Lübnan yeni bir savaşın içerisine mi sürükleniyor?

"İranlıların Hizbullah'a ne kadar silah veya para verdiği önemli değil, Şii toplumunun desteğine sahip değilse oyun bitmiştir."

Dario Sabaghi | New Arab | Tercüme: Mepa News

5 Ekim'de Lübnan İç Güvenlik Güçleri, Dahr el Baydar kontrol noktasında içinde iki kişinin bulunduğu bir minibüsü durdurdu.

Aramada yetkililer, TNT ve C-4 tipi plastik patlayıcı da dahil olmak üzere yaklaşık 780 kilogram patlayıcı buldu ve bunlara el koydu.

Gözaltına alınan iki kişinin Hizbullah'la bağlantılı olduğu bildirildi. Yükü Bekaa bölgesinden Beyrut'a taşımakla görevlendirilmişlerdi.

Patlayıcıların ele geçirildiği olayda Hizbullah üyelerinin yer aldığı yönündeki haberler, grubun siyasi rakiplerinden gelen bir suçlama dalgasını tetikledi. Bazıları patlayıcıların ülke içindeki siyasi suikastlarda kullanılabileceğini öne sürdü.

Lübnan Güçleri lideri Samir Caca, el koyma olayını "son yılların en tehlikeli olayı" olarak nitelendirerek silahların muhtemelen Lübnan içinde kullanılmak istendiğini söyledi.

Ketaib lideri Sami Cemayil, patlayıcıların muhtemelen 2004-2008 yılları arasındakilere benzer yeni bir suikast dalgasında kullanılmasının amaçlandığını yazdı. O dönemdeki suikastlar arasında eski Başbakan Refik Hariri'nin 2005'te öldürülmesi de bulunuyordu.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da C-4'ün önceki suikastlarda kullanıldığına dikkat çekti ve kapsamlı bir soruşturma sözü verdi.

Hizbullah milletvekili Hasan Fadlallah, 15 Ekim'de aracın ve yükünün gruba ait olduğunu kabul etti. Ancak suikast planı iddialarını reddederek patlayıcıların Hizbullah'ın İsrail'e karşı kullandığı kabiliyetlerin bir parçası olduğunu belirtti ve sevkiyatın iadesini talep etti.

Aynı gün ABD Dışişleri Bakanı Marc Rubio'nun Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı arayarak el konulan patlayıcıları Hizbullah'a iade etmemesini istediği bildirildi.

Hizbullah'ın patlayıcıların iadesini talep etmesi, grubun askeri faaliyetlerini yasaklayan ve onu silahsızlandırmak için bastıran hükümetle ilişkilerini daha da gerdi.

İsrail'in işgali Hizbullah'ın yeniden yapılanmasına alan açıyor

Patlayıcı maddelerin bulunması, İsrail'in haziran ayında ABD arabuluculuğunda varılan ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki geniş alanları işgal etmeyi ve neredeyse her gün saldırılar düzenlemeyi sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Hizbullah o zamandan bu yana saldırılarını durdurmuş durumda. Ancak patlayıcılara el konulması, ABD-İran çatışmasının yeniden başlaması riskinin Lübnan cephesini tekrar alevlendirme tehdidi oluşturduğu bir sırada grubun askeri kabiliyetlerini yeniden oluşturma çabalarına işaret ediyor.

Hizbullah'ın İsrail'le bir çatışmanın ardından kabiliyetlerini yeniden oluşturmak için ateşkes dönemlerinden yararlanması alışılmadık bir durum değil.

Haberler, Gazze'yle bağlantılı İsrail-Hizbullah savaşını sona erdiren Kasım 2024 ateşkesi ile Mart 2026 arasında grubun, İran Devrim Muhafızları yardımıyla komuta yapısını yeniden kurduğuna ve yeniden silahlandığına işaret ediyor.

International Crisis Group'un kıdemli Lübnan analisti David Wood, İsrail'in Lübnan'daki işgalini ve saldırılarını sürdürmesinin de grubun yeniden yapılanmasını mümkün kılan koşullara katkıda bulunduğunu söyledi:

"Lübnan hükümetinin silahların devletin tekelinde olmasını istemesine rağmen Hizbullah'ın askeri faaliyetlerini sürdürdüğü doğru olabilir. Ancak İsrail, Lübnan'la müzakerelerinin bir parçası olarak gerçek tavizler vermeye ve iki ülke arasında uygulanabilir ve adil bir güvenlik düzenlemesi oluşturmaya daha istekli olsaydı, Hizbullah'ın bunu yapması çok daha zor olurdu."

Haziran ayında Lübnan ile İsrail arasında imzalanan ABD arabuluculuğundaki çerçeve anlaşması sınırlı sonuçlar verdi. Lübnan, İsrail saldırılarının ve işgalinin sona ermesini, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini talep ediyor. İsrail ise bu koşulları Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına bağlıyor, grup bunu reddediyor.

İsrail, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlarını sürdürüyor, Lübnan topraklarının 600 kilometrekareden fazlasını işgal ederken neredeyse her gün hava saldırıları, topçu ateşi ve ev yıkımları gerçekleştiriyor.

Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği yaklaşık 60 kasaba ve köyün 48'ini büyük ölçüde yerle bir etti. Eylül ayında İsrail güçleri, Nebatiye yakınlarındaki stratejik Ali Tahir sırtını ele geçirdi. Daha önce Beaufort Kalesi'ni ele geçirmiş ve Litani Nehri'ni geçmişlerdi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, Hizbullah'ın daha geniş kapsamlı ABD-İran savaşına katılmasının ardından 2 Mart'tan bu yana 4 bin 300'den fazla kişinin öldüğünü söylüyor. 2023'ten bu yana ölenlerin sayısı 9 bine yaklaştı. Yaklaşık 330 bin kişi hala ülke içinde yerinden edilmiş durumda.

Atlantic Council'in Orta Doğu Programları bünyesinde yerleşik olmayan kıdemli araştırmacı Nicholas Blandford, The New Arab'a, günlük topçu ateşinin ve insansız hava araçlarıyla gözetlemenin sürdüğünü, Litani Nehri'nin güneyinde, işgal bölgesinin dışında bile yeniden inşayı önleme çabalarının devam ettiğini söyledi.

"Dolayısıyla fiilen İsrail işgali, güçlerinin fiziksel olarak konuşlandığı yerlerin çok ötesine uzanıyor. Son bir ayda oldukça yoğun seyretti" dedi.

İsrail, Lübnan'ın güneyindeki işgalini genişletme tehditlerini de artırıyor. Geçen hafta İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Hizbullah'ın İsrail'e saldırmak üzere İran'a katılması halinde Lübnan'ın Nebatiye'yi ve Litani bölgesini kalıcı İsrail kontrolüne kaptıracağı uyarısında bulundu.

İran savaşının yeniden başlaması Lübnan'ı tekrar çatışmaya çekebilir

Nitekim ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı yeni saldırıları değerlendirirken İsrail'in çatışmaların yeniden başlaması için bastırdığı bildiriliyor. İran da savaşa hazırlanıyor ve Yemen'deki çatışma bölgesel tırmanışı daha da körüklüyor.

RANE'in Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile savunma alanlarından sorumlu başanalisti Freddy Khoueiry, Suriye'de silah sevkiyatlarının defalarca engellenmesinin ve yakın zamanda Lübnan içinde Hizbullah bağlantılı malzemelere el konulmasının, grubun ikmal hatlarını yeniden kurmak ve stoklarını yenilemek için "askeri kabiliyetlerinin bazı unsurlarını açıkça yeniden oluşturmaya çalıştığını" gösterdiğini açıkladı.

The New Arab'a, "Hizbullah muhtemelen, bir noktada İsrail'in olası bir önleyici harekatına karşı koymaya yetecek kapasiteyi yeniden kazanmaya ve aynı zamanda İran'ın da yer aldığı bir başka bölgesel çatışmaya katılma seçeneğini korumaya çalışıyor" dedi.

Örneğin Khoueiry, el konulan TNT ve C-4'ün, çatışmaların yeniden başlaması halinde Lübnan'ın güneyindeki İsrail güçlerine karşı insansız hava araçlarının patlayıcı yüklerinde, roket ve füze savaş başlıklarında, yol kenarına yerleştirilen bombalarda, mayınlarda ve tahrip patlayıcılarında kullanılabileceğini açıkladı.

İnsansız hava araçları için fiber optik kablolar gibi çift kullanımlı ürünler, standart ticari kanallardan Lübnan'a girebilir ve Hizbullah'a Suriye güzergahına alternatif sunabilir.

Hizbullah, haziran ateşkesinden önce Lübnan'ın güneyindeki İsrail askerlerine karşı yoğun biçimde kullanılan düşük maliyetli, fiber optik güdümlü FPV insansız hava araçlarını denemeye ve kullanımlarını genişletmeye öncelik veriyor olabilir. Çünkü bunlar ucuz, etkili ve önlenmesi zor bir seçenek sunuyor.

Sahada İsrail askerlerinin Lübnan'ın güneyindeki varlığı, Hizbullah'a küçük birliklerin aşina oldukları araziden vurkaç saldırıları düzenlemesi gibi gerilla taktiklerini kullanma fırsatı verebilir. Grubun buradaki insansız hava aracı operasyonları da eğitimli insansız hava aracı operatörlerinin sayısını artırabilir.

Wood, İsrail'in çok büyük bir askeri üstünlüğü olmasına rağmen Hizbullah'ın bu yıl "yine de baş ağrıtmayı başardığını", bunun da "İsrail'e karşı askeri bir zafer kazanamasa da hala kayıplar verdirebildiğini" gösterdiğini söyledi. Hizbullah'ın insansız hava aracı saldırılarının en az 12 İsrail askerini öldürdüğü bildiriliyor.

Ancak ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları yeniden başlatması halinde Hizbullah'ın rolünün ne olacağı henüz belli değil.

Blandford, Hizbullah'ın katılımının İran'ın yenilenen ABD ve İsrail saldırılarını göğüsleme kapasitesine bağlı olacağını söyledi.

"İranlılar, yeni İsrail ve ABD saldırılarını göğüsleyebilirlerse Hizbullah'ı devreye sokmalarına gerek olmadığı sonucuna varabilir" dedi. Ancak İran ek baskıyı gerekli görürse, İsrail'in kaynaklarını zorlamak ve başka yöne çekmek için sınır boyunca İsrail'le çatışmaya girmesi üzere Hizbullah'ı harekete geçirebilir.

Khoueiry ayrıca, Hizbullah'ın zayıflamış kabiliyetlerinin ve içerideki kırılgan konumunun başlangıçtaki katılımını sınırlayabileceğini, ancak bir Lübnan cephesinin açılmasının İsrail üzerinde baskı kurabileceğini ve Hizbullah ile İran'ın müzakere kozlarını güçlendirebileceğini açıkladı:

"Hizbullah özellikle, Lübnan içindeki İsrail askeri varlığına ve muhtemelen yeniden İsrail'in kuzeyine yönelik baskıyı, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi talebine bağlamaya çalışabilir. Tahran ise Lübnan cephesini yeniden daha geniş bir bölgesel ateşkes veya müzakere çerçevesine dahil etmeye çalışabilir."

Ancak başka tür baskıların da Hizbullah'ın hesaplarını şekillendirmesi muhtemel. Lübnan nüfusunun yüzde 32'sini oluşturduğu tahmin edilen Şii toplumu, savaşın insani bedelinin büyük bölümünü üstlendi. Geçen hafta Hizbullah, Lübnan'da evleri yıkılan veya oturulamaz hale gelen ailelere maddi yardımda bulunma planlarını açıkladı.

Şiilerin Hizbullah'ın silahlarına verdiği destek konusunda anketler farklı sonuçlar ortaya koyuyor. Mayıs ayındaki bir anket, katılımcıların çoğunun silahsızlanmaya karşı olduğunu gösterirken eylül ayındaki bir araştırma çoğunluğun silahların devlet kontrolüne alınmasını desteklediğini ortaya koydu. Bu da grubun tabanıyla ilişkisinin karmaşıklığını yansıtıyor.

Wood, Hizbullah'ın tabanının çektiği acıları hesaba kattığını, ancak aynı zamanda İran'la derin ittifakını da değerlendirdiğini söyledi.

Grup ayrıca silahsızlanmanın Şii toplumunu ve Lübnan'ı "İsrail'in ihlallerine tamamen açık" bırakacağını savunuyor. Zaman zaman da "bedeli her şeyden önce Şiilerin ödeyeceğini bilerek, Lübnan'da çatışmaya girme kararını gerekçelendirmek için bu unsurları kullandı".

Blandford da Hizbullah Şii desteğini kaybederse "oyun biter" görüşünü dile getirdi:

"İranlıların Hizbullah'a ne kadar silah veya para verdiği önemli değil, Şii toplumunun desteğine sahip değilse oyun bitmiştir."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri