İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerin oyları belirleyici olacak

İsrail'deki Arap seçmenlerin oylamaya katılım oranının yüksekliği dikkat çekti.

İsrail genelindeki Filistinli Arap kent ve köylerinde seçime katılımda önemli bir artış görüldü.

İdari işlemler nedeniyle bazı sandık merkezlerinin açılmasında gecikmeler yaşandığı bildirilmesine rağmen Ortak Liste ve Birleşik Arap Listesi (Ra'am) aktivistleri, öğleden sonra ve akşam saatlerinde beklenen yoğunluktan kaçınmak için Arap vatandaşları günün erken saatlerinde oy kullanmaya teşvik etmek üzere harekete geçti.

Seçimler, İsrail'in Gazze'de yürüttüğü soykırımın üçüncü yılında gerçekleştiriliyor. İsrail'in Filistinli vatandaşlarının, Binyamin Netanyahu'nun hükümetini ve aşırı sağcı koalisyon ortaklarını sandıkta cezalandırmak amacıyla yoğun şekilde harekete geçmesi bekleniyor.

Merkez Seçim Komitesine göre ülkede oy kullanma hakkına sahip seçmen sayısı 7 milyon 331 bin 981. Araplar, yaklaşık 1 milyon 172 bin seçmenle toplam seçmen kitlesinin yaklaşık yüzde 18'ini oluşturuyor. Kamuoyu araştırmalarının çoğu, Arap seçmenlerin sandığa katılımında artış yaşanacağını öngörüyor. Midgam Araştırma Enstitüsünün verilerine göre önceki seçimlerde yaklaşık yüzde 53 olan Arap toplumundaki katılım oranı, yüzde 62 ila 63 seviyesine yükselebilir.

Arap toplumu içerisinde kamuoyu araştırmaları konusunda uzmanlaşan Stat-Net Araştırma Enstitüsünün Direktörü Yousef Makladeh ise mevcut seçim kampanyasının ivmesini koruması halinde katılım oranının yaklaşık yüzde 68'e ulaşabileceğini öngördü.

Seçim analistleri ayrıca katılım oranının seçim günü yüzde 70'i aşması halinde Arapların parlamentodaki temsilinin 16 sandalyeye yükselebileceğini belirtiyor.

Sahadaki durum da bu beklentiyi yansıtıyor. Raporlara göre Arap yerleşimlerinde katılım oranları geçmiş yıllara kıyasla rekor seviyeye yükselmiş durumda.

Yazar ve araştırmacı Marzouq Halabi, The New Arab'a yaptığı açıklamada, beklenen seçmen hareketliliğinin Netanyahu hükümetinin Gazze'deki soykırım, zorla yerinden etme, ev yıkımları ve Filistin karşıtı kışkırtmaların artması gibi politikalarına karşı savunmacı bir tepkiyi yansıttığını söyledi.

Halabi, "Bu, her şeyden önce tamamen savunma amaçlı bir oy verme davranışı" dedi.

İsrail'in Filistinli vatandaşlarının seçimleri giderek farklı siyasi programlar arasında tercih yapmaktan ziyade aşırı sağa karşı direnme fırsatı olarak gördüğünü savunan Halabi, şu ifadeleri kullandı:

"Parti programlarını sormuyorlar. Bunun yerine faşist sağın nasıl geri püskürtülebileceğini ve gündeminin nasıl engellenebileceğini soruyorlar."

Ortak Liste'nin milletvekili adaylarından Maha Karkabi de Arap seçmenlerin katılımının artmasının bazı aşırı sağcı partilerin seçim barajını geçmesini engelleyebileceğini ve Netanyahu'nun yeni bir hükümet kurmak için ihtiyaç duyduğu parlamento desteğini elde etmesini önleyebileceğini savundu.

Ancak analistler, Netanyahu'nun yenilgiye uğramasının İsrail'in Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'daki politikalarının derhal sona ermesi anlamına gelmeyeceği uyarısında bulunuyor.

Hayfa merkezli Mada al-Carmel Merkezinden araştırmacı Muhanad Mustafa, The New Arab'a yaptığı açıklamada, birçok şeyin seçim sonuçlarına bağlı olacağını ancak muhalefetin kazanması halinde bile hemen bir değişim yaşanmasının pek olası olmadığını söyledi.

Mustafa, bunun yerine alternatif bir hükümetin, mevcut koalisyonun yaklaşımını şekillendiren dini ideoloji yerine İsrail'in güvenlik çıkarlarını merkeze alan siyasi düzenlemelere kademeli olarak yönelebileceğini belirtti.

Mustafa, "Alternatif bir hükümet, 7 Ekim'deki başarısızlığın yükünü taşımayacak ve yaklaşımı dini ideolojiden ziyade öncelikle güvenlik odaklı olacaktır" dedi.

İdeolojik açıdan daha çeşitli bir koalisyonun, Gazze ve Batı Şeria meselelerini ele alırken kendi içinde uzlaşmaya daha yatkın olabileceğini belirten Mustafa, bunun İsrail politikasında mutlaka köklü bir değişime dönüşmeyeceğini vurguladı.

Mustafa, 7 Ekim'den bu yana İsrail toplumunda yaşanan daha geniş siyasi ve psikolojik dönüşümleri değerlendirirken savaşın Filistin karşıtı duyguları yoğunlaştırdığını ve Filistinlilere yönelik giderek daha aşırı tutumları normalleştirdiğini söyledi.

Mustafa, "Temel değişim, Filistinlilerden intikam alma arzusu ve onları yok edilebilecek, insanlık dışı bir topluluk olarak görme, bunun ardından da bir rahatlama hissetme anlayışıdır" dedi.

Kaynak: Mepa News

Yorum Yap
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Haberler Haberleri