Molla Muhammed Ömer'in vefat ettiği gün ne olmuştu?

Mahmut Cemil İnce

Evliya menkıbelerine aşinayızdır.

Bu menkıbeler her ne kadar zamanla Allah dostu olmakla ilgisi olmayan, şeriattan ve cihaddan uzak kimselerle ilişkilendiriliyor olsa da, salih selefimizin dönemindeki eserlere bakıldığında sahih olan bazı menkıbeler de görüyoruz.

Kıymetli okur kardeşlerimizin de takdir edeceği üzere "evliya" olmaya, yani Allah dostluğu sıfatına en fazla layık olanların, hayatını Allah yolunda cihada ve fedakarlığa adayan kişiler olduğunu düşünüyorum. Bilhassa küfrün İslam alemini çepeçevre kuşattığı bu çağdaki fedakar, cefakar, sebatkar gençlerin... Zevk alemlerine, nefsinin arzularına, kariyer putuna, dünya hayatının geçici metaına itibar etmeyip camilere, medreselere, meydanlara akın eden gençlerin gerçekten Allah dostu olduğu hususunda kimse ihtilaf edemez.

Özellikle İbn Nehhas'ın "Cihad" başlığıyla Türkçeye tercüme edilen eserinde, cihad ehlinin kerametlerinden bazı örneklikler okumak mümkün.

Keza yakın dönemde Şehid Şeyh Abdullah Azzam'ın "Afgan Cihadında Rahman'ın Ayetleri" eserinde de Allah yolunda cihad edenlerin kerametlerine dair bilgiler okumak mümkün.

Geçtiğimiz süreçte Gazze Şeridi'nde yaşanan mübarek cihad sırasında da mücahidlerin yaşadıklarına dair bilip gördüklerimiz tüm bunları teyit eder nitelikte.

***

Kıymetli okur kardeşim...

Geçtiğimiz gün, Afgan topraklarında cihadın, tecdidin ve ıslahın öncüsü olan merhum Molla Muhammed Ömer Mücahid'in vefatının yıl dönümüydü.

Kendisi sadece Afgan topraklarında şeriatın ikamesiyle sınırlı kalmayan, aynı zamanda İslam aleminin Fas'tan Endonezya'ya her bir köşesinde cihada bayraktarlık edecek kimselere kucak açan bir hareketin mimarıydı.

Kurduğu hareket Allah'ın bereketiyle büyüdü ve güçlendi. Çağın en büyük tağutu olan Amerika'ya meydan okuyup onu devirdi.

Müslüman olsun kafir olsun neredeyse herkesin ismini bildiği ve kendisine gizli bir hayranlık beslediği Molla Ömer, buna rağmen kameralardan uzak, şöhretten kaçan bir hayat yaşadı. Ne boy boy fotoğraflar servis etti, ne de lüks içerisinde bir hayat yaşadı. Vefat ettiği 2013 yılına kadar küçücük, kerpiçten yapılma, birkaç göz odadan müteşekkil bir evde yaşadı. Oysa liderliğini yaptığı Taliban hareketi, çağın en büyük askeri, siyasi ve iktisadi gücü olan ABD ve avanelerine kök söktürüyordu.

Başlıkta "Molla Ömer'in vefat ettiği gün ne olmuştu?" demiştik. Bu sorunun cevabıyla yazıyı noktalamak istiyorum.

Molla Ömer'in vefat ettiği 23 Nisan 2013 günü yaşanan bir hadise, bana salih selefimizin dönemine dair okuduğumuz, cihad meydanlarındaki bazı kerametleri hatırlattı.

ABD ordusuna bağlı medya, 23 Nisan 2013 günü, yani Molla Ömer'in vefat ettiği saatlerde, bir haber paylaştı. Habere göre o saatlerde yaşanan bir dolu fırtınası, Afganistan'ın güneyindeki Kandahar'da, yani Molla Ömer'in yaşadığı bölgelerde, hava üslerindeki Amerikan uçaklarına zarar vermişti.

O günlerde henüz Molla Ömer'in vefat haberi bilinmiyordu ve yaklaşık 2 sene boyunca ABD Molla Ömer'in vefat ettiğini öğrenemedi, ciddi bir istihbarat rezaleti yaşamış oldu.

Bir kudsi hadiste "Her kim benim dostuma düşmanlık ederse ben ona savaş açarım" (Buhari, 6502) buyruluyor.

Molla Ömer'in vefat ettiği gün yaşanan bu dolu hadisesine isterseniz bir evliya kerameti diyelim, isterseniz bir rastlantı, isterseniz Allah'ın dilemesiyle yaşanan bir tevafuk. Bu, kişinin kendi bakış açısına göre değişecektir. Fakat bizler, Allah'ın izniyle, hiçbir şeyin bir rastlantı olmadığına iman ediyoruz. Ve iman ediyoruz ki Allah'ın izniyle keramet göstermeye en layık kimseler, herkesin imanı terk edip küfre yaranmaya çalıştığı bir çağda, küfrün karşısına açıkça dikilen kimselerdir. İşte bunlar Allah'ın gerçek dostlarıdır. Bu kimseler, herkesin kaçıp saklanmaya ve İslam gemisini terk etmeye çalıştığı, Müslümanlarla ve mücahidlerle hiçbir bağlarının olmadığını göstermeye ve böylece kafirleri razı etmeye çalıştığı bir çağda, bir paratoner gibi küfrün tüm saldırılarını üzerlerine çekmekten korkmamışlardır.

Şair sanki şu dizeleri onlar için yazmış:

"Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın."

Sabit olan bir şey var. O da çağımızda Allah yolunda mücadele eden, cihad eden, canını dişine takan her bir insanın, Allah azze ve celle'nin gerçek dostu, yani bildiğimiz tabirle "evliya" olduğudur.

Rabbim bizi evliyasına yakın, düşmanlarından uzak eylesin.


Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.