasılık denklemine, bir sayı, görüntü ve veri meselesine dönüştürmektir" dedi. "Bu, suç işleyen kişinin sorumluluğu dağıtmasına ve ondan kaçmasına imkan sağlıyor. Sorumluluk ya algoritmaya, kuruma ya da bilinmeyen başka bir unsura yükleniyor."

Bu teknoloji kullanımı, benzeri görülmemiş bir yerleşim genişlemesiyle eş zamanlı olarak sürüyor. İsrail hükümeti 2023 ile 2025 arasında 40 binden fazla yerleşimci konutu için planları ilerletti ve 185 yeni yerleşim karakolu kurdu. Bunların tamamı uluslararası hukuka göre yasa dışı. Aynı dönemde İsrail, Batı Şeria genelinde 118 Filistinli çoban topluluğunun yerinden edilmesini sağladı.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ile Peace Now verilerine göre halen yaklaşık 750 bin İsrailli yerleşimci işgal altındaki topraklarda yaşıyor. Filistinlilere yönelik süren pogrom kapsamında yerleşimci şiddeti yalnızca 2025'te 1836 saldırıyla rekor seviyeye ulaştı.

Bu gelişmeler, C Bölgesi'nde çevrim içi bir arazi sicil sisteminin devreye alınmasıyla da aynı döneme denk geldi. Sömürgeleştirme ve Duvar Direnişi Komisyonu dahil Filistinli makamlar bu girişimi, idari ilhakı tamamlamak amacıyla tasarlanmış dijital bir mekanizma olarak kınadı.

Daoud, otomatikleştirilmiş uygulamadaki belirgin çifte standarda dikkat çekerek sistemi ayrımcılığı derinleştiren bir mekanizma olarak tanımladı.

"Filistinlilere ait yapı erkenden tespit edilip hızlandırılmış yıkım sürecine sokulurken, yerleşimci karakolu finanse ediliyor, hizmetlere bağlanıyor ve ardından geriye dönük olarak yasallaştırılması için çalışılıyor" dedi.

Sonuç olarak ImiSight'ın Batı Şeria'da kullanılması, İsrail'in savunma sanayisi açısından iki yönlü ve kazançlı bir amaca hizmet ediyor.

Safi, "Filistin toprakları yalnızca bir gözetim alanı değil, işgalin bütün bu operasyonları sahada uygulayabildiği son derece açık bir ortam. Algoritmalarını en ileri teknolojiler üzerinde eğitiyor ve bunları ticari şirketlere satılmaya ve küresel pazarlamaya hazır hale getiriyor." uyarısında bulundu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri