Sally Ibrahim | New Arab | Tercüme: Mepa News
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki saldırıları artık yalnızca İsrail'in Hamas'la bağlantılı olduğunu öne sürdüğü bölgeleri ya da noktaları hedef almakla sınırlı değil. İsrail'in "suikast" olarak nitelendirdiği Filistinli lider ve mensuplara yönelik saldırılar giderek daha sık hale gelirken, İsrail sözde ateşkesin yürürlükte olduğunu savunuyor.
Ancak sahada Filistinliler açısından gerçek anlamda bir ateşkes bulunmuyor.
Filistinli sağlık kaynaklarına göre çarşamba günü Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Hava Mahallesi'nde sivil bir aracı hedef alan İsrail saldırısında beş Filistinli öldü, 15 kişi yaralandı.
Ayrı bir olayda, Han Yunus'un batısında yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir çadırı hedef alan İsrail saldırısında ikisi çocuk dört Filistinli yaralandı.
Deyr el Belah'ın güneydoğusundaki Ebu'l Acin bölgesinde ise İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu üç kişi yaralandı, bunlardan ikisinin durumunun ağır olduğu bildirildi.
Bu saldırılar, İsrail'in bir gün önce Gazze kentinin Nasr Mahallesi'ndeki bir daireyi hedef alan saldırıda Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el Kassam Tugaylarının kuzey Gazze tugayı komutanı İzzeddin el Beyk'i öldürdüğünü açıklamasının ardından geldi.
Saldırı, Kudüs Tugayları komutanlarından Musab el Belbisi'yi hedef alan başka bir saldırıyla aynı zamana denk geldi. Filistinli kaynaklar el Belbisi'nin ağır yaralandığını bildirdi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz, Beyk'in saldırıların planlanması ve savaşçıların silah altına alınmasında rol oynadığını öne sürdü.
İzzeddin Kassam Tugayları ise el-Beyk'in İsrail'in "suikast operasyonu" olarak nitelendirdiği saldırıda öldüğünü açıklayarak, onun Genel Askeri Konsey üyesi ve Kuzey Gazze tugayı komutanı olduğunu bildirdi.
Süren suikastlar
İsrail, operasyonlarının saldırı planlamakla veya Hamas'ın askeri kapasitesini yeniden inşa etmeye çalışmakla suçladığı Hamas mensuplarını hedef aldığını savunuyor.
Hamas ise cephaneliğini yeniden oluşturma ya da saldırı düzenleme girişiminde bulunduğunu reddediyor ve İsrail'i ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçluyor.
Anlaşmanın geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail, İzzeddin el Kassam Tugaylarının birçok üst düzey komutanını öldürdüğünü açıkladı. Bunlar arasında İzzeddin el Haddad, Raid Saad, Nayel Ebu Ubeyd, Muhammed el Yazuri, Muhammed Naim Cundiye ve Şadi Ebu Hasira'nın yanı sıra, ölümü salı günü açıklanan Beyk de bulunuyor.
Katz da salı günü Gazze Şeridi dışındaki Hamas liderlerini hedef almakla tehdit ederek onların da "hedef kapsamı içinde" olduğunu söyledi.
Gazze merkezli siyasi analist Mustafa İbrahim, The New Arab'a saldırılardaki artışın İsrail'de yaklaşan seçimler göz önüne alındığında önem taşıdığını ancak iki gelişme arasında mutlak ve doğrudan bir bağlantı bulunduğunu varsaymamak gerektiğini söyledi.
İbrahim, "Netanyahu'nun açıklamaları, İsrail'in cephelerinden birinde yeniden tırmanma ihtimaline ilişkin tartışmaları canlandırdı. Bu durum Gazze cephesinin yeniden alevlenmesi ve bunun ülkenin seçim takvimini etkileyip etkilemeyeceği sorularını da gündeme getirdi. Bu aşamada iki konu arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğunu kanıtlayan bir bilgi yok." dedi
Bununla birlikte İbrahim, güvenlik ve savaş konularının yeniden kamuoyu tartışmasının merkezine taşınmasının, İsrail'deki siyasi tartışmayı Hamas öncülüğündeki 7 Ekim saldırısıyla bağlantılı başarısızlıklara ilişkin hesap verme taleplerinden uzaklaştırıp dış riskler ve algılanan tehditler üzerine kaydırabileceğini söyledi.
İbrahim'e göre İsrail'deki seçim kampanyası, güvenliğin siyasi mücadelenin merkezine yerleştiği bir aşamaya girebilir. Bu da dış tehditlere odaklanmayı teşvik ederken 7 Ekim'deki başarısızlıklar ve siyasi sorumlulukla ilgili soruları arka plana itebilir.
Ancak güvenlik söylemi, yeniden askeri tırmanma ve seçimlerin olası ertelenmesi arasındaki herhangi bir bağlantının, kanıtlanmış bir gerçek değil, yalnızca bir analiz konusu olduğunu vurguladı.
"Artık hedefin kim olduğunu bilmiyoruz"
Bu siyasi ve güvenlik hesapları Gazze'deki Filistinliler açısından soyut meseleler olmaktan çok uzak.
İsrail'in tekrarlanan ölümcül ve dehşet verici saldırıları, siviller arasında yaygın bir belirsizlik duygusu oluşturdu. Bölge sakinleri artık potansiyel askeri hedef kabul edilen yerlerle makul biçimde güvenli sayılabilecek bölgeler arasında ayrım yapamadıklarını söylüyor.
Gazze kentinde yaşayan Muhammed Abdullah, New Arab'a sivillerin sürekli korku içinde yaşadığını söyledi.
"Belirli bir kişinin hedef alındığını duyuyoruz, sonra sivillerin öldüğünü ya da yaralandığını öğreniyoruz. Artık kimin hedef alındığını ya da bir sonraki bombanın nereye düşeceğini bilmiyoruz" dedi.
Abdullah, ateşkesin halk arasındaki korkuyu gidermek için çok az şey yaptığını söyledi. "İnsanlar savaşın bittiğini hissetmiyor. Bombardıman sürüyor, silah sesleri sürüyor, suikastlar sürüyor. Herkes yanlış zamanda yanlış yerde olmaktan korkuyor" diye ekledi.
Gazze'nin orta kesimlerinden Salli Ebu Şaviş ise New Arab'a, korkunun, özellikle çadırlarda ve diğer geçici barınaklarda yaşayan yerinden edilmiş kişiler için günlük hayatın bir parçası haline geldiğini söyledi.
"Yiyecek ya da su almak için dışarı çıktığımızda bile sürekli bulunduğumuz yerin güvenli olup olmadığını düşünüyoruz. Artık kimse ateşkesin ne anlama geldiğini bilmiyor, çünkü öldürmeler durmadı." dedi.
Yoğun nüfuslu bölgelerde araçların ve kişilerin hedef alınmaya devam etmesi, savaş sırasında defalarca yer değiştirmek zorunda kalan ve daha güvenli bölgelere gitmek için çok az seçeneğe sahip olan yerinden edilmiş Filistinliler arasındaki endişeyi artırdı.
İsrail'in gerek Gazze içinde gerekse dışında Hamas lideri olarak tanımladığı isimleri takip etmeyi sürdüreceğini açıklaması da bu korkuları artırdı. Kalabalık bölgelerde yaşayan siviller açısından belirli bir kişinin hedef alınması, açıklanan hedefin çok ötesinde sonuçlar doğurabiliyor.
Gazze merkezli siyasi analist Ahed Fervana, New Arab'a son gelişmelerin, Hamas liderlerini takip etmeye yönelik giderek daha açık söylemlerle birlikte, İsrail'in Gazze'deki insan topluluklarını, araçları ve bireyleri hedef alan saldırı modeline yeniden döndüğünü gösterdiğini söyledi.
Fervana, işgal güçlerinin sivillerin toplandığı yerleri yeniden hedef almaya başladığını belirterek, ilk can kaybı haberlerinin ardından yaşanan olayı "katliam" olarak nitelendirdi.
Fervana'ya göre hedefli öldürmeler dizisi, İsrail'in ateşkesi Hamas'a karşı askeri harekatının sonu olarak görmediğini, aksine Hamas'ın kapasitesini yeniden oluşturmasını engellemek için gerekli gördüğü operasyonları sürdürdüğü bir çerçeve olarak değerlendirdiğini gösteriyor.