İsrail'in Güney Lübnan için öngördüğü "Gri Hat" planı ne?

"Sınırdan Lübnan topraklarının üç ila dört kilometre içine uzanan yeni bir güvenlik bölgesi oluşturulması öngörülüyor."

Louay Faour | New Arab | Tercüme: Mepa News

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde, sınır hattına daha yakın noktalara çekilirken saldırı düzenleme konusunda hareket serbestisini korumasını sağlayacak bir "Gri Hat" oluşturmayı değerlendiriyor.

İsrail kamu yayıncısı Kan'ın haberine göre güvenlik kurumları, Lübnan'ın güneyinde konuşlu asker sayısını önemli ölçüde azaltmayı ve bazı ileri mevzilerden çekilmeyi değerlendiriyor. Bunun karşılığında, sınırdan Lübnan topraklarının üç ila dört kilometre içine uzanan yeni bir güvenlik bölgesi oluşturulması öngörülüyor.

Henüz son şekli verilmeyen ve İsrail'in siyasi liderliğinin onayını almayan plan, önerilen hat boyunca İsrail askerlerinin konuşlandırılacağı yeni askeri mevziler kurulmasını içeriyor. Tel Aviv, bunun İsrail'in kuzeyindeki yerleşim yerlerini Hizbullah saldırılarından korumayı ve silahlı grubun yeniden sınıra yaklaşmasını önlemeyi amaçladığını savunuyor.

Ancak asker sayısının azaltılmasından söz edilmesi, tam bir çekilme anlamına gelmiyor. İsrail güçlerinin Lübnan topraklarının dört kilometre içine kadar uzanan bölgelerde tutulması, uygulamada kasabalar, mahalleler ve tarım alanlarını kapsayan bir toprak şeridindeki askeri varlığın sürdürülmesi, aynı zamanda bölge sakinlerinin evlerine dönme ve topraklarını işleme imkanlarının kısıtlanması anlamına gelecek.

Önerilen hattın resmi bir haritasının bulunmaması, hangi kasaba ve köylerin bu hattın içinde kalacağı da dahil olmak üzere birçok önemli soruyu gündeme getiriyor.

İsrail, Ekim 2024'ün başında Hizbullah'la yaşanan çatışmalar sırasında Lübnan'ın güneyini işgal etti ve sınır boyunca beş tepeyi elinde tuttu. Bu yıl mart ayında topyekun savaşın yeniden başlamasından bu yana İsrail güçleri bölgedeki işgali genişletti ve bugün Lübnan'ın güneyindeki geniş alanları işgal altında tutuyor.

İsrail ordusu bu yılın başlarında, sınırın tamamı boyunca Lübnan topraklarının sekiz ila on kilometre içine uzanan ve "Sarı Hat" olarak adlandırdığı bir güvenlik bölgesi oluşturdu. Bölge, İsrail'in yakıp yıkma politikası kapsamında birçoğu tamamen yerle bir edilen veya ağır hasar gören onlarca güney kasabası ve köyünü içeriyor.

Siyasi analist Karim Bitar, çeşitli bölge ve hatlar için kullanılan terminolojinin, daha geniş kapsamlı bir İsrail stratejisi olarak tanımladığı durumu perdeleme riski taşıdığını söyledi.

Bitar, "Sürekli kullanılan ifadeler -tampon bölge, güvenlik bölgesi, Sarı Hat, Mavi Hat, Yeşil Hat, şimdi de Gri Hat- oldukça sorunlu. Çünkü bunlar, karşı karşıya olduğumuz şey açıkça ifade edilen yayılmacı bir politika olmasına rağmen, yaşananların yalnızca bir güvenlik meselesi olduğu izlenimini yaratıyor" dedi.

"Çarpıcı olan, İsraillilerin ve önde gelen yetkililerinin -yalnızca Ben-Gvir ve Smotrich'i değil, Netanyahu ve Katz'ı da kastediyorum- ne yapacaklarını neredeyse açıkça söylemeleri" diye ekledi. Bitar burada sırasıyla İsrail'in başbakanı, savunma, ulusal güvenlik ve maliye bakanlarına atıfta bulunuyordu.

İsrail basınındaki haberlere göre önerilen "Gri Hat", Ali Tahir sırtındaki operasyonların tamamlanması ve İsrail'in tepelerin altında bulduğunu öne sürdüğü Hizbullah altyapısı ile tünellerinin imha edilmesiyle bağlantılı.

İsrail güvenlik kurumları, yüksek araziler üzerindeki kontrolün asker konuşlandırmasının ölçeğini yeniden değerlendirmesine ve sınıra daha yakın bir savunma hattına geçmesine imkan sağladığına inanıyor.

İsrail kısa süre önce, Nebatiye kentine, Lübnan'ın güneyindeki geniş alanlara ve İsrail'in kuzeyindeki bazı bölgelere hakim, stratejik açıdan son derece önemli sırtı ele geçirdiğini açıkladı. İsrail, Hizbullah'ın en büyük komuta merkezlerinden ve askeri yerleşkelerinden birinin sırtın altında bulunduğunu savunuyor ve burayı yakında havaya uçurmayı planlıyor.

Savunma Bakanı Israel Katz, sırtın ele geçirilmesiyle İsrail'in sınır boyunca uzanan güvenlik bölgesi veya "Sarı Hat" üzerinde tam kontrol sağladığını söyledi.

Hizbullah, İsrail'in bölgeyi ele geçirdiği yönündeki iddialarını ne doğruladı ne de yalanladı. Örgüt, yer altında bulunduğu öne sürülen kalenin havaya uçurulacağına ilişkin açıklamalara da yanıt vermedi.

Ancak "Gri Hat" önerisinde olduğu gibi ileri mevzilerden sınıra daha yakın noktalara geçilmesi, temel sorunu çözmüyor. Planın en dar kapsamlı hali bile İsrail güçlerini Lübnan topraklarında tutacak. Tam çekilme ise Lübnan ordusunun geniş çaplı konuşlandırılması, Hizbullah'ın silahlarının geleceği ve ABD destekli müzakerelerin sonucu dahil olmak üzere henüz çözüme kavuşturulmamış güvenlik ve siyasi koşullara bağlı olmaya devam ediyor.

Beyrut ile Tel Aviv arasında haziran ayında imzalanan ABD destekli çerçeve anlaşma uyarınca İsrail'in işgal altındaki kasaba ve köyleri kademeli olarak Lübnan ordusuna devretmeye başlaması, Lübnan ordusunun da Hizbullah'a ait tüm altyapı ve silahların ortadan kaldırılmasını ve el konulmasını sağlaması gerekiyordu.

Ancak İsrail'in çekilmeyi reddetmesi ve son gecelerde güneydeki ölümcül saldırılarını artırarak onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açması nedeniyle uygulamada çok az ilerleme kaydedildi. İsrail, Hizbullah tamamen silahsızlanana kadar Lübnan'dan çekilmeyeceğini söylüyor.

Hizbullah ise haziran anlaşmasını ve İsrail çekilmeden yürütülecek her türlü silahsızlandırma girişimini reddetti.

Müzakere taktiği mi?

Önerilen "Gri Hat"ın basına sızdırılması, nihai bir askeri planın açıklanmasından ziyade müzakere sürecinin bir parçası olabilir. İsrail, işgalci güçlerinin sayısını azaltmayı bir taviz olarak sunarken Lübnan içinde fiilen bir güvenlik bölgesini koruyabilir ve aynı zamanda Beyrut'tan devlet otoritesini güneye yayacak adımlar atmasını talep edebilir.

Bitar, öneriyi İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da Oslo Anlaşmaları sürecinde toprakları bölgelere ayırmasıyla karşılaştırdı. Ona göre bu tür düzenlemeler, İsrail'in sahada yeni fiili durumlar oluşturmaya devam ederken zor kararları ertelemesine imkan sağlayabilir:

"Lübnan'da gördüğümüz şey doğrudan Oslo'da kullanılan yöntemlerin bir tekrarı. O dönemde İsrail de Batı Şeria'yı A, B ve C bölgelerine ayırmıştı ve yoğun ABD baskısıyla karşı karşıya kaldığında bunu sık sık bir oyalama veya müzakere taktiği olarak kullanıyordu.

Bölgelerden birine daha fazla özerklik vermeyi ya da yerleşimcileri dizginlemeyi vadediyorlardı. Ancak sonuçta sahada hızla geri döndürülemez hale gelen fiili durumlar oluşturma politikalarını uygulamayı sürdürdüler.

Sınıra daha yakın noktalara çekilecekleri fikrine inanmıyorum. Belki İsrail seçimlerinden hemen sonra, İsrail'in imajını yenilemesi veya iyi niyetle müzakere ettiği izlenimini vermesi gerekirse, birkaç iyi niyet jestini kabul edebilir. Ancak temelde stratejinin Lübnan'ın güneyindeki işgali süresiz olarak sürdürmek olduğunu düşünüyorum."

Yeni "Gri Hat" önerisi kapsamında İsrail güçlerinin boşaltabileceği bölgelerin doğrudan Lübnan ordusuna mı devredileceği, yoksa sürekli İsrail gözetimi altında ve İsrail ateşinin menzilinde, harap halde mi bırakılacağı da belirsizliğini koruyor.

Lübnan ile İsrail arasındaki müzakereler çıkmaza girmiş durumda. Bu ay Roma'da yapılması planlanan yeni görüşmelerin tarihi ise henüz kesinleşmedi.

Bitar, görüşmeler ve önerilen güvenlik düzenlemeleri etrafındaki belirsizliğin, Lübnan'ı İsrail'in çekileceği beklentisi konusunda ihtiyatlı olmaya yöneltmesi gerektiğini söyledi:

"Lübnan'da birçok kişi hala bu müzakerelerin ve üçlü çerçevenin sonunda İsrail'in taviz vermesini sağlayacağını söyleyerek gerçekçi olmayan beklentilere kapılıyor. Artık uyanıp gerçekleri görmenin ve Lübnan'da yaşananların, 30 yıl önce Oslo'da barış sürecinin yalnızca bir süreç haline geldiği dönemde yaşananlarla büyük ölçüde aynı olduğunu anlamanın zamanı geldi.

Lübnan'da da benzer bir duruma tanık oluyoruz. Bütün hassas meseleler süresiz olarak erteleniyor ve pilot bölgelerden söz ediyoruz. İsrail bu bölgelerde bile iyi niyet göstermiyor.

Lübnan ordusu imkansız bir durumla karşı karşıya. Dolayısıyla iyimser olmak ve İsrail'in sınıra daha yakın noktalara çekileceğine ilişkin son açıklamalarına inanmak için fazla neden yok."

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Ekim 2023'te başlamasından bu yana 253'ü çocuk olmak üzere 8 bin 900'den fazla kişinin ölümüne ve 30 bin 600'den fazla kişinin yaralanmasına yol açtı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri