İsrail'in Kanal 14 televizyonu, siyasi yönetimin Batı Şeria'nın farklı bölgelerinde geniş çaplı saldırı operasyonlarına onay verdiğini ve güvenlik kurumlarının operasyonların kapsamını genişleterek "savunmadan saldırıya" geçmeye hazırlandığını öne sürdü.
Haberde, son haftalarda Batı Şeria'da yaşanan saldırıların artması ve bölgenin "patlamaya hazır bir cephe" olarak değerlendirilmesinin bu kararın alınmasında etkili olduğu belirtildi.
Kanal 14, Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria'nın siyasi ve askeri öncelikler arasında geri planda kaldığını, ancak son gelişmelerin ardından bölgeye daha fazla askeri kaynak ayrılması ve yerleşimlerin güvenliğinin güçlendirilmesinin gündeme geldiğini aktardı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz da yaptığı açıklamada, Batı Şeria'dan gelecek saldırılar karşısında Gazze ve Lübnan'da izlenen askeri yöntemin uygulanacağını söyledi.
Gazze'deki Şucaiye ve Cibaliye mahallelerini örnek gösteren Katz, bu bölgelerin "tamamen yıkıldığını ve artık var olmadığını" savundu.
Katz ayrıca Başbakan Binyamin Netanyahu ile birlikte orduya, saldırı düzenlendiği değerlendirilen mülteci kamplarının incelenmesi ve gerekli görülmesi halinde işgal edilmesi yönünde talimat verdiklerini açıkladı.
İsrail'in son açıklamaları, 24 Temmuz'da Nablus'un güneybatısındaki Tel köyünde yaşanan olayların ardından geldi. Filistinli yetkililere göre yaklaşık 20 Yahudi işgalcinin köye girmesi üzerine köylüler evlerini ve arazilerini korumak için onlara müdahale etti. Olaylar sırasında bölgede bulunan İsrail askerlerinin de ateş açtığı belirtilirken, çıkan çatışmalarda aynı aileden dört Filistinli hayatını kaybetti, iki İsrailli de öldü.
İsrail ordusu olayın ardından iki taraf arasında silahlı çatışma yaşandığını, bir Filistinlinin çatışma sırasında İsrailli bir güvenlik görevlisinin silahını ele geçirdiğini açıklarken, hükümet olayı "terör saldırısı" olarak nitelendirdi.
Bunu takip eden süreçte Netanyahu hükümeti askeri operasyon başlatılması, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen kişinin evinin yıkılması, yeni kontrol noktalarının kurulması ve Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim birimlerinin hızla yasallaştırılması gibi bir dizi karar aldı.
Filistin Esirler Cemiyeti ise olayın ardından en az 80 Filistinlinin gözaltına alındığını, bunların yaklaşık 50'sinin Tel köyünden olduğunu duyurdu.
Gerilim bununla da sınırlı kalmadı. 28 Temmuz'da İsrail Savunma Bakanlığı, Katz'ın Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Şin-Bet yetkilileri ve Merkez Bölge Komutanlığı ile yaptığı güvenlik toplantısının ardından Batı Şeria'daki saldırı operasyonlarının genişletilmesi ve Cenin, Tulkerim ile Nur Şems kamplarında uygulanan model doğrultusunda yeni bir mülteci kampının işgal edilmesi için hazırlık talimatı verdiğini açıkladı.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2025 başında başlayan İsrail operasyonları nedeniyle Cenin, Tulkerim ve Nur Şems kamplarından yerinden edilen 33 binden fazla Filistinli halen evlerine dönemedi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), yeni işgal hazırlıklarını "son derece tehlikeli bir mesaj" olarak değerlendirerek bunun zorla yerinden etme uygulamalarını daha da genişletebileceği uyarısında bulundu.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de son günlerde yerleşimci saldırılarının ve yeni yerleşim noktalarının "tarihin en yüksek seviyesine" ulaştığını, birçok saldırıda yerleşimciler ile İsrail güvenlik güçlerinin birlikte hareket ettiğini açıklamıştı.
İsrail'in yeni operasyon planları ve yerleşim faaliyetlerini hızlandırma yönündeki adımları, Batı Şeria'da önümüzdeki dönemde daha geniş çaplı askeri operasyonlar ve güvenlik gerilimi yaşanabileceğine işaret ediyor.
Üçüncü İntifada ihtimali
İsrail'in Batı Şeria'da askeri operasyonları genişletme hazırlığı, mülteci kamplarına yönelik yeni işgal planları, yerleşim faaliyetlerinin hız kazanması ve yerleşimci saldırılarındaki artış, bölgede "Üçüncü İntifada" ihtimaline ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Özellikle Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria'da artan can kayıpları, kitlesel gözaltılar, hareket kısıtlamaları ve ekonomik baskılar, Filistin toplumundaki öfkenin giderek büyümesine neden olurken, birçok gözlemci mevcut koşulların yeni ve daha geniş çaplı bir halk ayaklanmasına zemin hazırlayabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
Bununla birlikte, güvenlik uzmanları ve Filistinli araştırmacılar, mevcut tabloyu önceki iki intifadadan ayıran önemli unsurlar bulunduğuna dikkat çekiyor. İsrail'in yoğun askeri varlığı, Filistin kentleri arasındaki fiziki bölünmüşlük, Filistinli gruplar arasındaki siyasi ayrışma ve Filistin Yönetimi'nin güvenlik koordinasyonu, ülke geneline yayılan organize bir ayaklanmanın önündeki temel engeller olarak gösteriliyor.
Buna rağmen İsrail'in operasyonlarını yeni mülteci kamplarına yayması ve Yahudi çetelerin şiddetinin sürmesi halinde, yerel çapta başlayan çatışmaların Batı Şeria geneline yayılan uzun soluklu bir halk direnişine dönüşme ihtimali, hem İsrail hem de uluslararası çevreler tarafından yakından takip ediliyor.
Kaynak: Mepa News