Kızıldeniz nasıl bölgesel savaşın eşiğine sürüklendi?

"Eritre, İsrail ve BAE'nin, bu toprakların stratejik öneme sahip küçük bir kesimine erişim sağlama umuduyla Addis Ababa'nın Eritre'nin Kızıldeniz kıyılarını ele geçirme girişimini destekleyeceğinden şüpheleniyor."

Sean Mathews | Middle East | Tercüme: Mepa News

Aşırı özgüven.

İki komşu ülke, dış güçleri de içine çekme ve Sudan ile Yemen'deki savaşlarla zaten sarsılan Kızıldeniz'i istikrarsızlaştırma riski taşıyan topyekun bir savaşın eşiğine sürüklenirken, Etiyopya ve Eritre'nin başkentlerindeki havayı en iyi böyle tanımlamak mümkün.

Bölgesel bir savaş ihtimali, çatışmanın sınırlı tutulması ihtimalinden daha yüksek, çünkü her iki tarafta da karar alıcılara yakın kişiler, rakiplerinin zayıf olduğunu düşündükleri yönlerine dayanarak hesap yapıyor ve kendi kırılganlıklarını küçümsüyor.

Afrika analisti ve eski CIA yetkilisi Cameron Hudson, Middle East Eye'a, "Bölgedeki bütün liderler 'Bölgesel bir savaş istemiyoruz' diyor, ama bu, geri geri yürüyerek böyle bir savaşın içine girmemizi engellemiyor" dedi.

Bu çatışmanın üç düzeyi var: Etiyopya'nın içindeki çatlaklar, Eritre ile tarihsel gerilimler ve Orta Doğu güçlerinin çatışmayı mümkün kılan rolü.

Etiyopya'dan Eritre'ye ve Orta Doğu'ya

Meselenin özünü, Etiyopya'daki etnik grupların ülke yönetimi için yürüttüğü mücadele oluşturuyor. Etiyopya'da 80 etnik grup bulunduğu için bu mesele karmaşık. Başlıca gruplar Oromolar, Amharalar, Tigraylılar, Somalililer ve Afarlar. Bunlardan bazılarının iyi silahlanmış kendi milis güçleri var.

Cumhurbaşkanı Abiy Ahmed, Etiyopya'nın etnik federalizme dayalı yönetimini daha merkezi bir yönetim sistemine dönüştürmeye çalışıyor.

Çatışmalar, Etiyopyalı bir isyancı grup olan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF), Cumhurbaşkanı Ahmed'in hükümetini devireceğini ilan ederek eylülde saldırıya geçmesinin ardından başladı. TPLF'nin ilk kazanımları arasında Tigray'ın başkenti Mekelle'nin kontrolünü ele geçirmek de vardı. Ancak Etiyopya hükümet güçleri bu kazanımları kısa sürede tersine çevirdi.

Çatışmanın ikinci düzeyini, Eritre ile Etiyopya arasındaki uzun süredir devam eden rekabet oluşturuyor.

Bir dönem İtalyan sömürgesi olan Eritre, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Etiyopya ile bir federasyon çatısı altında birleştirildi ve 1962'de Addis Ababa tarafından tek taraflı olarak ilhak edildi. Otuz yıl süren bir isyanın ardından Eritre, Birleşmiş Milletler gözetimindeki bir referandumla 1993'te bağımsızlığını kazandı.

İki komşu ülke, Etiyopya'daki 2020-2022 iç savaşında TPLF'ye karşı savaşmak için güçlerini birleştirmiş olsa da ilişkileri genel olarak düşmanca seyretti. Etiyopya, Eritre'nin Kızıldeniz kıyılarını ele geçirmeye yönelik revizyonist iddialar öne sürdü, Eritre ise Etiyopya içinde federal hükümete karşı olan milisleri destekledi.

Addis Ababa bu hafta Eritre'yi, TPLF'yi desteklemek için sınırın ötesine binlerce asker göndermekle suçladı.

ABD'den, AB'den ve Afrika'dan halen görevde olan ve eski çok sayıda yetkili, MEE'ye Eritre askerlerinin Tigray'a girdiğini ve burada çatışmalara katıldığını söylüyor. İzleme kuruluşu ACLED'e göre Etiyopya, çarşamba ve perşembe günleri Eritre askerlerine insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi.

Eritre ile Etiyopya en son 1998-2000 yıllarında savaştı. Çatışma kanlıydı, ancak büyük ölçüde sınırlı kaldı. Şimdi iki ülke arasındaki bir savaş, yirmi yıl önceki çatışmada çıkarı bulunmayan bölgesel güçleri de muhtemelen içine çekecek.

Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail'le yakın ilişkilere sahip. Addis Ababa, BAE'den insansız hava araçları ve silah sistemleri aldı. Eritre, İsrail ve BAE'nin, bu toprakların stratejik öneme sahip küçük bir kesimine erişim sağlama umuduyla Addis Ababa'nın Eritre'nin Kızıldeniz kıyılarını ele geçirme girişimini destekleyeceğinden şüpheleniyor.

Eritre, Somali, Mısır ve Sudan Silahlı Kuvvetleri ile yakın ilişkiler kurdu. Bu ülkelerin hepsi Abiy Ahmed hükümetine karşı. Eritre ayrıca Sudan ve Somaliland gibi Afrika'daki kriz bölgeleri konusunda BAE ile görüş ayrılığı yaşayan Suudi Arabistan'la da yakınlaşıyor.

Resmi savaş ilanı bekleniyor

Etiyopya ve Eritre bu hafta birbirlerinin ülkelerindeki büyükelçiliklerini kapattı.

Konu hakkında bilgi sahibi eski bir üst düzey Avrupalı yetkili, MEE'ye Etiyopya'nın önümüzdeki günlerde Eritre'ye resmen savaş ilan edebileceğini söyledi.

Etiyopya, perşembe günü BM'ye gönderdiği bir mektupta Eritre'yi, "Etiyopya'nın doğal meşru müdafaa hakkını devreye sokan açık bir saldırı eylemi" gerçekleştirmekle suçladı.

Addis Ababa, "Saldırgan Eritre, mağdur ise Etiyopya. Eritre, Etiyopya'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ediyor" dedi.

Eritre ise karşılık verdi.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel cuma günü, "Etiyopya'nın başbakanı, 13 Ekim 2023'te parlamentoda rejiminin mümkünse müzakereler yoluyla, gerekirse güç kullanarak 'denize egemenlik hakkıyla erişim' elde edeceğini duyurduğunda, Etiyopya esasen Eritre'ye karşı bir saldırı savaşı ilan etmişti" dedi.

Meslekten Etiyopyalı diplomat ve eski BM Büyükelçisi Tekeda Alemu, MEE'ye iki ülkenin fiilen zaten savaşta olduğunu söyledi.

"Eritrelilerin Etiyopya topraklarının derinliklerine girdiği çok açık. İlan edilmemiş olsa da savaşın ortasındayız. Savaş devam ediyor" dedi.

Etiyopya federal birlikleri şu ana kadar çatışmada iyi bir performans gösterdi. Ancak TPLF, federal güçler tarafından dağlara sürüldükten sonra 2020'de bu güçleri Tigray'dan fiilen çıkmaya zorlayarak yeniden toparlanma kabiliyetine sahip olduğunu gösterdi.

"Güçlü ittifak"

Çatışmanın seyrini karmaşıklaştıran unsurlardan biri de Etiyopya'nın içindeki durum. TPLF, eylülde, amaçlarının Abiy Ahmed hükümetini devirmek olduğunu söyleyen Etiyopyalı diğer altı silahlı grupla ittifak kurduğunu açıkladı.

Bu ittifakta Amharalardan oluşan Fano milis grubu da yer alıyor. Bu grup, uzun zamandır kendisini Etiyopya'nın çok etnik gruplu devletinin koruyucusu olarak görüyor. Etiyopya'nın son imparatoru ve ABD'nin müttefiki Haile Selassie de, Etiyopya'yı 1975-1991 yılları arasında yöneten Sovyetler Birliği destekli Marksist cunta Derg'in başlıca liderleri de Amhara kökenliydi. TPLF, Derg'in çöküşünden Abiy Ahmed'in göreve geldiği 2018'e kadar Etiyopya'yı yönetti.

Bu etnik grupların bütün mensupları, kendi etnik grubu olan Oromoların milliyetçiliğinden yararlanan Abiy Ahmed'i devirmeyi amaçlayan ittifakı desteklemiyor. Ancak Oromolar arasında da Abiy Ahmed'e karşı çıkanlar var. Oromo Kurtuluş Ordusu, hükümetini devirmeyi amaçlayan ittifakın bir parçası.

Alemu, bu ittifakın göz ardı edilemeyeceğini söyledi.

MEE'ye, "Açık olmayan şey, ittifakın ne yapmayı amaçladığı. Henüz topyekun bir savaş başlatmış değiller. İttifak göz ardı edilemez. Hükümet tarafı gibi o da güçlü" dedi.

Addis Ababa, Eritre'yi Abiy Ahmed'i devirmeyi amaçlayan ittifakı organize etmekle suçladı. Asmara bunu reddetse de MEE'ye konuşan Eritreli yetkililer, ittifakın Abiy Ahmed için oluşturduğu tehlikeler konusunda uyarıda bulundu.

Ancak analistler, ittifakın gücünün abartılıyor olabileceğini söylüyor.

Addis Ababa'da bulunan ve adının açıklanmaması koşuluyla MEE'ye konuşan bir analist, "TPLF kendi gücünü abarttı. Bu ittifakta Amharalardan ve Oromolardan alacağı desteği de abarttı" dedi.

Eski üst düzey Batılı yetkili, MEE'ye Abiy Ahmed'in TPLF'nin eylüldeki ayaklanmasını memnuniyetle karşılamış olabileceğini, çünkü bunun Eritre ile alttan alta süren gerilimleri doruğa taşıyarak ona sonunda Kızıldeniz'e doğru ilerleme fırsatı verdiğini söyledi. Bölgede görev yapan ve Afrika Boynuzu'ndaki karar alma süreçlerine aşina bir ABD'li yetkili de bu değerlendirmeye katıldı.

Eski Batılı yetkili, "Eritreliler ön alıcı bir hamle yaptı. Soru şu: Bir tuzağa mı düştüler? Etiyopya, Eritrelilerle yalnızca kara kuvvetleriyle karşı karşıya gelmeyecek, Eritre'ye hava saldırıları da düzenleyecek. Etiyopya ordusu harekete geçerse bunu Asmara ve Assab'a ilerlemek için yapacak. Sınırda durmayacaklar." dedi.

Asmara'daki yetkililerle düzenli olarak görüşen Eritreli analist Sirak Kifle, MEE'ye Etiyopya'nın uzun zamandır Kızıldeniz'e doğru ilerlemek için bir bahane aradığını söyledi. MEE'ye, "Abiy, Eritre'nin limanlarını hedefliyor" dedi.

TPLF'nin hala göz ardı edilemeyecek, etkili bir savaş gücü olduğunu da ekledi. "Addis Ababa, Tigray'a yaklaşık 400 bin asker getirdi. Dolayısıyla kısa vadede TPLF ile savaşmak zor değil, ama bu sürdürülebilir mi?" diye sordu.

Cameron Hudson, Etiyopya'nın federal güçlerinin şu anda son çatışma sırasındakinden daha iyi durumda olduğunu söyledi.

"Etiyopya'nın hızla büyüyen bir ekonomisi, çok parası ve BAE ile İsrail gibi mali gücü yüksek müttefikleri var. Abiy Ahmed, Tigray'daki son savaştan ders aldı ve sayısal açıdan avantajlı" dedi.

Bölgesel aktörler

Bölgesel ittifakların yeniden devreye girdiği nokta burası. Etiyopya, Tigray'ın dışına çıkıp Eritre'nin Kızıldeniz kıyılarını ele geçirmeye çalışırsa bu, Afrika Boynuzu'nu tsunami gibi sarsacak.

Etiyopya ile Mısır uzun süredir rakip. Kahire'nin Etiyopya'ya ilişkin endişeleri, Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın tamamlanmasından bu yana arttı. Addis Ababa şimdi Nil Nehri üzerinde yeni barajlar inşa etmek için harekete geçiyor. Kahire, bu barajların ulusal güvenliğini tehdit ettiğini söylüyor. Mısır ayrıca Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir deniz kuvveti varlığı oluşturmasından da kaygı duyuyor.

Somali ile Etiyopya'nın ilişkileri de sorunlu. Etiyopya'nın, yalnızca İsrail tarafından tanınan ayrılıkçı bir devlet olan Somaliland Cumhuriyeti'ni tanımaya sıcak bakması Mogadişu'yu tedirgin etti.

Etiyopya, Sudan'daki iç savaşla da yakından bağlantılı. Addis Ababa, BAE tarafından desteklenen ve soykırım işlemekle suçlanan bir milis gücü olan Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) destekliyor. Eritre ve Etiyopya'nın ikisi de Sudan Silahlı Kuvvetleri'ni destekliyor. TPLF de Sudan ordusuyla birlikte HDK'ye karşı savaşıyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e doğru ilerleyişine karşı çıkacak ülkeler ağı -Mısır, Sudan, Somali ve Eritre- pazar günü Mısır'ın El Alameyn kentinde bir araya geldi. Reuters'ın haberine göre ülkeler, Tigray'daki savaşın yayılması durumunda askeri ve istihbarat faaliyetlerini koordine etme konusunda anlaştı.

Eski üst düzey Batılı yetkili, "Bu savaş hala Tigray üzerindeki bir çekişme. Kızıldeniz için bir savaşa dönüşmekten bir adım uzakta" dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri