İsrail Yahudi yerleşimcileri nasıl silahlandırıyor?

"Silah ruhsatı sahiplerinin oranının en yüksek olduğu 100 noktanın 86'sının Batı Şeria'daki yerleşimler olduğu bildirildi."

Amin Khalafallah | Al Jazeera | Tercüme: Mepa News

İsrail, son on yılda "sivil savunma" kavramını, devletin yönettiği bir sistemden yüz binlerce silahlı vatandaşı, yerel hazır müdahale ekiplerini ve uzun namlulu tüfek taşıyan gönüllüleri kapsayan bir ağa dönüştürdü. Bu dönüşüm, 7 Ekim 2023'ten yıllar önce başladı, ardından Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir bunu geniş kapsamlı bir politikaya dönüştürdü.

2022 ile 2026 yılları arasındaki karşılaştırma, dönüşümün boyutunu ortaya koyuyor. Silah ruhsatı sahiplerinin sayısı 155 binden 350 bine çıkarak yaklaşık yüzde 126 arttı. 2023'ten bu yana ise yaklaşık 180 belde ve bölge, ruhsat alma hakkı tanınan yerler arasına eklendi. Hükümet projeyi bir "sivil savunma katmanı" olarak sunarken, silahların coğrafi dağılımı, denetimin zayıflığı, yerleşimci şiddetinin, aile içi şiddetin ve hırsızlıkların artması, devletin koruma görevinin bir bölümünü silahlı vatandaşa devretmesinin sonuçlarına ilişkin daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor.

Silahlanmanın kökleri

Kurumsal dönüm noktası, Ben Gvir göreve gelmeden önce yaşandı. Eski İç Güvenlik Bakanı Gilad Erdan, 2018'de ruhsat kriterlerini genişleterek orduda "Tüfekçi 07" ve üzeri eğitim düzeyine sahip olarak hizmetini tamamlayanları, subayları, astsubayları, polisleri ve kurtarma birimlerinde görev yapan gönüllüleri kapsama aldı. Ruhsat için gerekli başlangıç eğitimi de 9 saatten 4,5 saate indirildi. Bakanlığın verileri, ruhsat sahiplerinin nüfusa oranının 2001'de yüzde 4,14 iken 2019'da yüzde 1,62'ye düştüğünü, daha sonra ise bu eğilimin tersine döndüğünü gösteriyor.

Ancak en büyük hızlanma, Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümetinin kurulmasının ardından görüldü. Yalnızca 2023'te ruhsat sahiplerine 135 binden fazla kişi eklendi. Ulusal Güvenlik Bakanlığı, 10 Haziran 2026'da Knesset'e yaptığı açıklamada, ruhsat sahiplerinin yüzde 50,4'ünün güvenlik güçlerinde hizmet kriteri uyarınca ruhsat aldığını bildirdi. Silah taşıyan kadınların sayısı da 2022'de 8 bin 300 iken 29 binin üzerine çıktı.

Ben Gvir'le yaşanan sıçrama

7 Ekim saldırısı, projeye daha önce görülmemiş bir ivme kazandırdı. Rom Harpaz, 8 Haziran 2026'da Zman Yisrael sitesinde resmi verilere dayanarak kaleme aldığı yazıda, Haziran 2025'e kadar 403 binden fazla silah ruhsatı başvurusu yapıldığını, 217 binden fazla başvuruya şartlı onay verildiğini ve yaklaşık 165 bin başvurunun kalıcı ruhsata dönüştüğünü belirtti.

Ancak sürecin hızlandırılmasına denetim aksaklıkları eşlik etti. Yüksek Mahkeme, Kasım 2024'te, ruhsatların verilmesinde rol alan bazı kişilerin yetkilerine ilişkin soru işaretleri nedeniyle savaşın başlamasından sonra verilen ruhsatların yeniden incelenmesini emretti. Ben Gvir'in ofisinde daha önce görev yapmış 5 kişi de soruşturmaya tabi tutuldu. Daha önemlisi, Knesset Araştırma ve Bilgi Merkezi, polisin ruhsatlı silahlarla işlenen suçları ruhsat türüne göre belirleyen kapsamlı bir istatistik çıkaramadığını ortaya koydu. Çünkü bu veriler, otomatik olarak sınıflandırılmalarına imkan verecek şekilde saklanmıyor.

Yerleşimlerin haritası

Coğrafi dengesizliğin en açık örneği Batı Şeria'da görülüyor. Gazeteci Josh Breiner, 30 Ocak 2023'te Haaretz'de İç Güvenlik Bakanlığının verilerine dayanarak yayımladığı haberde, silah ruhsatı sahiplerinin oranının en yüksek olduğu 100 noktanın 86'sının Batı Şeria'daki yerleşimler olduğunu bildirdi. Adora, Kiryat Netafim ve Negohot yerleşimlerinde bu oran yaklaşık üçte bire ulaşırken, Ariel'de yüzde 9,2, Maale Adumim'de ise yüzde 6 oldu.

Haredi toplumuyla karşılaştırıldığında çelişki belirginleşiyor. Misgav Enstitüsünden Yaakov Belfinski, Ocak 2024'te ruhsat sahiplerinin oranının Modiin İllit'te yüzde 0,75, Rehasim'de yüzde 0,99, Elad ve Beitar İllit'te ise yaklaşık yüzde 1,89 olduğunu aktardı. Bu karşılaştırma, yerleşimciliğin tek başına bu dağılımı açıklamadığını gösteriyor. Güvenlik güçlerinde hizmet kriteri, askerlik yapma oranının yüksek olduğu topluluklara ek bir avantaj sağlıyor. Bu durum, dini Siyonizm kitlesinin bazı kesimleriyle örtüşüyor.

Bu, savaş öncesinde bazı protesto aktivistlerinin ruhsatlarının geri alınmasına ilişkin tartışmaya ve buna karşılık sağ kesimden gelen, yerleşimci grupların silahlandırılması taleplerine işaret ederek meseleye siyasi bir boyut ekliyor. Zman Yisrael, "Silah Arkadaşları" hareketinden en az 7 aktiviste, Netanyahu hükümetinin öncülük ettiği yargı darbesine karşı protestolara katıldıkları için 2023'ün ilk yarısında ruhsatlarının geri alındığının bildirildiğini ortaya koyuyor.

Üç yol

"Toplumun silahlandırılması", yalnızca kişisel tabancalar anlamına gelmiyor. Üç katman bulunuyor: Ruhsatlı kişisel tabancalar, devletin polise, sınır muhafızlarına veya orduya bağlı hazır müdahale ekiplerine verdiği uzun namlulu saldırı tüfekleri ve bazı yedek askerlerin evlerinde tutulan askeri silahlar.

Gazeteci Amir Kurtz, 5 Aralık 2023'te Calcalist'te yayımladığı haberde, Ulusal Güvenlik Bakanlığının planı kapsamında hazır müdahale ekiplerine 633 milyon şekel ayrıldığını açıkladı. Bakanlık, ihtiyacın 40 bin tüfeğe kadar çıktığı bir plan çerçevesinde 25 bin 550 uzun namlulu tüfek ve 5,1 milyondan fazla mermi satın almış ya da sipariş etmişti. Alımlar, İsrailli şirketlerden temin edilen ve ithal edilen tüfeklerin yanı sıra kaskları ve koruyucu yelekleri de kapsıyordu.

Savunma Bakanlığı, 8 Ocak 2026'da, IWI üretimi binlerce "Arad" saldırı tüfeğinin hazır müdahale ekiplerine dağıtımının tamamlandığını duyurdu. Yaklaşık 100 milyon şekellik anlaşma, nişan alma sistemlerini ve on yıllık bakımı da kapsıyordu. Yedioth Ahronoth'un askeri muhabiri Yoav Zitun da ordunun, "David Tümeni"nden yaklaşık 10 bin yedek askeri, yıl boyunca evlerinde tutulacak "M4/M16" tüfekleri ve mühimmatla silahlandırmaya başladığını açıkladı.

Silahlar ve Filistinliler

En tehlikeli sonuçlar, silahların bu yaygınlaşmasının yerleşimcilik bağlamıyla buluştuğu noktada ortaya çıkıyor. Ben Gvir'in reformu kapsamında ruhsatlandırılan silahlarla öldürülen Filistinlilerin sayısına ilişkin kesin bir yanıt vermeye imkan tanıyan bir veri tabanı bulunmuyor. Polis, her olayda silahın kaynağına ve ruhsatına ilişkin eksiksiz bir sınıflandırmaya sahip değil. Batı Şeria'ya ilişkin veri tabanları da kullanılan silahın ruhsatlandırılma tarihinden çok, ateş açan tarafın kimliğini kaydediyor.

Ancak şiddete ilişkin sayılar, silahların yaygınlaştığı ortam hakkında bir gösterge sunuyor. Tsvika Luis'in 14 Temmuz 2026'da Zman Yisrael'de yayımladığı ordu ve İç Güvenlik Teşkilatı (Şabak) verilerine göre, İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'da gerçekleştirdiği "milliyetçi saikli suç" (yerleşimci terörü) vakalarının sayısı, 2024'te 682 iken 2025'te yüzde 27 artışla 867'ye çıktı.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi ise İbranice sürümünde, Eylül 2026 başına kadar yıl içinde yerleşimci saldırılarında 23 Filistinlinin öldürüldüğünü, 1100'den fazla Filistinlinin de yaralandığını kaydetti. Daha önce yayımlanan ayrıntılı veriler, doğrudan bir karşılaştırmaya imkan veriyor: 11 Mayıs 2026'ya kadar, yılın başından bu yana yerleşimciler doğrudan 12 Filistinliyi öldürdü. Bu sayı 2023'te 13, 2024'te 3, 2025'te ise 8'di. Bu rakamlar, bütün kurbanların ruhsatlı silahlarla öldürüldüğü anlamına gelmiyor. Ancak silahlanmanın yaygınlaşmasının, Batı Şeria'da yerleşimci terörünün artışıyla paralel ilerlediğini ortaya koyuyor.

İçerideki yansımalar

Silahlar evlerin içinde de kendini göstermeye başladı. Haziran 2026'daki Knesset oturumunda resmi kurumlar, 2023 başından bu yana ateşli silahlarla öldürülen 46 kadından 3'ünün, kişisel veya kurumsal ruhsatlı silahlarla öldürüldüğünü bildirdi.

Gazeteciler Şira Kadri Ovadya ve Aleksandra Lukaş, 7 Haziran 2026'da Yedioth Ahronoth'ta yayımlanan bir haberde, Mihal Sela Forumuna dayanarak, savaşın başlamasından bu yana 22 kadın ve 9 yaşındaki bir kız çocuğunun bir yakını tarafından ateşli silahla öldürüldüğünü belirtti. Önceki benzer uzunluktaki dönemde ise 9 kadın öldürülmüştü. Forumun izlediği aile içi cinayetlerin 2025'te yüzde 52'sinde ateşli silah kullanıldı.

Knesset'in daha eski verileri de ruhsatlı silahların yalnızca teorik bir tehlike olmadığını gösteriyor. Silah türünün belirlenebildiği vakalarda, 2020-2022 yılları arasında Yahudi kadınların ateşli silahla öldürüldüğü cinayetlerin tamamı ruhsatlı silahlarla işlendi. Arap kadınların öldürüldüğü cinayetlerde ise yasa dışı ya da kaynağı bilinmeyen silahlar ağırlıktaydı. İsrail Demokrasi Enstitüsünde araştırmacı olan avukat Mirit Lavi, 22 Mart 2026'da "Daha fazla silah, daha az kontrol" başlığı altında, ruhsatlı silahların aile içi anlaşmazlıklarda, komşular arasındaki ihtilaflarda ve trafik olaylarında kullanılması konusunda uyarıda bulundu.

İfadelendirmede nedensellik ilişkisinin gösterilmesi daha uygun: Hırsızlık, yasal veya askeri silahların karaborsaya, oradan da suç ağlarına geçiş yollarından biri, ancak çalınan her silahın mutlaka çetelere ulaştığı iddia edilmemeli.

Suça uzanan yol

İsrail'deki silah stokunun büyümesi, yasa dışı piyasayı besleyen ek bir kanal açıyor. Ruhsatlı ya da askeri silahların bir bölümü, çalındıktan sonra devletin denetimindeki yasal sistemden çıkarak suç ağları arasında ticareti yapılabilecek bir mala dönüşüyor.

Knesset Araştırma ve Bilgi Merkezi, beş yıl içinde yaklaşık 660 silah hırsızlığı dosyası kaydetti. Bu vakaların yüzde 76'sında, yani yaklaşık 500 vakada, silahlar özel konutlardan veya konut binalarından çalındı. Evlerde tutulan silahların sayısı arttıkça bu rakam daha da önem kazanıyor. Çünkü çalınan her silah, denetimin dışına çıkarak karaborsada yeniden satılabilir hale geliyor.

Şay Levi'nin 18 Ağustos 2026'da Kanal 12'de yayımladığı resmi ordu verileri, çalınan askeri silahların sayısının 2023'te 18 iken 2024'te yaklaşık yüzde 316 artışla 75'e çıktığını gösteriyor. Bu sayı 2021'de 28, 2022'de ise 27'ydi. Çalınan silahlar arasında M16, M4, "Arad" ve "Micro Tavor" tüfekleri ile ağır makineli tüfekler bulunuyordu.

Verilerde askeri üslerde 20, üslerin dışında ise 15 hırsızlık olayı kaydedildi. Güney Komutanlığı 19 olayla ilk sırada yer alırken, onu 13 olayla Kuzey Komutanlığı ve 12 olayla Merkez Komutanlığı izledi.

Organize suçla bağlantı burada belirginleşiyor: Çalınan silahlar, çetelerin tehditlerde, suikastlarda ve aralarındaki çatışmalarda kullandıkları silahları temin ettiği yasa dışı piyasanın kaynaklarından birini oluşturuyor. Ancak bu kanalın büyüklüğü kesin olarak bilinmiyor. Çünkü ordu, mühimmat, el bombası ve patlayıcı hırsızlıklarına ilişkin verilerin artık bilgisayar ortamında ve düzenli biçimde kaydedilmediğini kabul etti. Bu da fiilen suç ağlarına geçen askeri silahların miktarını ölçmeyi zorlaştırıyor.

İç çatışmanın fitili

Daha uzak bir olasılık ise silah bolluğunun bir iç çatışma etkenine dönüşmesi. İsrail'in kaçınılmaz olarak bir iç savaşa doğru ilerlediğini söylemeye imkan tanıyan veriler bulunmuyor. Ancak uyarı, ülkenin kendi kurumlarından geldi. Dönemin Polis Genel Müfettişi Yaakov "Kobi" Şabtay, 22 Ekim 2023'te Knesset Ulusal Güvenlik Komisyonunun oturumunda, bağımsız silahlı grupların faaliyet göstermesine izin verilmesi konusunda uyarıda bulundu. Polisin "hiçbir milis grubunun faaliyet göstermesine izin vermeyeceğini" söyledi. Aynı yerde çok sayıda silahlı kişinin bulunmasının birbirlerine ateş açmalarıyla sonuçlanabileceği endişesiyle, sahadaki komuta yetkisinin poliste kalması gerektiğini vurguladı.

İsrail Demokrasi Enstitüsünden Dr. Yael Litmanovitz ve avukat Mirit Lavi, Nisan 2024'te, karma nüfuslu şehirlerde silahlı sivil grupların faaliyetlerinin, özellikle yetki sınırları, eğitim ve komuta yapısı açık olmadığında "kontrolden çıkacak bir alevlenmeye" yol açabileceği uyarısında bulundu. "İsrail Demokrasi Endeksi 2025"in, Yahudi kamuoyunun gözünde sağ ile sol arasındaki gerilimin en belirgin gerilim haline geldiğini ortaya koyması, bu senaryonun hassasiyetini artırıyor.

Ben Gvir, kendisinden önce başlayan silahlandırma politikasını, 350 bin ruhsat sahibini, on binlerce uzun namlulu tüfeği, farklı yerlere yayılmış hazır müdahale ekiplerini ve binlerce evde tutulan askeri silahları kapsayan daha geniş bir sisteme dönüştürmeyi başardı.

Harita, yerleşimlerin yeni döneme zaten en fazla silahlanmış yerler olarak girdiğini ortaya koyuyor. Şiddet, hırsızlık ve aile içi cinayetlere ilişkin rakamlar ise "kendini savunma" kapsamının genişletilmesinin beraberinde bir maliyet de getirdiğini gösteriyor. Böylece soru, vatandaşın kendini koruma kapasitesinden, güvenlik, ulusal meseleler, aile veya siyasetle ilgili bir anlaşmazlık silahlı çatışmaya dönüştüğünde devletin silahları kontrol altında tutma kapasitesine kayıyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri