ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısından 48 saatten az bir süre önce, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin, saldırı kararında kritik rol oynadığı bildirildi.
Görüşmeye ilişkin bilgi sahibi üç kaynağa göre iki lider, İran lideri Ali Hamaney ile üst düzey yetkililerin Tahran’daki konutunda yapacağı toplantıya dair istihbaratı ele aldı. Söz konusu toplantının, üst düzey liderleri hedef alan ve “baş kesme saldırısı” olarak bilinen bir operasyon için nadir bir fırsat sunduğu değerlendirildi.
Reuters'in haberine göre kaynaklar, yeni istihbaratın toplantının planlanandan daha erken bir saate alındığını gösterdiğini ve Netanyahu’nun bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini savunduğunu aktardı.
Netanyahu’nun, İran’ın geçmişte Trump’a yönelik suikast girişimlerini de hatırlatarak saldırı için güçlü argümanlar sunduğu belirtildi. ABD Adalet Bakanlığı, 2024 yılında Trump’a yönelik bir suikast planı kapsamında ABD’de tetikçi aradığı iddiasıyla Pakistanlı bir kişiyi suçlamıştı.
Görüşme sırasında Trump’ın İran’a karşı askeri operasyon fikrini prensipte onayladığı ancak ne zaman ve hangi koşullarda devreye gireceğine henüz karar vermediği ifade edildi. ABD ordusunun haftalardır bölgeye askeri yığınak yaptığı ve yönetim içinde saldırının yalnızca zaman meselesi olduğu yönünde değerlendirmelerin bulunduğu kaydedildi.
Kaynaklara göre Netanyahu’nun son telefon görüşmesindeki argümanları ve İran liderliğini hedef alma fırsatına ilişkin istihbarat, Trump’ın 27 Şubat’ta “Operation Epic Fury” (Destansı Öfke Operasyonu) adlı operasyon için nihai onayı vermesinde etkili oldu.
İlk bombalar 28 Şubat sabahı atılırken Trump aynı akşam Hamaney’in öldürüldüğünü duyurdu.
Beyaz Saray, söz konusu telefon görüşmesini doğrulamazken operasyonun amacının İran’ın balistik füze kapasitesini ve üretimini yok etmek, donanmasını etkisiz hale getirmek ve nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu açıkladı.
Netanyahu’nun ofisi ile İran’ın Birleşmiş Milletler temsilciliği konuya ilişkin yorum yapmadı.
Trump, saldırı kararının kendisine ait olduğunu kamuoyuna açıklamış olsa da Reuters’ın üst düzey yetkililer ve liderlere yakın kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre Netanyahu’nun sunduğu çerçeve -özellikle İranlı üst düzey isimlerin hedef alınması ve rejim değişikliği ihtimali- ABD Başkanı üzerinde etkili oldu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun 24 Şubat’ta Kongre liderlerine İsrail’in ABD katılsa da katılmasa da İran’a saldırabileceğini ve Tahran’ın ABD hedeflerine misilleme yapacağını söylediği aktarıldı.
Bu öngörülerin büyük ölçüde gerçekleştiği, saldırıların ardından İran’ın ABD çıkarlarını ve bölgedeki müttefiklere karşı karşı saldırılar düzenlediği belirtildi.
ABD istihbaratının ise İran liderliğinin öldürülmesi halinde rejim değişikliği yerine daha sert bir yönetimin ortaya çıkabileceği değerlendirmesinde bulunduğu kaydedildi. Nitekim Hamaney’in ölümünün ardından yerine, ABD karşıtı tutumuyla bilinen oğlu Mücteba Hamaney onun yerine getirildi.
Savaşın dördüncü haftasına girilirken İran’da güvenlik güçlerinin kontrolü sürdürdüğü, geniş çaplı ayaklanma beklentilerinin gerçekleşmediği bildirildi.
Kaynak: Mepa News