İsrail ordusunda Gazze'de İHA operatörü ve saldırı birimi komutanı olarak görev yapan bir yedek binbaşı, İsrail ordusunun operasyonlarında Filistinlilerin öldürülmesine ilişkin ciddi iddialarda bulundu.
Haaretz'e konuşan ve güvenlik gerekçesiyle “Nir” takma adını kullanan İsrailli subay, 7 Ekim 2023'ün ardından yeniden göreve döndüğünü belirterek "Gazze'deki operasyonlarda öldürücü güç kullanımına ilişkin kuralların giderek gevşediğini" söyledi.
"Herkes istediğini, istediği kadar öldürebiliyor"
Nir, “Herkes istediğini, istediği kadar öldürebiliyordu ve bunun hesabını vermeyecekti” diyerek, yaşananların münferit operasyonel hatalardan ziyade ordunun işleyişinde daha geniş bir kontrol kaybına işaret ettiğini savundu.
Subayın anlatımına göre Gazze'de sivillerin girmemesi gereken bölgelerin sınırları genişletildi, saldırılar sonradan gerekçelendirildi ve hedef olarak kabul edilen kişilerin kapsamı da zamanla genişledi.
Ambulanslar ateş altında
Nir'in anlattığı en dikkat çekici olaylardan biri 23 Mart 2025'te Gazze Şeridi'nin Refah kentindeki Tel es-Sultan Mahallesi'nde yaşandı.
Nir, İHA operasyon merkezinden İsrail askerlerinin açık biçimde ambulans olarak tanımlanabilen araçlara saldırdığını gördüğünü söyledi.
Nir'in anlatımına göre sağlık görevlileri araçlardan çıkarak siper almaya çalıştı ve hayatlarını bağışlamaları için askerlere seslendi. Ancak sağlık görevlileri de daha sonra vuruldu.
İsrail ordusunun telsiz iletişiminde başlangıçta "15 Hamas mensubundan" söz edildiğini belirten Nir, daha sonra bu sayının 12'ye, ardından ise üç şüpheliye indirildiğini aktardı.
Nir, öldürülen kişilerin daha sonra olay yerinde gömüldüğünü, ambulansların ise Caterpillar D9 tipi zırhlı buldozerle ezilerek üzerlerinin toprakla kapatıldığını itiraf etti.
İsrail ordusu olayı "kimlik tespitindeki hata" ve "mesleki bir kusur" olarak nitelendirmiş, Askeri Başsavcılık da daha sonra Askeri Polis soruşturması başlatılması talimatı vermişti.
Nir'e göre olayın asıl önemi yalnızca insanların öldürülmesi değil, böyle bir olayın askeri sistem içerisinde absorbe edilerek operasyonların devam edebilmesiydi.
"Öldürme bölgesi" genişletildi
Nir'in gündeme getirdiği bir diğer konu ise İsrail ordusunun Gazze içerisinde kontrol hattı olarak kullandığı "Sarı Hat" oldu.
İsrailli subay, bir tümen komutanının fiziksel işaretleri yüzlerce metre batıya taşıdığını ve bunun Filistinlilerin tehdit olarak değerlendirilebileceği alanı fiilen genişlettiğini söyledi.
Nir, sivillerin sınırın değiştiğinden haberdar olmayabileceğini ve Hava Kuvvetleri'ndeki tüm unsurların da bu değişiklikten her zaman haberdar edilmediğini savundu.
Bunun sonucunda, erişilebilir olduğunu düşündüğü bir araziye giren bir çiftçinin İsrail güçleri tarafından ateş bölgesi kabul edilen bir alana girmiş olabileceğini belirtti.
Nir, kendisine iletilen bazı saldırı taleplerini iptal ettiğini söyledi.
İsrailli subay ayrıca bazı saldırılarda hedef olarak belirlenen kişilere ilişkin gerekçelerin saldırıdan sonra oluşturulduğunu ifade etti. Bir kişinin silahlanmak üzere olduğu veya patlayıcı yerleştirmeye çalışıyor olabileceği yönündeki iddiaların bazı durumlarda destekleyici istihbarat bulunmadan kullanıldığını savundu.
Nir, “Bence insanları istihbarat ve kanıt olmadan, sonradan suçlu göstermek ve saldırı için gerekçe oluşturmak amacıyla suçlamaya çalıştılar” ifadelerini kullandı.
"Terörist" tanımı genişledi
Nir, savaş boyunca meşru hedef olarak kabul edilen kişilerin kapsamının da genişlediğini söyledi.
Subayın anlattığı olaylardan birinde, istihbaratın aranan bir kişinin çok katlı bir binaya girdiğini göstermesi üzerine binanın hedef alındığı belirtildi.
Nir, kendisine verilen talimatın binadan çıkan herkesin öldürülmesi yönünde olduğunu söyledi. Saldırıda 15 kişinin öldürüldüğünü, ancak aranan kişinin öldürülenler arasında bulunmadığını belirtti.
İsrailli subay, "ikincil zarar" olarak ifade edilen sivil kayıpların da operasyonel değerlendirmelerde giderek daha az önem taşıdığını savundu.
Nir, "Çok hızlı bir şekilde bütün bu ‘ikincil zarar’ meselesi değerlendirmelerden kayboldu. Gördükleri herkese ateş ediyorlar" dedi.
Subay, saldırı hücrelerindeki dilin de bu değişimi yansıttığını ve bazı personelin öldürme konusunda askerleri teşvik eden ifadeler kullandığını öne sürdü.
"Etik tükenmişlik"
Nir, Gazze'deki askeri ortamda yaşanan değişimi "etik tükenmişlik" olarak tanımladı.
"Bir şeylerin bozulduğu hissi vardı; herkes ölüme karşı duyarsızlaşmıştı" diyen Nir, savaş yorgunluğunun sorumluluk duygusundaki zayıflamayla birlikte ilerlediğini savundu.
Subaya göre sorun yalnızca sahadaki askerlerin davranışlarıyla sınırlı değildi. Hedeflerin belirlenmesi, ateş bölgelerinin oluşturulması ve Filistinlilerin ölümlerinin değerlendirilmesi gibi süreçlerde de öldürücü güç kullanımına ilişkin sınırların giderek belirsizleştiğini söyledi.
Nir, İsrail askerlerinin öldürüldüğü olaylarda operasyonel hataların hızlı biçimde kabul edildiğini, Filistinlilerin öldürüldüğü benzer olaylarda ise vakaların gerekçelendirildiğini veya sonradan meşrulaştırılmaya çalışıldığını öne sürdü.
İsrailli subayın açıklamaları, Gazze'deki savaş sırasında İsrail ordusunun hedef belirleme ve güç kullanma uygulamalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getiriyor.
Kaynak: Mepa News