Mali'deki cunta ne kadar güçlü?

Mali'de cunta, CNİM ve FLA'nın artan baskısı, zayıflayan ikmal hatları ve iç tasfiyeler nedeniyle 2020 darbesinden bu yana en kırılgan dönemini yaşıyor.

Soufan Center | Tercüme: Mepa News

Geçtiğimiz hafta Tuareglerin öncülük ettiği Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA), elinde tuttuğu 82 Mali Silahlı Kuvvetleri askerini serbest bıraktı. Askerlerin önemli bir bölümü, grubun ve Sahel'deki El Kaide bağlantılı yapı Cemaat Nusret el İslam ve'l Müslimin'in (CNİM) 25 Nisan 2026'da Mali genelinde başlattığı dikkat çekici ortak saldırı sırasında esir alınmıştı. Saldırı, Kidal kentinin yeniden ele geçirilmesine ve Bamako üzerindeki baskının daha da artmasına yol açmıştı.

Geçtiğimiz hafta CNİM tarafından rehin alınan 60 sivil de serbest bırakıldı. Bu durum, rehinelerin alındığı köylere yönelik bir iyi niyet göstergesi olarak değerlendirildi. Aynı gün Mali cuntası, Fas'ın arabuluculuk girişimlerinin ardından Ağustos 2025'ten beri elinde tuttuğu Fransız istihbarat ajanını serbest bıraktı.

2019'dan bu yana CNİM ile savaş halinde olan ve Mali'nin üç ülke sınırının kesiştiği bölge ile doğudaki Menaka ve Gao bölgelerinde faaliyet gösteren IŞİD de elinde tuttuğu az sayıdaki Batılı rehineden biri olan ABD vatandaşı Kevin Rideout'u serbest bıraktı.

Analistler, bu gelişmelerin tarafları birbirinden farklı olan ayrı müzakere süreçlerinin sonucu olduğunu vurguluyor. Bu süreçlerde Libya'nın güçlü ismi Halife Hafter'in de perde arkasında merkezi bir rol oynadığı ve iddialara göre 12 milyon dolar fidye ödediği belirtiliyor.

Sahel'deki son başarılı rehine diplomasisi örnekleri, Mali'nin mevcut güvenlik tablosunun sert gerçekliğiyle keskin bir tezat oluşturuyor. Ülkenin güvenlik ortamı hâlâ büyük çaplı çalkantı ve şiddetle şekilleniyor.

Bir yıla yaklaşan akaryakıt ablukası

CNİM tarafından Eylül 2025'te başlatılan akaryakıt ablukası birinci yılını doldurmak üzere. CNİM, toprak ele geçirip elinde tutarak gücünü göstermeye devam ederken, rejimi hedef alan yeni saldırılar da düzenliyor.

Mali cuntası ve Rusya'nın Afrika Kolordusu da dahil olmak üzere tüm tarafların insan hakları ihlalleri, sivillerin ödediği ağır bedelin boyutunu ortaya koyuyor. Bu arada IŞİD, devlet kapasitesinin zayıflamasından faydalanıyor. Örgütün yaklaşık 2 bin savaşçısı bulunuyor ve operasyonel kapasitesi giderek artıyor.

Ekonomik açıdan Mali cuntası, ülkenin temel ihracat ürünü olan altına büyük ölçüde bağımlı. Altın ağırlıklı olarak Afrika'nın üçüncü büyük altın rezervinin bulunduğu güney ve batı bölgelerinden çıkarılıyor.

Ancak bu önemli ve kazançlı ekonomik dayanak da CNİM tarafından giderek daha fazla istikrarsızlaştırılıyor. Örgüt, ekonomik olarak altın sektörünün çevresindeki vergi sisteminden de faydalanıyor. JNIM, altın madenlerini doğrudan kontrol etmek yerine, altının taşındığı güzergâhları kullanarak vergi topluyor ve değer zincirinin neredeyse her aşamasından yasa dışı gelir elde ediyor.

CNİM aynı zamanda ekonomik bir savaş yürütüyor ve nisan ayındaki saldırı sırasında kuzey Mali'nin en büyük zanaat tipi altın madeninin bulunduğu Intahaka'nın kontrolünü yeniden ele geçirdi.

Cunta sanayi tipi madenlerin kontrolünü elinde tutmaya ve bunlardan gelir elde etmeye devam etse de ayakta kalabilmek için büyük harcamalar yapmak zorunda. Bunlar arasında ordu tarafından korunan ikmal konvoyları gibi ablukayı aşmaya yönelik pahalı yöntemler ve Rus paralı askerlerinin desteği için ödenen yüksek aylık faturalar bulunuyor.

CNİM ayrıca rehineler için ödenen fidyelerden de yararlanıyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri'nin 2025'te vatandaşlarının serbest bırakılması karşılığında örgüte 50 milyon dolar ödemesi, CNİM'in saldırısını finanse etmesine önemli ölçüde katkı sağladı.

Cuntanın ikmal hatları tehdit altında

Buna paralel olarak cunta rejiminin ikmal hatları acil ve ciddi bir tehdit altında bulunuyor. Bu durum rejimi zayıflatıyor. Mali'nin petrol ithalatında Senegal ve Fildişi Sahili'nden gelen karayolu taşımacılığına neredeyse tamamen bağımlı olması, CNİM ve FLA tarafından stratejik bir baskı aracı olarak kullanılmaya devam ediyor.

Rejimin askeri lojistiği de başkent çevresindeki çok sayıdaki CNİM kontrol noktası, pusu ve mayınlar nedeniyle zayıfladı. Bu durum, ikmal malzemelerinin bir bölümünün başkente ulaşabilmesi için maliyetli alternatiflerin ve sürekli silahlı eskortlu konvoyların kullanılmasını zorunlu kılıyor.

Rusya, Bamako'ya güvenlik alanında lojistik destek sağlamaya devam ediyor. Ancak kısa süre önce Togo'daki limana indirilen ve ardından karayoluyla Mali'ye taşınan askeri araçlardan oluşan sevkiyat, güvenlik ve yaptırım endişeleri nedeniyle ikmal hatlarının değişmeye ve gelişmeye devam ettiğini gösteriyor.

Bunun yanında C4ADS tarafından yürütülen bir araştırma, kara yollarının giderek daha tehlikeli hale gelmesi nedeniyle Rusya'nın Sahel'deki havacılık lojistik ağlarını ne ölçüde kullandığını ortaya koyuyor.

Rusya desteği yeterli oluyor mu?

Mali cuntasının yabancı ortaklara dayalı stratejisinin etkinliği, nisan saldırısının ardından daha da tartışmalı hale geldi.

Buna rağmen Rusya ile ortaklık devam ediyor. Cunta ayrıca Moskova'nın arabuluculuğuyla Cezayir ile ilişkilerini yeniden canlandırdı. Bu durum, nisan saldırısının yarattığı küçük düşürücü tablonun ardından bile Moskova'nın hâlâ bir can simidi olarak görüldüğünü gösteriyor.

Rusya'nın Afrika Kolordusu aracılığıyla ülkedeki varlığı 2 bin ila 2 bin 500 asker seviyesinde bulunuyor. Mayıs ayında savunma alanındaki bloglarda yer alan bilgilere göre Afrika Kolordusu artık Bamako'da konuşlandırılmış birleşik bir hava grubuna da sahip. Bununla birlikte Afrika Kolordusu en az Nisan 2025'ten bu yana Su-24M bombardıman uçaklarını işletiyor.

Bu arada Bamako ile Cezayir arasındaki sorunlu ilişki de Rusya'nın girişimleri sayesinde görünüşe göre yeniden düzeldi.

Cezayir, saldırı sırasında Mali Silahlı Kuvvetleri ile Afrika Kolordusu'nun Kidal'den çıkışında önemli bir arabulucu rolü üstlenmişti. Bu süreçte Mali Silahlı Kuvvetleri'nin, 2024'te yaşanan Tinzaouaten katliamının tekrarlanmasından çekindiği açıktı.

Bununla birlikte Cezayir ile Bamako arasında önemli farklılıklar hâlâ devam ediyor. Mali'nin nisan ayında Fas'ın Batı Sahra planını desteklemesi, Cezayir açısından önemli bir sorun oluşturuyor.

Mali'nin Sahel Devletleri İttifakı'na (AES) üyeliği de zayıflayan rejime belirli bir koruma sağlıyor. İttifakın yalnızca kağıt üzerinde kalan bir yapı olmadığı, kısa süre önce ortak güçlerini genişleteceğini açıklamasıyla da görülüyor.

Türkiye, Çin ve İran da rejimin askeri ve ekonomik açıdan ayakta kalmasında önemli aktörler olmaya devam ediyor.

Cuntanın anlatısı gücünü kaybediyor

Cuntanın giderek zayıflayan anlatı gücü de rejimin kırılgan konumunu ortaya koyuyor. Cunta, resmi bilgi alanını fiilen tekeline almış, özgür medyayı ülkeden çıkarmış ve muhalif sesleri tutuklamış olsa da anlatı üzerindeki hakimiyetini korumakta zorlanıyor.

İsyancı gruplar karşı-propaganda kampanyaları yürütmeye çalışıyor. CNİM'in Az Zallaka medya kurumu da nisan saldırısında olduğu gibi halkı cuntaya karşı ayaklanmaya teşvik eden bir stratejiyi sürdürüyor. Bunun yanı sıra kadı kararlarını yayınlayarak siyasi meşruiyet görüntüsü oluşturmaya çalışıyor.

El Kaide'nin resmi ve destekçi ekosistemi de CNİM'in içeriklerini, çatışmalarını ve haberlerini yaymaya devam ediyor.

Ülke içinde yaklaşık yarım milyon kişi yerinden edilmiş durumda. Yaygın yoksulluk ve gıda güvensizliği de devam ediyor. Bu durum hükümetin güvenilirliğini daha da aşındırıyor.

Bunun yanında cuntanın kendi insan hakları ihlalleri, özellikle Tuareg ve Fulani topluluklarını hedef alan uygulamaları, rejimin meşruiyetini daha da zayıflatıyor.

Toprak kontrolü ve rejimin iç kırılganlığı

Toprak açısından cunta, Kidal dışında Mali'nin büyük şehirlerinin çoğunu kontrol ediyor. Ancak silahlı destek güçleri sayesinde bu şehirler arasındaki ana güzergahlara yalnızca aralıklı olarak erişebiliyor. CNİM'in pusuları ve ablukaları ise devam ediyor.

Rejimin kendi içindeki bütünlük eksikliği de en belirgin kırılganlıklarından birine işaret ediyor. Cunta 2025'ten bu yana dönemsel tasfiyeler gerçekleştirdi.

Ağustos 2025'te bazı askerler darbe girişimi iddiasıyla tutuklandı. 2025'in sonlarına doğru rejim, eski iç istihbarat şefi de dahil olmak üzere bazı üst düzey subayları görevden aldı.

Nisan 2026'daki saldırının ardından da CNİM ve FLA ile iş birliği yaptığından şüphelenilen askerlere yönelik tasfiyeler gerçekleştirildi.

Bütün bu faktörler, rejimin 2020 darbesinden bu yana en zayıf döneminde olduğuna işaret ediyor.

Bundan sonra ne olacağını belirleyecek kritik noktalar yalnızca rejimle ilgili değil. Bamako'ya ulaşan konvoyların sıklığı, büyük şehirlerin durumu ve rejim liderlerinin sağlık ve sahadaki varlığı kadar isyancıların gücü de belirleyici olacak.

CNİM'in savaş ganimetleri ve artan gücü

CNİM'in savaş ganimetleri ve toprak ele geçirip yönetebilme kapasitesi, onu Afrika kıtasının en başarılı cihadi hareketlerinden biri haline getiriyor.

Birleşmiş Milletler İzleme Ekibi'nin son raporu, Kasım 2025'te ödenen bir fidyenin kullanılarak nisan saldırısını finanse etmek üzere yeniden dağıtıldığını tahmin ediyor.

Örgüt ayrıca savaş kasasını doldurmak için yol vergilerii zekat ve fidye karşılığı adam kaçırma yöntemlerini kullanmaya devam ediyor.

İnsan gücü de örgütün konumunu yansıtıyor. Sahel genelinde 7 bin ila 8 bin savaşçıya sahip olduğu tahmin edilen CNİM'in bu savaşçılarının yaklaşık yarısı Mali'de aktif.

Nisan saldırısı örgütün yüksek düzeyde bir operasyonel kapasiteye ulaştığını gösterdi. Bu kapasite, daha sonra düzenlenen koordineli ve daha küçük çaplı saldırılarda da devam etti.

Örgütün IŞİD ile yaşadığı çatışma ise kırılgan ateşkeslerin yeniden bozulmasıyla birlikte CNİM'i zayıflatıyor.

Birleşmiş Milletler İzleme Ekibi, IŞİD ile CNİM arasındaki ilişkinin "açık rekabete" doğru evrildiğini belirtiyor. Bu durum, iki rakip arasında daha fazla şiddet ve görünürlük arayışına yol açmasından ve gelecekte dış operasyonlar da dahil olmak üzere daha yüksek profilli terör saldırılarının gerçekleştirilmesinden endişe edilmesine neden oluyor.

IŞİD de güçleniyor

Bu arada IŞİD, operasyonel erişim bakımından IŞİD'in en hızlı büyüyen kollarından biri olmaya devam ediyor. Örgüt Mali'de Menaka bölgesindeki kontrolünü pekiştirerek Menaka kentini kuşatmış durumda.

Wassim Nasr'ın "Sahel'de IŞİD'in Giderek Büyüyen Ayak İzi" başlıklı raporunda da vurguladığı üzere IŞİD, daha karmaşık operasyonlar gerçekleştirme kapasitesi gösteriyor. Örgütün IŞİD Batı Afrika Vilayeti ile operasyonel bağları da giderek güçleniyor.

Özellikle dikkat çekici olan nokta, IŞİD'in devlet otoritesinin genel olarak çöküşünden, CNİM ve FLA'nın katlandığı maliyetleri üstlenmeden faydalanıyor olması.

IŞİD, Bamako'daki cuntaya karşı yürütülen kampanyanın dışında kalıyor ve CNİM saldırıları sonucunda ortaya çıkan boşlukları fırsatçı biçimde dolduruyor.

Örgütün Sahel'deki güvenlik güçlerine ve CNİM'e yönelik kendi operasyonları da hız kesmeden devam ediyor. Rehine anlaşmalarından gelen para akışı ise şüphesiz örgüt için önemli bir kaynak oluşturacak.

Mali'deki tablo bu nedenle yalnızca zayıflayan bir cunta ile sınırlı değil. Devlet kapasitesindeki aşınma, CNİM ve FLA'nın artan hareket alanı, IŞİD'in bölgedeki genişlemesi ve rejimin dış ortaklara bağımlılığı, ülkenin güvenlik ve siyasi düzenini giderek daha kırılgan hale getiriyor.

Kaynak: Mepa News

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri