Mısır ekonomisi iflasa mı sürükleniyor?

Halil el Anani

Liderlikte bir değişim olmaksızın Mısır’ın içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizi aşabilmesi imkansızdır.

Batılı düşünce kuruluşlarının ve siyasetçilerin bilhassa Washington merkezli olanların arasında “Mısır’ın batmaması gerekecek kadar büyük” lafı çok popülerdir. Fakat bu mistik söylem, Mısır’ın bugün içine düştüğü gerçekleri değil Amerikalıların ‘duymak istediklerini düşündüklerini’ yansıtmaktadır.

Mısır’ın dış borçları resmi verilere göre 145 milyar dolar gibi son derece yüksek bir düzeye ulaştı ancak gerçek değerlerin devletin açıkladığının çok üstünde olduğundan şüphelenilmektedir. Buna ilaveten, ülkenin iç borçları da 5 trilyon Mısır poundu (269 milyar dolar) seviyesine gelerek neredeyse ülkenin GSMH’na eşitlendi. Sadece bu iki veri dahi Mısır’ın son derece kötü bir ekonomik kriz yaşamakta olduğunu ispatlamaya yeterlidir.

ABD Federal Rezerv Bankası’nın faiz oranlarını artırması ve ülkedeki birçok mali sektörün ordu kontrolüne geçmesi nedeniyle serbest piyasa fırsatlarının azalması yabancı yatırımcının Mısır’daki faaliyetlerini ve sıcak nakit miktarını azaltmasına neden oldu. Mart ayında yerel kurunu kasten %14 oranında değersizleştiren Mısır’da bu ayın başlarında da faiz oranları merkez bankası tarafından arttırıldı. Fakat uzmanlar alınan bu önlemlere rağmen ülkedeki ekonomik çalkantının önümüzdeki haftalarda da devam edeceğini düşünmektedir.

Mısır’ın içinde bulunduğu ekonomik krizin birçok nedeni vardır. Bunların ilki ve önemlisi, General Abdülfettah Sisi rejiminin 2014’ten bu yana uygulamakta olduğu, projeler ve ekonomik planlara fon bulunması için gereğinden çok fazla borç alma yoluna başvurulması ve bir harcama önceliği listesinin oluşturulmaması benzeri ekonomi politikalarının akıl almaz derece başarısız olarak çökmesidir.

Rejim, elde edilen fonları normal vatandaşların faydalanacağı sağlık, ulaşım ve eğitim gibi sektörlere aktarmak yerine sadece bir avuç seçkin zenginin çıkarına hizmet edecek mega projelere para harcamayı tercih etti. Bu projelerin en meşhuru olan ‘Yeni İdare Başkenti’ projesini toplam maliyeti 50 milyar doları aşmasına rağmen hala fon yetersizliği nedeniyle tamamlanamadı. Bu pahalı projelerden bir diğeri de ülkenin doğu ve kuzey kıyılarını birbirine bağlaması öngörülen ve 23 milyar dolarlık anlaşması yakın zamanda imza edilen hızlı tren anlaşmasıdır.

Ağır sonuçlar

Ekonomik buhranın sıradan vatandaşları adeta köşeye sıkıştırdığı son dönemde gelen raporlara göre 12 milyondan fazla ‘barınma ünitesinin’ boş hale gelmesi inşaat ve konut projelerine yönelik talebin neredeyse dibi görmesine yol açtı. Bu vahim tabloya rağmen hükümet, şu ana kadar beklenilen getiri seviyesinin yanına bile yaklaşamayan 60 milyar Mısır poundu maliyetli Süveyş Kanalı’nı genişletme projesi benzeri çalışmalara odaklanmaya devam etmektedir.

Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle gıda ve yakıt fiyatlarının küresel çapta hızla artması Mısır’daki durumu bir kat daha kötüleştirdi. Mısır dünyanın en fazla tahıl ithal eden ülkesi olduğu için bu durumdan özellikle etkilendi. Mısır Maliye Bakanı yakınlarda yaptığı bir açıklamada dünyanın en büyük buğday ihracatçılarından olan Rusya ve Ukrayna’nın savaşması nedeniyle artan gıda fiyatlarının küresel çapta toplu ölümlere neden olabileceği hususunda uyarıda bulundu.

Avrupa’da cereyan eden savaş nedeniyle Mısır’ı ziyaret eden Rus ve Ukraynalı turist sayısı azaldığı için ülkedeki turizm sektörü de büyük bir bedel ödedi. Yakın geçmişte turizmden her yıl sürekli olarak milyarlar kazanan Mısır ekonomisi bir darbe de buradan yedi zira pandemi dönemi dolayısıyla turizm gelirleri belirli bir oranda zaten azalmıştı ancak buna ilaveten Rusya-Ukrayna savaşının patlak vermesi turizm sektörüne bağlı birçok iş imkanının yok olması sürecini de iyice hızlandırdı.

Sisi rejimi ayrıca son sekiz yılda milyarlarca dolarlık silah alımı gerçekleştirerek hazinenin altında ezildiği baskıyı bir kat daha arttırdı. Mısır 2020 yılında Suudi Arabistan, Hindistan, Avustralya ve Çin ile birlikte dünyanın en çok silah ithal eden beş ülkesi arasında yer aldı. Rejim, Rusya, Fransa, İtalya, Almanya ve ABD ile onlarca silah anlaşması imzalayarak Mısır halkının ekmeği ile uluslararası arenada kendisine siyasi kozlar satın aldı.

Önemli bir soru

Mısır’da yaşanmakta olan ekonomik kriz akıllara, rejimin hayatta kalıp kalamayacağı, devlet ile toplumun bütünlüğü ve Mısır’ın batmak üzere olan bir ‘iflas etmiş devlet’ haline gelmesinin ne kadar yakın olduğu ile alakalı soruları getirmektedir. Eğer bu nitelikte bir çöküş yaşanırsa bu Mısır devletinin ve devletin kurumlarının Mısırlı vatandaşların yiyecek, içecek ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığı bir döneme girilmesine neden olacaktır. 

Aynı liderlerin hükmettiği, ülkeyi bu duruma getiren politikaların uygulanmaya devam edildiği ve gücü elinde tutanların ne takip edildiği ne de hesap verdiği Mısır’da bu senaryonun gerçek olması işten bile değildir.

Bugün Mısır’ı zapt eden krizin siyasi ve ekonomik boyutlarını gelinen noktada birbirinden ayıramayız. Ülke ekonomisi, bedeli her ne olursa her yeri ve her şeyi kontrol ve domine etmek isteyen bir kapalı asker mantalitesi üzerine kuruludur. Sisi geçmişte kendine sunulan mali fizibilite raporlarını birçok kez göz ardı etti çünkü bir şekilde kendisini her şeyi anladığına ve ekonomiden siyasete ve hatta sanata kadar her şeyi kontrol edebileceğine inandırdı.

Sisi sanatı da kontrol edebileceğine kendini inandırdı derken şaka yapmadım zira ülkede Ramazan ayı boyunca yayınlanan ve Sisi rejiminin imajını güzelleştirip, generalin Müslüman Kardeşler içindeki düşmanlarını öcüleştirmeyi amaçlayan ‘The Choice 3’ isimli televizyon dizisi bizzat Sisi’nin kendisi tarafından kontrol edildi.

Mısır’ın, başta Sisi’nin gitmesi olmak üzere rejimin yapısında değişiklik olmadan içine düştüğü bu ekonomik ve sosyal krizi atlatması hayal dahi edilemez. Tabii burada sorulması gereken önemli soru hala aynıdır: Bu nasıl yapılabilir?


Halil el Anani tarafından kaleme alınan ve Middle East Eye'da yayınlanan bu değerlendirme Mepa News okurları için Türkçeleştirilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.