Newcastle kasabasının gelenekleri

...

İngiltere’nin Newcastle bölgesindeki tarihsel gelenekleri yansıtan bu kısa metni siz değerli Mepanews okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.

Tyne (1) Nehri Üzerindeki Newcastle Kasabasının Gelenekleri*

Anonim

İngiltere Kralı Henry döneminde, Tyne Nehri üzerindeki Newcastle Kasabası’nda yaşayan halkın bugün bile korudukları yasa, örf ve âdetler şunlardır:

Kasabalılar kendi pazar yerleri, evleri, kasabaları dahilinde veya dışındaki yabancıları, mahkeme kasabada görülmüyor veya yetkililer askerlik veya kale koruculuğu yapıyor veya kırsalda bulunuyorlarsa, Reeve (2)’in iznini almaksızın tutuklayabilir (3); ama bir kasabalı, diğer bir kasabalıyı tutuklayamaz.

Eğer bir kasabalı herhangi birine, herhangi bir şeyi kasaba dışında ödünç olarak verir ve geri alamazsa, ödünç alan (söz konusu şeyi) ödünç aldığını kabul ederse iade edecek, aksi halde kasaba mahkemesinde yargılanacaktır.

Kraliyet tacını ilgilendirenler hariç, tüm dava savunmaları kasabada dinlenerek sonuçlandırılacaktır.

Eğer bir kasabalı herhangi bir dava nedeniyle savunma yapmak durumunda kalırsa, mahkemeden kaynaklanan bir aksaklık olmadıkça veya dava kraliyeti ilgilendiren bir dava değilse veya (söz konusu kasabalı) önceden aptalca bir cevap vermemişse, bu savunma kasaba mahkemesinde belirli bir tarih ve saatte dinlenecektir.

Tyne’a gelen bir tekne/gemi yük boşaltmak ister ve boşaltırsa, kasaba halkı istediğini satın alabilecektir. Tüccar ile kasabalı arasında anlaşmazlık çıkarsa, bu anlaşmazlık üçüncü gelgitten önce çözüme kavuşturulmuş olacaktır.

Bir teknenin/geminin deniz yoluyla getirdiği tüm ticari mallar, tuz ve ringa balığı hariç -çünkü bunlar tekne/gemide satılmak zorundadır- karaya çıkartılacaktır.

Kasabadaki toprağının en az bir yıl ve bir gündür haklı sahibi olan biri, bu toprak üstünde hak talep edeni, ta ki İngiltere dışından biri veya savunma gücünden yoksun küçük bir çocuk olsun, muhatap almayacaktır.

Bir kasabalının evinde ve sofrasında bir erkek evlat varsa, bu erkek evlat babasıyla aynı ölçüde özgür olacaktır.

Kasabaya bir serf olarak gelip en az bir yıl ve bir gün boyunca kasabalı olarak kalırsa ve lorduyla arasında başka bir antlaşma yok ise, kasabada sürekli olarak kalabilir.

Bir kasabalı, herhangi bir konuda bir diğer kasabalıdan davacı olursa, davalıyla dövüşemez; vatan hainliği ile suçlamadığı sürece -ki, o zaman kendini savunmak için dövüşecektir- davalı savunmasını yemin etmek suretiyle yapar. Bir kasabalı, mülkiyet haklarından vazgeçmediği sürece, bir serf ile dövüşemez.

Sadece kasabalı tüccarlar kasaba dışından yün veya hayvan postu veya diğer ticari mallar satın alabilir. Kasaba içinde ise sadece kasabalılardan satın alabilir.

Kazıklayan, dolandırıcılık suçu işleyen bir kasabalı sulh mahkemesine 6 ora (4) para cezası öder.

Kasabada merchet (5), heriot (6), stengesdint (7) ve ‘kan parası’ yoktur.

Her kasabalı, kralın fırını hariç, kendine ait bir fırın ve el değirmenine sahip olabilir.

Eğer bir kadın ekmek veya ale (8) ile ilgili olarak dolandırıcılık yaparsa (bir diğerini kazıklarsa), bu suçla sadece sulh yargıcı ilgilenir. Bu suçu ikinci kez işlerse dolandırdığı oranda para cezasına çarptırılır. Üçüncü kez işlerse mahkemelik olur.

Kasabalılardan başka kimse boyamak üzere kumaş satın alamaz, aldığı kumaşı biçip dikemez.

Bir kasabalı kendi mülkiyetindeki toprak üzerinde hak iddia eden yok ise, bu toprağı satıp istediği bir başka yere özgürce gidebilir.

---

* English Historical Documents, Vol. II, 1042-1189, Oxford University Press, 1953.

(1) İngiltere’nin kuzeyinde Newcastle’dan geçerek Kuzey Denizi’ne dökülen bir nehir.

(2) Reeve: Sulh yargıcı, kraliyet resmi görevlisi

(3) Burada distrain sözcüğü kullanılmaktadır ki, tutuklamanın ötesinde rehin alma, hapsetme, haczetme anlamına da gelir.

(4) İngiltere’ye Danimarkalılar tarafından getirilmiş olan bir para birimidir. 1086 Kıyamet Günü Kitabı’nda (Domesday Book) bir ora’nın 20 penilik gümüşe tekabül ettiği yazılır.

(5) Bir serfin kızını evlendirebilmek için lorduna vermek zorunda olduğu para, bir tür başlık.

(6) Serfi ölen bir lorda ödenen ölü parası.

(7) Birine sopayla vurmanın, onu kan akıtmaksızın yaralamanın cezası olarak ödenen para.

(8) Ale: Bir çeşit bira.

dusuncetarihi.com’dan iktibas edilmiştir.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Sosyoloji Haberleri