Ortadoğu'nun Avrupalı mültecileri

Birinci Dünya Savaşı'nda Avrupalılar mülteci olarak Suriye’ye ve diğer bölge ülkelerine sığındı. Peki Suriye’deki kamplar nasıldı?

Mülteciler bugün bilinen güzergahların aynısından bundan 70 yıl önce de geçtiler. Ancak bu defa sığınma arayışı tam tersi menzildeydi ve mülteciler Suriyeli değillerdi. Savaşın en zorlu dönemlerinde Ortadoğu Yardım ve Mülteciler Birimi (MERRA), Ortadoğu’daki Müslüman halkların yardımına sığınan on binlerce Avrupalı için Suriye, Mısır ve Filistin’de kamplar işletiyordu. 

MERRA bu dönemde çok sayıda hükümet, askeri yetkili ve kurum ile uluslararası organizasyonun hummalı çabaları sonucu tüm dünyada geniş bir mülteci kampı ağını kontrol ve idare etmekteydi. 

ABD Ordu Generali Allen Gullion ve BM Mülteci Birimi başkanı Fred K. Hoehler Avrupalıların hangi güzergahlara göç edeceklerini tahmin etmek için haritaya bakıyorlar. Çoğu Avrupalı Ortadoğu’da güvenilir bir sığınak bulacaktı. 

Ortadoğu'da Avrupalı mülteciler için kurulan kampların haritada gösterimi. (Arşiv kayıtları Ortadoğu’da bulunan ve Avrupalı sığınmacıları ağırlayan mülteci kamplarındaki demografik verilerle ilgili maalesef çok az şey söylüyor. Kampların coğrafi konumları ile ilgili veriler Minnesota  Üniversitesi Sosyal Servisi'nden elde edildi.)

Mart 1944’de MERRA ve Uluslar arası Göç İdaresi (daha sonra Uluslararası Sosyal Servis olarak anılacaktı), bu kamplarda yaşayan Avrupalı sığınmacıların durumunu daha da iyileştirmek için çeşitli raporlar yayınlamıştı. 

Avrupalı mülteciler için kurulan Nuseyrat Mülteci Kampı, Filistin, 1945

Kampa ulaşır ulaşmaz mültecilerin ilk yapması gereken kayıt yapmak ve bir kimlik belgesi almaktı. Bu kartlarda mültecinin ismi, kamp numarası özel becerileri, eğitim durumu gibi bilgiler yer almaktaydı. Kamp yetkilileri her bir mülteci için yaşını, medeni durumunu, cinsiyetini, mesleğini, kampa geliş zamanını ve özel notları içeren bir kayıt açardı. Kampa ulaşan Avrupalı mülteciler hemen bir sağlık taramasından geçirilir, kısa süre içinde kendilerine yeni elbise ve ayakkabı verilen bir birime aktarılır ve burada sağlık çalışanlarının gözetiminde yıkanmaları sağlanırdı. Özellikle Halep’e ulaşmayı başaran Yunanistanlı mülteciler burada günübirlik rutin sağlık kontrollerinin yaşamlarının günlük bir parçası olduğunu bekleyebilirlerdi. 

Bu ilk müdahalelerden ve mültecilerin sağlık ve temizlik koşullarının diğer mültecilerle beraber yaşamaya müsait olduğuna karar verilmesinden sonra kamplara alınırlardı ve nadiren gözetim altında dışarı gidip gezinmelerine izin verilirdi. Kamplarda yetim ve öksüz çocuklar, dul kadınlar, yaşlılar ve sakatlar için ayrı bölümler bulunmaktaydı. 

Kamplarda askerlere verilen menünün yaklaşık yarısı mültecilere verilirdi. (Askerlerin yoğun çalışma mesaileri, aldıkları risk ve zorlu şartları daha fazla kaloriye ihtiyaç duymalarına neden oluyordu.) En önemlisi de -bugün Avrupalılar Suriyelilere domuz eti içeren menüler dayatmasına rağmen- Ortadoğu'nun Avrupalı mültecilerine bu kamplarda inançlarına uygun menüler sunuluyordu. 

Mültecilere ulusal alışkanlıklar ve yerel geleneklerine göre yemekler dağıtılır, isteyen ve imkanı olanlar başka yiyecekler satın alabilirdi. Kadınların toplanıp makarna gibi geleneksel yemekler yapmaları için onlara tahsis edilmiş mutfaklar bulunurdu. 

Günümüzde Avrupa ülkeleri, mültecilerin ziynet eşyalarına el koyup satarak, yaşanan göçün 'hassas' ekonomileri üzerindeki baskısını kırmaya çalışıyorlar. 1944 yılının Avrupalı sığınmacıları ise kamplarda temizlik ve aşçılık gibi kendi ihtiyaçlarına yönelik işlerde dahi asla zorunlu çalışmaya abii tutulmadılar. (Nuseyrat kampında mülteciler aşçı ya da temizlikçi olarak zorla çalıştırılmazdı.) Ancak isteyenlerin durumu iyi olan diğer mülteciler ile ticaret yürütebilmeleri için ayakkabı yapmak, boyacılık, sanat ve diğer zanaatler gibi alanlarda kabiliyetlerini üretime çevirmelerine de izin verilirdi.

Bu not, MERRA’nın Arta Afrika ve Ortadoğu’da 40 bin üzerinde mültecinin bulunduğu kamplar işlettiğini gösteriyor.

Fotoğrafta Hırvat ve Yugoslav Mültecilerin Mısır’daki El Şat mülteci kampında ayakkabı imalatçısı olarak çalıştıkları görülüyor.

Kalemin nadir bulunduğu dönemde Mısır’daki Tolumbay kampında kumlara "okulumuz" yazan Avrupalı mülteci çocuklar. (1944)

Bu notta da kamp yetkilileri mültecilerin mahremiyet alanları, mahremiyet alanı eksikliği sorunsalı, özgürlükten mahrum olmaları vb konuları ele alan ifadeler yazmışlar ve mültecilerin yaşamlarının olabildiğince normal şartlara uyumlu hale getirilmesi konusunu konuşmuşlar.

1945’ten 1948’e kadar Mısır’daki Moses Wells kampında kalan Yunan mülteciler Samos’taki aile üyeleri ile yeniden buluşurken çekilen resimleri.

Kaynak: PRI, Mepa News

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Tarih Haberleri