İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın görev süresinin kalan iki yılında öncelikli hedeflerinin İran'dan kaynaklandığını öne sürdüğü tehdidi tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.
Netanyahu, bu hedefin ardından İbrahim Anlaşmaları'nı genişletmeyi ve Orta Doğu'da yeni barış anlaşmaları imzalamayı amaçladıklarını belirtti.
Fox News'e cumartesi günü yayınlanan röportajında Netanyahu, İsrail ile ABD'nin askeri baskı ve ekonomik yaptırımlar aracılığıyla bu hedefe ulaşma konusunda önemli mesafe kaydettiğini savundu.
İsrail Başbakanı, elde edilen ilerlemeyi Trump'ın liderliğine bağlayarak sürecin tamamlanması gerektiğini ifade etti.
Netanyahu, İran'da halkın kendi geleceğini belirleyebilmesi gerektiğini öne sürerken, böyle bir gelişmenin Orta Doğu'nun çehresini değiştireceğini iddia etti.
Netanyahu'dan İran'ın füze ve nükleer programına ilişkin iddialar
İran yönetiminin ABD ve İsrail'i yok etmeyi amaçladığını ileri süren Netanyahu, Tahran'ın balistik füze programını geliştirdiğini ve bu füzeleri nükleer başlıklarla donatmayı hedeflediğini iddia etti.
İranlı yetkililerin ABD ve İsrail'e yönelik söylemlerini de gündeme getiren Netanyahu, İran yönetiminin kararlarını rasyonel bir kazanç-kayıp hesabına göre vermediğini savundu.
İran'ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceğini söyleyen Netanyahu, Trump'ın da bu konuda aynı tutuma sahip olduğunu öne sürdü.
İsrail Başbakanı, Trump'ın seçimlerden önce Florida'daki Mar-a-Lago malikanesinde yaptıkları görüşmede kendisine İran'ın nükleer bomba edinmesinin engellenmesi gerektiğini söylediğini aktardı.
Netanyahu ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İran yönetimiyle anlaşmaya varmanın mümkün olmadığı yönündeki değerlendirmelerine atıfta bulundu.
İsrail Başbakanı, İran halkı ile yönetimi arasında ayrım yaparak İranlıları köklü bir toplum olarak nitelendirdi ve halkın aşırılıkçı bir ideolojik yönetimin esiri olduğunu ileri sürdü.
İbrahim Anlaşmaları'nın genişletilmesini istiyor
Netanyahu, bazı Arap ülkelerinin İbrahim Anlaşmaları'na katılmak için beklediğini ileri sürerek bu ülkelerin İsrail'in gücünü ve kararlılığını gördüğünü savundu.
İsrail Başbakanı, bölgede barış, ılımlılık ve refaha dayalı bir ittifak oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Netanyahu, bu ittifakın kendisinin “terör ve barbarlık” olarak nitelendirdiği güçlere karşı oluşturulacağını iddia etti.
Trump ile ortaklığın bölgeye barış ve güvenlik getireceğini öne süren Netanyahu, İsrail ile ABD'nin ortak bir tehditle karşı karşıya olduğunu söyledi.
İbrahim Anlaşmaları, İsrail'in 2020'den itibaren Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı Arap ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesini sağlayan anlaşmalar olarak biliniyor.
Netanyahu'nun açıklamaları, İsrail'in bölgesel normalleşme sürecini İran'a karşı oluşturulması hedeflenen daha geniş bir siyasi ve güvenlik düzeniyle birlikte ele aldığını gösteriyor.
Netanyahu, Gazze'de soykırım işlendiği iddiasını reddetti
Netanyahu, İsrail'in Gazze'de soykırım işlediği yönündeki suçlamaları da reddetti. İsrail'in Gazze'ye gıda ve ilaç gönderdiğini öne sürerek soykırım suçlamasının bu durumla bağdaşmadığını savundu.
İsrail'in saldırılar öncesinde sivillere milyonlarca kısa mesaj gönderdiğini ve telefonla uyarılar yaptığını belirten Netanyahu, sivillerin tehlikeli bölgelerden ayrılmaya çağrıldığını söyledi.
İsrail'in Filistin topraklarını işgal ettiği yönündeki eleştirilere de karşı çıkan Netanyahu, bölgeyi “tarihi vatanları” olarak tanımladı ve İsraillilerin bu toprakların yerli halkı olduğunu iddia etti.
Ancak İsrail'in Gazze'deki katliamları, uluslararası alanda ağır eleştirilere konu oluyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, Kasım 2024'te Netanyahu ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze'deki savaşla bağlantılı olarak savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama emirleri çıkardı. Bu emirler, mahkumiyet kararı anlamına gelmiyor.
İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin soykırım teşkil etmesi de Uluslararası Adalet Divanı'ndaki davanın konusu. Divan, dava sürecinde geçici tedbir kararları aldı ancak bu kararlar nihai bir soykırım hükmü niteliğinde değil.
7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden İsrail saldırıları Gazze'de çok büyük can kayıplarına ve geniş çaplı yıkıma yol açtı. Sağlık sistemi ağır hasar görürken gıda, su ve ilaç tedarikindeki kısıtlamalar insani krizi derinleştirdi.
Netanyahu'nun açıklamaları, İsrail yönetiminin İran'ı stratejik öncelik olarak gördüğünü ve Trump yönetimiyle iş birliği içinde bölgesel normalleşmeyi genişletmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.
Ancak İran'a yönelik baskının hangi adımlarla sürdürüleceği ve yeni Arap ülkelerinin İbrahim Anlaşmaları'na katılıp katılmayacağı belirsizliğini koruyor.
Kaynak: Mepa News